İran’ın Suriye’de zayıflaması Erdoğan’a alan mı açıyor?

Suriye ve Libya’da son haftalarda çok önemli gelişmeler yaşanıyor. Dünya koronavirüs krizi ile uğraşırken Türkiye’nin fiili olarak savaştığı iki ülkede dengeler alt üst oldu. 

Suriye’de ülkenin en zengin işadamı Rami Mahluf kendi Facebook adresinden rejim tarafından mallarına el konulduğunu belirterek önce Devlet Başkanı Beşar Esad’dan olaya el koymasını istedi. Ardından yayınladığı ikinci videoda bu kez yarı meydan okuyarak şirket çalışanlarının tutuklanmaya başlandığını, ancak boyun eğmeyeceğini söyledi. 

Aynı dönemde rejimin koruyucusu durumundaki Rusya’da Kremlin yanlısı medya Beşar Esad’a yönelik sert eleştirilere yer veren yazılar yayınlamaya başladı. Cılız da olsa Suriye tarafından da Rusya’ya misillemeler geldi. 

Bu arada İsrail’in Suriye’deki İran yanlısı grupları hedef alan saldırıları artmaya başladı. 

Libya’da ise Türkiye destekli Ulusal Anlaşma Hükümeti (UAH), Halife Hafter liderliğindeki Libya Ulusal Ordusu’na karşı ciddi başarılar elde etmeye başladı. Başkent Trablus’un batısındaki pek çok önemli kent ve kasaba ele geçirilirken, stratejik Tarhuna kenti ile Vatiye Üssü kuşatma altına alındı. 

Tüm bu gelişmelerin birbiriyle bir şekilde ilişkisi bulunuyor. 

Her iki ülkede de dengelerin değişmesinde, koronavirüs krizinin etkisiyle dünya petrol ve doğal gaz piyasasında yaşanan çöküşün etkisi büyük oldu. Birkaç ay önce 60-70 dolar bandında seyreden petrolün varil fiyatı bir anda 20 dolar seviyelerine geriledi. Bu durum, gelirlerinin önemli bir kısmı petrol ve doğal gaza bağlı pek çok ülke bütçesinde muazzam kara delikler oluşturdu. Krizden etkilenen ülkelerin bazıları Suriye ve Libya’da Türkiye’nin rakipleri ya da düşmanları durumunda. 

Libya ve Suriye’de ilk ciddi kırılmalar, geçtiğimiz yıl Kasım ayında Türkiye’nin Libya Ulusal Anlaşma Hükümeti ile yaptığı askeri işbirliği anlaşması ve İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı General Kasım Süleymani’nin bu yıl Ocak ayında Bağdat’ta ABD tarafından öldürülmesi oldu. 

Türkiye’nin bu anlaşmayı bahane ederek Libya’ya gönderdiği zırhlı araçlar, dronalar ve Suriyeli paralı askerler, Hafter güçlerinin hızlı ilerleyişini durdurdu. 

Suriye’de ise geçtiğimiz yıl sonunda Maharat el Numan ve akabinde M4 ve M5 karayollarının birleştiği Sarakib kentlerinin düşmesi üzerine Türkiye İdlib’e askeri yığınak yapmaya başladı. Rejim güçlerini daha fazla ilerlememesi için önemli noktaları kontrol etmeye başlayan TSK arka arkaya rejim güçleri ve destekli Rus hava kuvvetlerinin hedefi haline geldi.

Özellikle Şubat ayında 34 askerin öldürülmesi İdlib’de TSK’yı risk almaya itti. Rejim güçlerini hedef alan top ve dron saldırılarında yüzlerce Suriye askeri ve İranlı militan öldü. 5 Mart’ta Moskova’da bir araya gelen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Rus Lider Vladimir Putin İdlib’i M4 karayoluyla ikiye bölen anlaşmaya imza attı. 

Ancak Ocak ayından itibaren dünya gündemine gelen ve Mart ayında da tüm dünyayı kasıp kavuran Koronavirüs krizi Libya ve Suriye krizlerini bir süre dünya gündeminden düşürdü.

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.