Şub 20 2018

'Şam'ın Afrin'e intikali Rus senaryosunun varmak istediği bir sonuç'

Afrin harekatı 1 ayı geride bırakırken özellikle son 48 saatte yaşanan gelişmeler operasyonun bazı riskleri de beraberinde getireceğini ortaya koyuyor.

Suriye ordusunun Afrin’e doğru yol aldığına dair haberler, Rusya’nın Türkiye ve Şam’a diyalog çağrısı ve YPG’nin rejimle anlaşma yoluna gitmesi bölgede tansiyonu yükselten gelişmeler arasında.

Harekatın başladığı ilk günden bu yana analizler yapan Orta Doğu uzmanı Fehim Taştekin, BBC Türkçe için kaleme aldığı son yazısında, “Afrin, Zeytin Dalı Harekâtı başlamadan önce arz ettiği riskler konusunda pek sürpriz yapmadı. Harekât bir ayı geride bırakırken sahadaki ilerleme, hedefin çok gerisinde kaldı ve verilen kayıplar önemli boyutlara ulaştı” diyor ve ekliyor:

“Dağlık bir çepere sahip olan coğrafyanın savunmaya elverişli yapısı, hedefteki örgüt PYD-YPG'nin sahip olduğu toplumsal destek, halkın fikri formasyonu, öz savunma kapsamında halkın birkaç yıl içerisinde silah eğitiminden geçirilmiş olması, savunmaya dönük mevzi çalışmaları, bölgenin köy ve mahalle komitelerinden şehir konseyine uzanan örgütlü yapısı ve diğer Kürt bölgeleri ile derin etkileşimi Zeytin Dalı gibi bir dış müdahaleyi zorlayacak yerel faktörlerdi.”

Operasyon başlamadan önce üç 'oyun bozucu' faktörün masada olduğunu söyleyen Taştekin, “Suriye ordusunun devreye girmesi. Bu bağlamda Afrin Kantonu Yönetimi'nin Suriye ordusunu sınırları korumak üzere davet etmesi ve bu konuda YPG'nin Şam yönetimiyle görüşme sürecine girmesi Zeytin Dalı'nın önündeki olası en kritik 'önleyici' hamleydi” görüşünü dile getiriyor.

Taştekin, Suriye ordusunun silah sevkiyatına geçit verdiği iddiasının bir spekülasyon konusu olsa da "Afrin'e destek kampanyası" çerçevesinde otobüslerle Afrin'e insan geçişlerinin gayet aleni olduğunu söylüyor.

Suriye ordusunun Afrin'e girmesinin, Türkiye'nin "Suriye'nin toprak bütünlüğünü korumak için bölgeye müdahale ediyorum" iddiasına tezat bir durum olmadığı görüşünde Taştekin. 

Ancak Ankara’nın müdahaleyi "YPG'ye destek" olarak okumayı tercih etmesinden dolayı Rusya ve İran’ın "Sonuçları olur" diye uyarıldığını hatırlatıyor.

Taştekin, bu noktada asıl kaygılı olan kesimin ise PYD-YPG tarafı olduğunu belirtiyor.

Pazarlık masasındaki konuşmalardan Suriye ordusunun bölgeye girmesinin koşullarının özerklik projesinin sonunu getirecek kadar ağır olduğu görüşünü dile getiren Taştekin, şunları sıralıyor:

  • Suriye devlet kurumlarının merkeze devredilmesi.
  • Afrin'in içi ve çevresindeki 52 askeri tesis ya da kontrol noktasının Suriye ordusuna bırakılması.
  • Suriye ordusu dışında hiçbir silahlı unsurun kalmaması.
  • Yereldeki güçlerin bütün ağır silahlarını orduya teslim etmesi.
  • Askerlik çağındaki erkeklerin silah altına alınması.
  • Henüz anlaşmaya dair net bir açıklama yok YPG tarafından. 

“Muhtemelen savunma hatlarını tutabildiği sürece YPG, Şam'ın ağır koşullarını reddedecek, Suriye yönetimi de Kürtlerin pes edeceği noktayı görünceye kadar ağırdan alacak” diyor Taştekin ve şöyle devam ediyor:

“Suriye ordusunun devreye girmesi Ankara'nın görmek istemediği senaryo. Çünkü Afrin'deki uzlaşma, Türkiye'nin, Kürtlerin özerklik projesi için hedeflediği mutlak hezimeti vaat etmiyor. Ancak Suriye ordusunun bölgeye intikali Rus senaryosunun varmak istediği bir sonuç. Ruslar hem Türkiye'yi İdlib'de işbirliği içinde tutabilmek hem de Kürtleri Şam'la işbirliğine zorlamak için Afrin'e müdahaleye yeşil ışık yaksa da, Türk ordusunun Afrin'deki olası zaferinin yol açacağı başka senaryolar konusunda temkinli.”

Ruslar ve İranlıların ortak çekincesinin, Türkiye Afrin'i kontrol altına alabilirse bu durumda Cerablus-El Bab-Azez üçgenini ile İdlib arasında bir koridor açılacak olma ihtimali olduğunu belirtiyor Taştekin.

Peki, Suriye ordusu Afrin’e girerse Türkiye ne yapar?

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'le yaptığı telefon görüşmesinde “Sonuçları ağır olur” dediği haberlere yansıdı.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da "Eğer rejim YPG'yi temizlemek için girerse problem yok. YPG'yi korumak için giriyorsa Türk askerini hiç kimse durduramaz" ifadelerini kullandı.

Bunu, Suriye ordusu ile çatışma riskini göze alan bir pozisyon olarak yorumluyor Taştekin ancak şu şerhi düşüyor:

“Bir 'sigorta' olarak Rusya bu senaryoyu önlemek için caydırıcı etkisini her iki taraf üzerinde de gösterebilir. Şam yönetiminin de Türkiye ile olası bir çatışmanın NATO'yu Suriye'ye davet anlamına geldiğini bilerek hareket etmesi muhtemeldir.”