İdlib politikası: 'Akıbetini düşünen kahraman olamaz'

Yazının yazıldığı dakikalarda 33 Türk askerinin Suriye-Rusya hava saldırısı sonrası İdlib'de hayatını kaybettiği, Hatay Valisi tarafından açıklanmıştı. Bu sayının sabah saatlerinde daha da artması mümkün.

NATO'nun şu an için İdlib'de yapılan saldırıları NATO toprağına yapılan bir saldırı olarak kabul ederek, ciddi bir harekete geçmesinin beklenmemesi gerektiğine inanıyorum.

Türkiye bu yüksek sayıdaki kaybı ile caydırıcılığına büyük bir darbe aldı. Göz göre göre, 'oturan ördek' gibi bekleyen Türk askerleri ve hedefleri vuruldu.

Rus delegasyonun Ankara'da görüşmeler yaptığı gün meydana gelen bu saldırı sonrası Kremlin bütün gece bir açıklama dahi yapmadı.

Buna karşılık Türk güçlerinin misliyle cevap vermeye kararlı oldukları açıklamaları televizyonlarda yer aldı. Türkiye, insansız hava araçlarını kullanıyor görüntüsü verirken, ABD ve NATO'ya destek çağrıları yoğunlaştı.

Aynı saatlerde sınır kapılarının açıldığı ve artık Avrupa'ya gitmek isteyen Suriyelilerin durdurulmayacağı haberi düştü. Bunun Batılı ülkelere baskı için kullanıldığı açık.

Bu sırada İngiltere'de oldukça popüler bir radyo istasyonu olan LBC ile bağlantı gerçekleştirmeye başladım. Tabi ki bu tür bir olayda İngilizlerin ilgi duyması ve yorum istemesi normaldi. Ama o da ne?

İki soru soracakları ve ikinci sorunun da bu sınır kapılarının açılması tehdidinin gerçek olup, olmayacağını soracaklarını tahmin edemezdim. Bütün gece düzinelerce ölü ve bir savaşın dahi mevzubahis olduğu olaylar içinde Batılı bir radyonun sınır kapılarının açılıp, açılmayacağını sorması Batı'daki dikkatlerin ne kadar da bu göçmenleri 'üstlerine salma' tehdidine odaklandığını gösterdi.

Saatler geçtikçe artan asker kaybı sayılarının Hatay Valisi tarafından yapılması, Cumhurbaşkanı, Genelkurmay, Savunma veya Dışişleri Bakanlıkları sözcülerinin sessiz kalması anlaşılamadı.

Washington'ın etkili Türkiye uzmanlarından Alan Makovsky'nin "Türkiye ABD'den Suriye'de ciddi bir destek beklememeli" şeklindeki tweet uyarısı dikkat çekiciydi.

Erdoğan'ın Şubat ayının sonuna kadar verdiği 'deadline' böylece iki gün geriye çekildi. Bütün gece olaylar hakkında bir açıklama bile yapmayan Kremlin ile 24 Kasım 2015'ye benzer bir kırılmaya doğru gidiliyor havası var.

Erdoğan, yıllar geçtikçe Türkiye'ye daha özgür, müreffeh ve huzurlu gelecek sunamayacağını ama daha çok fetih vadedebileceğinin farkına vardı ve yapabileceğini yani savaşı 'hediye' etti.

Türkiye sürekli bir savaş havasına sokularak, içerideki muhaliflerin yükselmeye başlayan seslerini kesebileceği bir güvenlik havasına giriyor olabilir.

15 Temmuz'un etkisinin ve onunla gelmiş olan OHAL'in yerini şimdi yeni bir OHAL alabilir.

Bütün bunlar Erdoğan'ın işine uzun dönemde yaracak mı?

Savaş sonu kestirilmesi zor bir kumar. Bu ciddi olayların yaşandığı gece gayet itibarlı Washington kuruluşlarında çalışan çok keskin gözlem gücüne sahip farklı analistlerin analizlerinin birbirinden farklılık gösterdiğini hatırlamalı.

2011'den beri savaşta olan, ülkesinin üçte birinin Kürtler ve ABD, kuzeyi Türkiye ve gerisini İran-Rusya ülkeleri ile bölüşen Esad'ın güçlerinin iyi bir moral içinde olduğunu söylemek çok zor olur ama avantajları kendi topraklarını geri almak istemeleri.

Türkiye'nin hafife alınmaması gereken gücü varken, bulunduğu toprağın bir başka ülkenin toprağı ve hava gücü olmadan savaşması gerektiğinin farkında.

Ama eğer Erdoğan yüksek sayıda Türk askeri kaybını göze almışsa?

Peki Erdoğan savaşı bütün kuzey Suriye'ye yaymayı planlıyorsa?

Ya Erdoğan uzun süreli bir savaşı göze almışsa?

Bütün bu sorulara 'olmaz' demek imkansız zira tamamen kapalı ve şeffaf olmayan, soru dahi sorulamayan bir Türk hükümeti var karşımızda. Saray tamamen 'la yüs'el' halinde. Kimseye hesap vermeye gerek duymayan bir Saray'ın aynı hesapsızlıkla planlamalar yapması mümkün.

Nihayetinde Cumhurbaşkan Yardımcısı'nın 'akıbetini düşünen kahraman olamaz' şeklinde dış politikayı tanımladığı karşımızda gerçek. Ben açıkçası Cumhurbaşkanı Yardımcısı'nın geçtiğimiz haftalardaki o sözünün bir kaza değil, bulunduğu yerin havasını yansıtması olduğunu düşünüyorum.

Ankara İdlib'de 'sonunu düşünen kahraman olamaz' politikası güttüğü izlenemi veriyor.

@Ahval Türkçe