‘Rusya, İhvan’ın Suriye’ye dönmesine olanak sağlayan formüller mi arıyor?’

Suriye’de Rusya ve Esad arasındaki ilişkilere ilişkin yeni bir iddia gündeme geldi. Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Mihail Bogdanov’un Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Koalisyonu (SMDK) eski başkanı Ahmet Muaz El Hatip ile Katar’ın başkenti Doha’da buluştuğu iddiası üzerine Suriye’de “Suriye'de İhvan çözümü mü?” tartışmaları ortaya çıktı. 

Duvar yazarı Musa Özuğurlu, Bogdanov ile Hatip arasındaki buluşmaya ilişkin  Bogdanov, Hatip’ten Esad’ın yerinde kalması ve bundan sonra yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerinde sadece bir kez daha aday olabilmesi şartıyla, kurulacak ‘genişletilmiş milli mutabakat hükümetinin’ başına (başbakan) geçmesini istediği yönünde iddiaların ortaya çıktığını hatırlatıyor.

Özuğurlu “Rusya neden Muaz El Hatip’te ısrarcı ya da en azından formüllerinden birinin figürü olarak görüyor?” sorusunu yöneltiyor.

Muaz El Hatip’in Şam’daki Emevi Camii’nin eski hatiplerinden olduğunu hatırlatan Özuğurlu, “Babası ve dedesi de öyleydi. Şam’ın kadim ailelerinden birine mensup. 2011’de olaylar başladığında yönetime karşı açıklamalar yapmış, gözaltına alınmış, serbest bırakılmış ve sonra Suriye dışına çıkmıştı. Sonrasında Esad karşıtı kalkışmayı destekleyen ülkelerde yaşadı. Başta Türkiye vardı elbette. Öyle ki El Hatip, 15 Temmuz darbe girişiminin olduğu akşam Suriye’de yeni çözüm planını sunmak üzere müsteşar Hakan Fidan ile görüşmek üzere MİT binasındaydı” ifadelerini kullanıyor.

Muaz El Hatip’in 2011 sonrasında Müslüman Kardeşler’in ruhani lideri Yusuf El Karadavi’ye bağlılığını ilan ettiğini belirten Özuğurlu, “Muaz El Hatip’i Ankara kadar destekleyen diğer bir başkentin Doha olduğunu belirtelim. Bogdanov’un El Hatip ile görüşmeyi Katar’ın başkenti Doha’da yapması tesadüf değil. Katar ve Türkiye’nin Müslüman Kardeşler sorunu nedeniyle oluşan krizde aynı kampta yer aldıklarını da biliyoruz. Katar’ın El Nusra’yı desteklediğine dair iddialar da malum” diyor.

Rusya’nın Müslüman Kardeşler ile özel bir ilişkisinin olmadığını söyleyen Özuğurlu, “Hatta Suriye İhvanı 2015 yılında Rusya’ya karşı açıklama yapmış ve ‘dünyanın her yerindeki Müslümanlara Rusya’nın Suriye’deki saldırganlığına karşı seferber olma’ çağrısında bulunmuştu. El Hatip daha önce yaptığı açıklamaların birinde de Rusya’nın da terör örgütü olarak tanımladığı El Nusra’yı ‘Suriye devriminin bir parçası olarak gördüğünü’ belirtmişti” hatırlatmasında bulunuyor.

“Rusya’nın El Hatip ile görüşmesinde Türkiye’nin etkisi var mı?” sorusunu yönelten Özuğurlu, “Bu sorunun cevabını henüz bilmiyoruz. Öyle olsa ve Rusya El Hatip’li planını hayata geçirmek istese bile önünde birçok zorluk var” yanıtını veriyor.

“Suriye yönetimi onca yıllık savaş ve kayıptan sonra El Hatip ve Müslüman Kardeşler’i nasıl sindirecek?” diyen Özuğurlu, şunları söylüyor:

“Politika elbette esnek olmayı gerektirir ancak bunu halka anlatmak yönetim açısından çok da kolay olmayacak.

BAE, Müslüman Kardeşler’e karşı mücadele veriyor ve son dönemlerde Suriye ile ilişkileri gelişmeye başladı. Yönetim böyle bir çözümü kabul ederse BAE’nin tavrı ne olacak?

Diğer yandan İran da Sisi’nin askerî darbesine karşı tavır almış ve Müslüman Kardeşler’i destekleyen açıklamaları nedeniyle Kahire ile ilişkilerinde sorun yaşıyor. İran, Libya’da da Türkiye’nin birlikte hareket ettiği UMH’yi (Sarrac) destekleyen açıklamalar yapıyor. Mısır, Suriye’ye karşı Mursi’den sonra özel bir tavır almadı ancak MK’nin Suriye’de etkin olması Kahire’de Suriye’ye karşı havayı değiştirebilir.

Böyle bir hükümetin iş başına gelmesi en çok Ankara’yı memnun eder. Ankara’nın Libya’dan sonra Suriye’de alan kazanması Suudi Arabistan ve BAE ve Mısır’ı fazlasıyla rahatsız edecektir.

Rusya ne şekilde olursa olsun Esad’ı en az bir dönem daha iktidarda görmek istiyor ve Müslüman Kardeşler’in yıllar sonra Şam’a dönmesine olanak sağlayacak, olmaz denilen formülleri de deniyor. Bakalım bu denemeler Sezar Yasası ile üzerindeki baskı daha da artan Suriye’de siyasi geçişi ve dolayısıyla rahatlamayı getirebilecek mi?”

Yazının tamamına buradan ulaşabilirsiniz