Putin, Erdoğan ve Ruhani'den Suriye petrolleri için ABD'ye karşı ortak bildiri

Son zamanlarda görece daha az çatışma ve silah seslerin geldiği Suriye'de, diplomasi trafiği ise bitmek bilmiyor. Ülkedeki savaşın sona ermesi için çözüm arayışları sürüyor. Ancak bu konuda bölgesel ve uluslararası güçlerin üzerinde anlaşmaya vardıkları bir mutabakat yok. 

Dengeler de oldukça hassas. Her an ani bir gelişmeyle ülkede kartlar yeniden harmanlanabiliyor. 

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in, İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan video konferans yöntemiyle görüştü. 

Astana formatındaki Suriye konulu üçlü zirvenin sonunda bir ortak bildiri kabul edildi. Erdoğan, Putin, Ruhani  Suriye'nin petrol gelirlerine el konmasını kınadıklarını vurguladı.

Sputnik'in aktardığına göre liderler, üçlü zirve sonucunda kabul ettikleri ortak bildiride şu ifadeleri kullandı:

* Suriye'nin kuzeydoğusundaki durumu istişare ederek bu bölgede istikrar ve güvenliğin yalnızca Suriye'nin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı gösterilmesi temelinde sağlanabileceğinin altını çizdik ve bu amaç doğrultusunda çabalarımızı birleştirme kararı aldık.

* Suriye'ye ait olması gereken petrol gelirlerine hukuka aykırı şekilde el konmasını kınayarak bundan duyduğumuz rahatsızlığı ifade ettik.

* İdlib gerilimi azaltma bölgesindeki durumu detaylı şekilde ele aldık ve İdlib'le ilgili tüm anlaşmaların eksiksiz olarak uygulanması yoluyla sahada sûkunetin korunması gerektiğinin altını çizdik.

* IŞİD'in, El Nusra'nın, El Kaide ve IŞİD'le bağlantılı tüm kişi, grup, kurum ve kuruluşların ve BM Güvenlik Konseyi tarafından terör örgütü olarak tanınan diğer tüm örgütlerin nihai olarak imha edilmesi amacıyla işbirliğine devam etme kararlılığımızı teyit ettik.

* Göçmenlerin ve yer değiştirenlerin Suriye'deki daimi ikametgahlarına güvenli ve gönüllü olarak dönmesine destek verilmesi gerektiğini belirttik. Bu bağlamda uluslararası toplumu sığınmacıların yerleştirilmesi ve normal yaşamlarına dönmesine destek verme, sürece katılım seviyelerini yükseltme ve su, elektrik tedarik hatları gibi temel altyapı sistemlerinin, okulların ve hastanelerin ıslahına, arazilerin mayından arındırılmasına yönelik projeler yoluyla Suriye'ye yardımlarını artırma çağrısı yaptık.

* Suriye'deki insani durumdan ve Suriye'nin sağlık sistemini, sosyo-ekonomik ve insani durumunu önemli oranda etkilediğini kabul ettiğimiz koronavirüs pandemisinin etkisinden duyduğumuz ciddi endişeyi dile getirdik. Uluslararası hukuku, uluslararası beşeri hukuku ve BM Tüzüğü'nü ihlal eden tüm tek taraflı yaptırımlara özellikle pandemi koşullarında karşı çıktığımızı ifade ettik. Bu bağlamda, Suriye halkının acılarının hafifletilmesi için Suriye genelinde hızlı, güvenli ve engelsiz insani erişimin sağlanması gerektiğini belirterek başta BM ve insani kuruluşlar olmak üzere uluslararası topluma ayrımcılık yapmadan, süreci politize etmeden ve ön koşul sunmadan tüm Suriyelilere yardım sunma çağrısında bulunduk.

* Suriye Anayasa Komitesi'nin 3. toplantısının Ağustos 2020'de yapılmasına ilişkin kararı memnuniyetle karşıladık ve komite üyeleri ve BM Suriye Özel Temsilcisi Geir Pedersen ile sürekli etkileşim halinde bulunarak komitenin çalışmalarına destek sunmaya hazır olduğumuzu teyit ettik.

* İsrail'in Suriye'deki saldırılarının istikrarı bozucu nitelikte olduğunu, ülkenin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü ihlal ettiğini ve bölgedeki gerilimin tırmanmasına yol açtığını düşünüyoruz. Başta BM Güvenlik Konseyi'nin 497 sayılı kararı olmak üzere Suriye'nin Golan Tepeleri'nin ihlal edilmesine karşı çıkan BM'nin ilgili kararları da dahil genel kabul görmüş uluslararası hukuk kararlarına saygı duyulmasını gerektiğini vurguladık. Golan Tepeleri'nin işgali, uluslararası hukukun kaba ihlali olup bölgesel barış ve güvenliği için tehdit oluşturuyor.

* Şartlar el verdiğinde Astana formatındaki Suriye konulu bir sonraki zirvenin yapılması için temsilcilerimize talimat verme konusunda mutabık kaldık.