Tiny Url
http://tinyurl.com/y2ldq47w
Ergun Babahan
May 13 2019

Fehim Taştekin: Mevcut politika değişmeden Kürt kartı işe yaramaz

Türkiye, Suriye bataklığında debelenmeye devam ediyor. S-400 füzelerinin süresiz erteleneceği haberlerinin ardından Putin’in İdlib hamlesi geldi.

Moskova ile Washington’ı birbirine kırdırıp kendine alan açma çabası içinde olan Erdoğan, bu taktikte duvara dayanmış görünüyor. S-400 kararı ile birlikte tercihini belli edecek. Şu an için görülen Erdoğan’ın S-400 alımında ısrarlı olabileceği…

Ancak içerideki Kürt meselesini çözememiş, anti-demokratik uygulamalarla daha da büyütmüş bir Erdoğan’ın Suriye coğrafyasında başarılı olma ihtimalinin kalmadığı da ortada. Hele ekonomik kriz zirve yapmış ve devlet iflas noktasına gelmişken…

Fehim Taştekin ile bu hafta Erdoğan’ın Abdullah Öcalan hamlesi, İdlib’teki gelişmeler ve Suriye’nin Doğusu’nu konuştuk.

 

 

İşte Taştekin’in gelişmelere ilişkin değerlendirmeleri:

‘‘Türkiye birçok konuda olduğu gibi Suriye’de ABD’yi Rusya’yla, Rusya’yı ABD’yle dengelemeye dönük siyasetinin limitlerini tüketti. Fırat’ın doğusunda 30 km derinliğinde 460 km genişliğinde bir alanı tampon bölge haline getirmeye dönük iddialı çıkışlardan netice alınamayınca, İdlib’de Ruslara verilen sözler tutulmayınca ve “Afrin’e düzen getirdik” efsanesi işe yaramayınca farklı düzlemlerde ABD ile pazarlık sürecine girildi.

Bunun ABD ile S-400 krizi, içeride seçim hezimeti ve ekonomik çöküşle de doğrudan ilgisi var tabii. Fakat ABD’yle pazarlığa girince Ruslarla hesap tutmuyor ya da tam tersi. Artık dillerinden düşürmedikleri kazan-kazan taktiği çok geride kaldı, şimdi her yerde kaybet-kaybet denklemi işliyor.

Hem Suriye’de tökezledikleri için hem de iç siyasette Kürtlerin rolü öne çıktığı için ABD üzerinden Suriyeli Kürtlerin nabzı yoklanıyor. İmralı’da Öcalan’dan alacakları bir-iki mesajla durumu etkileme çabası içindeler.

MİT’in Suriye’de Mazlum Kobani ile görüşmelerine dair iddiaları şahsen teyit ettiremesem de Öcalan’ın tekrar devreye sokulmasının nedeni aşikar: Suriye’deki tıkanmışlığı aşacak yeni fırsatlar yakalamak ve içeride Kürtlerin tercihlerini etkilemek. Bu işe yarar mı? Sanmıyorum. Bir kere Öcalan Kürtlere yeni bir şey söylemiyor. O yüzden Kürtlerin sahadaki gerçekliğe rağmen Ankara’nın beklentisine uygun bir yaklaşım içine girmesi hayali olur.

Kürtlerin öne sürdüğü şart belli: “Bizim Türkiye’ye karşı bir düşmanlığımız yok; önce Türkiye Afrin’deki işgal durumuna ve düşmanca siyasetine son vermeli.” Bu konuda bir açılım olmadan mesaj teatisiyle bir netice almaları mümkün değil.

İktidar Afrin’den çekilmeyi Suriye’deki iddialarından vazgeçmek olarak görüyor. Afrin’den çekildiğinde sırayla diğer ceplerden de çekilmek zorunda kalacaklarını düşünüyorlar. Suriye’den bir şey kaldırmadan oyundan çekilmek istemiyorlar. Ama oyunun sonuna gelindiği de apaçık ortada.

İdlib’de Rusya ve Suriye ordusunun operasyona girişmesi de Astana sürecindeki ortaklığın tıkandığına işaret ediyor. Ruslar Türkiye’nin ABD ile Fırat’ın doğusunda görüntüyü kurtaracak bir tampon formülü için pazarlığa girmesinden rahatsız.

Ayrıca Erdoğan’ın S-400 ile ilgili kaçış yolu araması ihtimalinden kuşkulular. O yüzden İdlib’de çemberi daraltan bir operasyonun önünü açtılar. ‘Sen önce bir İdlib’de taahhütlerini yerine getir, yoksa cihatçı sığınağını dağıtacağım’ diyen bir mesajla Ankara’yı köşeye sıkıştırıyorlar.’’