Mar 23 2018

NY Times: 'İlerleme' sürerse Türkiye için risk çok fazla

Türkiye'nin Afrin Operasyonu, kent merkezinin ele geçirilmesiyle daha sakin bir seyir izliyor. Kentten gelen yağma ve talan görüntüleri hafızalara kazınırken, nüfusun büyük bir bölümünün kötü koşullarda yollara düşüp Afrin'e terk etmelerinden sonra, bu kasaba bir hayalet şehre benziyor.

Ancak Türkiye, kendini Afrinle sınırlayacak gibi görünmüyor.

The New York Times'da yayınlanan bir haber de bu noktaya parmak basıyor. Türkiye'nin daha fazla ilerlemesi halinde risklerin de giderek artacağına değinilen haberde, zafer gibi görünen tablonun tersine dönme ihtimaline vurgu yapılıyor.

İki ay süren ve nasıl gideceği belirsiz bir harekatın sonunda Türkiye’nin kuzey Suriye’de daha büyük bir parçanın denetimini ele geçirmeye yönelik operasyonu başarılı gidiyor görünüyor. 

"Bahar çiçekleri ile fıstık ve zeytin ağaçlarının süslediği Suriye sınırında daha önce sıkça duyulan roket atışları ve savaş uçakları Türkiye geçen hafta Afrin’i ele geçirdiğinden beri sessiz" yorumu yapılan haberde riskler şöyle sıralanıyor:

Zafer, Türkiye’de büyük çapta kutlandı ve harekatı Suriye’nin kuzeyinde devam ettirmeye hatta Irak’a kadar uzatmaya kararlı olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı daha da cesaretlendirdi. 

Ancak Türkiye’nin Suriye’deki geleceği belirsiz ve risklerle dolu. 

Türkiye’nin ve müttefiklerinin ilerleyen askeri harekatına Suriye hava sahasını kontrol eden iki güç olan Rusya ve ABD şimdiye kadar tahammül etti ancak Türkiye  daha fazla zorlarsa dirençle karşılaşabilir. 

Kendi Kürt nüfusuyla ilgili sorunları ele alma tarihi pek de başarılı sayılamayacak olan Türkiye’nin kendini PKK’nın onlarca yıldır devam ettirdiği savaşın devamı olarak Suriye’de bir gerilla savaşının içine bulması mümkün. 

ABD merkezli German Marshall Fund’ın Türkiye direktörü Özgür Ünlühisarcıklı “Afrin Türkiye için denetlemesi kolay bir bölge değil. Nüfusunun büyük çoğunluğunun Kürt olmasının yanı sıra önemli bir kısmı da PKK’ya sempati duyuyor.”

Türkler’in Afrin’deki ani zaferini kuşatan sevinç bile savaş sonrası durumun karmaşıklığı yüzünden kısa sürede azaldı. 

Suriye’nin karadaki müttefikleri Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) Afrin şehrini ele geçirdikten kısa süre sonra sosyal medya şehri yağmalayan ÖSO askerlerinin videoları ve görüntüleriyle doldu. 

Afrin’deki ortam çok değişken. Bu hafta patlayan bir bubi tuzağı yedi sivili ve dört ÖSO askerini öldürdü. Gazeteciler Koruma Komitesi’ne Suriyeli bir gazeteci de hayatı kaybedenler arasındaydı.  

Ancak Afrin’in düşüşü Suriye’de yedi yıldır devam eden içsavaşı sonlandırmaya yönelik her türlü pazarlıkta Türkiye ve müttefiklerinin dikkate alınması gerektiğini açıkça ortaya koydu. 

Ünlühisarcıklı: “Türkiye ve ÖSO, Suriye’de varlığı reddedilemez bir güç haline geldi” dedi.

Derinleşen harekat Türkiye’yi Rusya’nın desteklediği Suriye Cumhurbaşkanı Başar Esat ile onu devirmeye çalışan muhalif grupların savaşının ortasında bırakıyor. 

Bu muhaliflerin bazıları ABD destekli ancak Türkiye ve sahadaki müttefiklerinin karşısındalar.

Afrin’in alınması sahada birçok şeyi değiştiriyor. Suriye’nin kuzeyinde Türkiye'ye bağlı kuvvetlerin bulunduğu bazı bölgeler ile Türkiye’nin varlığını hızla genişlettiği ve muhaliflerin elinde bulunan Batıdaki İdlib şehriyle bir bağlantı kuruyor. 

Yaklaşık 2 milyon kişinin yaşadığı İdlib’de nüfusu yerinden edilerek Suriye’nin başka köşelerinden gelen kişiler ve günlük olarak Suriye hükümeti ve Rus hava saldırılarıyla karşı karşıyalar. 

Muhalifler arasında egemen olanlar radikal İslamcı gruplar ve Rusya Türkiye’yi muhalifleri kontrol etmeye söylüyor. Ancak Türkiye bu gruplar arasında en güçlü olan el Kaide bağlantılı Tahrir al Şam örgütüyle yüzleşme konusunda şimdiye kadar isteksiz davrandı. 

Başarılarının da cesaretlendirmesiyle, Türkiye’nin müttefiki ÖSO Afrin’den doğuya doğru ilerleyerek Menbiç şehrini zorluyor. 

Yollarında ise birçok ÖSO savaşçısının geldiği 15 Arap köyü yer alıyor. 

İstanbul’da yer alan Ekonomi ve Dış Politika Araştırma Merkezi (EDAM) başkanı sinan Ülgen “Sorun konunun ABD ile uzlaşarak çözülüp çözülemeyeceği” dedi. 

Türk yetkilileri YPG’nin Fırat Nehri’nin doğusuna çekilmesine yönelik olarak Amerikalılarla bir planın ana hatları üzerinde anlaştıklarını söylüyor. 

Böyle bir gelişme Türkiye ve ABD’nin Menbiç’te ortak bir operasyon yürütmesini sağlayarak iki NATO müttefiki arasında bir karşılaşma olmasını engelleyebilir. 

Ancak Ülgen’e göre ABD Dışişleri Bakanlığı bir uzlaşma yolu ararken Pentagon ve Amerikalı komutanlar YPG’ye karşı harekata direniş gösterdiği için ABD bu konuda çelişkili sinyaller gönderiyor. 

ABD ve Türkiye’nin Menbiç konusunda anlaşması iki ülke arasında artan gerilim sonrası Suriye’de yeni bir işbirliği dönemini başlatabilir. 

Ünlühisarcıklı: “Menbiç ABD ve Türkiye arasında güven tazelemek için önemli. Menbiç konusunda bir anlaşmaya varılırsa, bu Türkiye - ABD ilişkileri üzerinde önemli etki yaratacaktır.”

Erdoğan şehir ve bölgeyi güvenceye almak için ABD ile çalışmaya hazır olduğunu ima etti. 

Salı günü partisinin grup toplantısında konuşan Erdoğan  “Stratejik ortaksak ABD bize saygı duymalı ve bizimle hareket etmeli” dedi. 

Erdoğan’ın Türkiye’nin amacının çoğu Türkiye’de bulunan binlerce yerinden edilmiş Suriye’nin geri dönebilmesi için güvenli bölgeler yaratmak olduğu konusunda ısrarlı. 

Bu konuda bir örnek Afrin’in 100 mil kadar batısında bulunan Cerablus şehri. Suriye’nin Türk denetimi altındaki bölgelerdeki başarılı yönetimini göstermeye hevesli Türk Hükümet, New York Times için ender görülebilecek şekilde bölgeye bir ziyaret ayarladı. 

IŞİD’den 2016 yılında özgürleşen Cerablus kenti bugün çoğu Esat hükümetine karşı başlayan ayaklanmada yer almış olan Suriyeli öğretmen ve mühendislerden oluşan bir konsey tarafından yönetiliyor. 

Türk bir kamu görevlisi olan Yaşar Aksanyar vali yardımcısı olarak görev yaparak yeniden yapılanma ve insani yardımı koordine ediyor ve Türk ordusu, ÖSO ile birlikte, güvenliği sağlıyor. Aksanyar “Kararları yerel konsey alıyor ama deneyimi biz aktarıyoruz” diyor. 

Aksanyar’a göre en büyük zorluk altyapı, hükümet hizmeti, su ve elektrik olmaması. Bir doktor ve insani yardım idarecisi olarak önceliğinin dezavantajlı gruplara yardım etmek olduğunu söylüyor. 

Bu küçük sınır şehrinin nüfusu Suriye’nin her yerinden gelen insanlarla ikiye katlanmış ve Türkiye’nin yardım çok geniş bir alana ulaşmıyor. Geçici kamplarda bulunan birçok insan aylardır yardım alamadıklarını söyledi. 

Ancak Türkiye’nin yardımıyla yerel idare bir hastane ve 100 okul açmış. Her sokağında ticari faaliyetler ve inşaatların devam ettiği şehir hareketli. 

Bazı Suriyeliler ve Türkler Türkiye’nin Suriye’deki askerli varlığını sömürge denemesi olarak Türkiye’nin varlığını kınıyor. Ancak Türkiye’nin bölgedeki varlığı Esat hükümetine muhalif olan grupların bombalama tehdidi olmadan yaşamasına olanak sağladı. 

Bugün orada bulunan bir çok insan Cerablus’un bu halini Esat hükümeti veya radikal İslamcıların dönemine veya YPG’nin denetimindeki bölgelerde zorunlu askerlik uygulamasına tercih ettiğini söylüyor. 

Deyrizor’dan gelen Salih Khodor adlı  bir doktor Suriye’nin birçok bölgesinde önce IŞİD sonra  Suriye Demokratik Güçleri kontrolü altında şimdi de burada yaşadığını anlatıyor. “Bu bölgede yaşama şansları olsaydı Suriyelerinin yüzde 90’ı buraya gelirdi diyor.”

Cerablus’a gelmek için kaçakçılara para ödeyen doktor ailesiyle birlikte ülkenin güneyinde başlayan ve 15 gün süren bir yolculuk yapmış. 

“Buraya önce güvenlik, sonra okullar ve sonra da iş olanakları için geldim. Burası güvenli ve ifade özgürlüğü var.”