SDG Genel Komutanı Mazlum Kobane: ‘Erdoğan Rojava’ya saldırırsa savaş 600 kilometrelik sınıra yayılır’

Kaldığımız yerden bizi almaya gelen biri jip, biri minibüsten oluşan küçük konvoyumuzla Amude’den Haseke’ye doğru ok gibi yola çıkıyoruz. Haseke’nin kaotik ama bir şekilde ilerleyen trafiği içinde ilerliyoruz. Yüzlerce taksi bir meydanın çevresinde kendi hedefine doğru gitmeye çalışırken iki trafik polisi akışı düzenlemeye çalışıyor… Ama nafile elbette…

Gittiğimiz kişi Mazlum Ebdi veya Şahin Cilo olarak tanınan Suriye Demokratik Güçleri’nin başkomutanı Mazlum Kobane.. Türkiye’nin başına ödül koyduğu Amerikalıların “General Kobane” diye hitap ettiği Mazlum Kobane, Suriye’de IŞİD’e karşı mücadeleyle dünya kamuoyunun da tanıdığı bir asker.

Suriye Demokratik Güçleri bir yandan Türkiye’nin olası bir saldırısına hazırlanırken, diğer yandan halkın ihtiyaçlarını karşılamak ve sağlık, eğitim gibi alanlarda hizmet vermeye çalışıyorlar. Savaştan yeni çıkmış, binlerce ölü vermiş, binlerce gazisi olan ve Esad Rejimi tarafından bilinçli olarak geri bıraktırılmış bu topraklarda işleri hiç kolay değil.

Kobane’yi Avrupa’dan tanıyanlar “sert, ödün vermeyen” bir kişilik olarak tanımlıyor ancak savaş ve bir çeşit dünya sahnesine çıkma onu da değiştirmiş. Artık sadece asker değil, aynı zamanda Amerika ile Rusya ile rejim ile, hatta Türkiye ile ilişkileri sürdüren bir diplomat. Görüşmede konferansa katılmak üzere Kamışlı’ya gelen Hayko Bağdat da bulunuyor.

 

Soldan sağa - Fehim Taştekin, Mazlum Kobane, Ergun Babahan, Erdal Er


Türkiye’nin olası saldırısı ve Amerika’nın tepkisi üzerine yönelttiğimiz ilk soruya “Suriye diye bir toplum kalmamış. DAİŞ bitirmiş ülkeyi, Araplar tükenmiş” diyerek başlıyor cevabına…

Dediğim gibi gerçekçi, “Amerika, Türkiye’nin stratejik ortağı. Bizimle sadece DAİŞ’e karşı taktik işbirliği içinde” yorumu yapıyor ve açık bir uyarıda bulunuyor: “Afrin ve Doğu Fırat birbirine benzemez. Afrin’de yaşananların burada yaşanması mümkün değildir…”

Bundan kastı şu, Amerika yol verse Suriye Demokratik Güçleri ve Türkiye baş başa kalsa yıllara yayılacak bir savaşın söz konusu olduğunu belirtiyor: “Türk Ordusu herhangi bir yere saldırırsa topyekûn savaş olur. Savaş Türkiye ile 600 kilometrelik sınırımıza yayılır. Bu kararımızdır.”

Afrin’de savaşı sadece o bölgeyle sınırlı tutma kararı aldıklarını ve öyle olduğunu söyleyen Kobane, “Bizim açımızdan burada öyle olmayacak. Minbiç’ten İdlib’e kadar topyekûn savaş olacak. Bu kararımızı herkese söylemişiz Amerika da biliyor, Türkiye de biliyor” diye ekliyor. Böyle bir durumda Suriye’nin ikinci iç savaşının başlayacağını söyleyen Kobane, muhtemel gelişmeleri şöyle dile getiriyor:

“Türkiye ne istiyor? Kendisine göre bir yerde sınırı tutmak istiyor, kimi merkezleri almak istiyor. Böyle bir durum olursa, her yerden çıkana kadar savaş bitmeyecek. Bunun sonuçlar ne olacak? Bizim ABD ile DAİŞ’e karşı ortak savaşımız var, ittifakımız var. Teröre karşı birlikte savaşıyoruz. Böyle bir savaş DAİŞ’le mücadeleyi ciddi biçimde olumsuz etkileyecek.

Her şeyden önce DAİŞ’e karşı savaş şu an Der Zor’dadır, Rakka’dadır. Türkiye girerse DAİŞ’le savaş durur ve DAİŞ güçlenir. Rejim bu alanlara girer. ABD bunu istemez. Bu doğrultuda Türkiye üzerinde ciddi bir baskı vardır. Çünkü yapılan çalışma durur.”

Kobane’nin bu konuda tavrı net: “Sorun Amerika’ya güvenip güvenmeme sorunu değildir. Amerika’nın sorunudur. Amerika’nın Türkiye’ye ciddi baskıları var. Bu benim problemim değil, Amerika’nın problemi. Biz savaşacağız, büyük bir savaş olacak. Hazırlığı da yapmışız. Türkiye iki hafta baskı yapar, kışkırtma da yapar ama girme ihtimalini düşük görüyorum. Girerse, bu Erdoğan için ciddi bir hata olur. Zarar görür. Onun düşündüğü gibi olmaz…”

Gerçekten de Türkiye bölgeye asker yığarken Suriye Demokratik Güçleri de mevziler, tüneller kazanarak direnişe hazırlanıyor. Ortada bir gerilim var, küçük bir kıvılcımın bölgeyi ateşe verme riski olduğunu söylüyor Kobane… Ancak Amerika’nın bu konudaki tutumun olumlu buluyor ve savaşın çıkmaması için çaba harcadıklarını söylüyor.

 

Ergun Babahan, Mazlum Kobane ile...


Türkiye ile bir temas olup olmadığı sorusu üzerine Erdoğan’ın 2018’in sonlarında üç gün içinde Rojava’ya saldıracaklarını hatırlatan SGD Genel Komutanı, “Biz hazırlıklarımızı yaptık. Biz, Erdoğan ne istiyor dedik. Amerikalılara sorduk niye saldıracaklar diye... Bunun üzerine dolaylı görüşmeler oldu. Jeffrey de devreye girdi” diyerek şöyle devam ediyor:

“Diplomasiyi biz istedik. Müttefiklerimizden Erdoğan ne istiyor öğrenmelerini istedik. Ben istedim. Biz altı-yedi yıldır savaştayız. Bir tek saldırı olmadı. Jefrrey sevinerek devreye girdi. Türkiye’nin söylediği inandırıcı değil. Onlar için varlığımız tehdittir. Niye tehlike olsun ki, zaten aramızda duvar var. Süreç böyle devam etti. Erdoğan-Trump telefon görüşmesinden sonra biz de kendi projemizi geliştirdik:

1- Bu mesele sınır meselesidir, 30 kilometre olmaz, beş kilometre olsun.
2- Bu bölgeden YPG’yi, savaşan güçleri çeker yerine yerel güçler koyarız.
3- Ağır silahları da çekeriz. Bizim Türkiye menziline ulaşacak ağır silahlarımız var, onları çekeriz dedik. 20 kilometre menzilli silahlarımız var.
4- Yerel hükümetler o bölgeyi yönetsin.

Buna karşılık Türkiye de taahhütte bulunsun saldırmasın. Türkiye’siz bir uluslararası güç olsun. Türkiye taraftır, tarafsız güç olsun… Biz Türkiye’nin teklifini kabul etmedik ama işi yokuşa süren taraf olmak istemedik. Afrin’de bir gelişme olursa Türk askeri, uluslararası güçte olabilir dedik. Afrinliler istisnasız geri dönsün, el konulan malları iade edilsin, dışarıdan getirilen yerleşimciler çıksın. Çeteler çıksın ama Türk askeri kalabilir dedik… Top artık Türkiye sahasındadır.”

MİT’le görüşme konusuna da değinen Mazlum Kobane, bunun geçmişte kalan bir mesele olduğunu ve yeni bir durum olmadığını söylüyor. Kobane, görüşmelerde Ankara’dan bürokratların olduğunu ama Hakan Fidan’ın olmadığını da vurguluyor.

Erdoğan’ın Suriye’deki hesaplarının yanlış olduğunu savunan Kobane, bölgedeki durumun Pençe Harekatı’nın yapıldığı Irak’tan farklı olduğuna da dikkat çekiyor:

“Yani gidecek bir yeri tutacak, onun iç politika propaganda malzemesi yapacak. Bunu hiç kimse kabul etmez. Zaten biz de buna müsaade etmeyeceğiz. Herhalde bu hesabı yapmamış…”

Erdoğan yönetiminin Suriye’de yaptığı hiçbir hamlenin başarılı olmadığını söyleyen Kobane şöyle devam ediyor:  “Yaptıkları her hamleden biz güçlü çıktık. En son DAİŞ üzerinden Kobane’yi almak istediler, biz Der Zor’dan çıktık. Uluslararası toplum da bizim yanımızda oldu.”

Mazlum Kobane, Öcalan’ın mesajına tepkisi sorulduğunda da “Öcalan’ın dediği gibi bir tıkanma var. Suriye’de de var, Türkiye’de de var. Türkiye’de son saldırılarla dengeler biraz değişti ama tam başarılı değiller. Ben ona girmeyeceğim. Bir tıkanma var. Türkiye devletinin Suriye Savaşı’nın başlangıcında bir stratejisi vardı ama başarısız oldu. Alana hâkim olmak istediler, yapamadılar. Biz hep daha güçlü çıktık. Bu Türkiye’nin başarısızlığıdır” cevabını veriyor.

Afrin’in alınmasının Ankara için başarı olmadığını iddia eden Kobane, “Eğer devam ettirebilseler, yani Afrin, Şehba, Menbiç, Kobane diye devam etselerdi başarılı olurlardı. Bu tablo onları askeri açıdan zorlayacak bir meseledir. Ne zaman istersek, büyük bir harekât yaparak geri alırız. Biz karar vermiş değiliz. Bizim Türkiye meselemiz Afrin değildir, 600 kilometrelik sınırıdır” yorumunu yapıyor.

Kobane ayrıca, Abdullah Öcalan’ın hem Türkiye ile hem de Suriye ile sorunları çözeceğine yönelik görüşlerine de katılıyor ve  Türkiye’nin hassasiyetlerinin ise Türkiye’ye yönelik saldırı olmaması ve diyalog yolunun açılması olduğunu vurguluyor.

Amerikan yönetiminin Esad Rejimi ile görüşmeleri engellediği iddiasını doğru olmadığını belirten Kobane şöyle devam ediyor:

“Şam’la görüşme konusunda yüzde 100 inisiyatif bizde. Kimse müdahalede bulunamaz. ABD sadece Şam’la görüşmelerden bir şey çıkmaz diyor. Bunda bir gerçeklik payı var. Suriye rejimi ile ilişkimizi hiç kesmedik ama çözüm sürecine henüz yaklaşamadık. 

Biz yönetim biçimini ve Suriye Demokratik Güçleri’nin korunmasını istiyoruz. Rejimin sahadaki gerçeği görmesi gerekir, şimdi o süreçteyiz. Bu bölge olmadan Suriye devlet olamaz. Biz olmazsak, Suriye ekonomisi sıfırdır. Biz Suriye rejimi ile bir anlaşma olana kadar ABD’nin kalmasını istiyoruz. Bizim ulusal sorunumuz var, çözülmesini istiyoruz. Ayrıca askeri olarak yenilmedik.”

DAİŞ’le mücadele sürdüğü sürece Amerika’nın bölgede kalıcı olacağını belirten Kobane, “Rejim askeri gelip alıp uzlaşma yapalım diyor. Uluslarararası koalisyon burada olduğu sürece bu mümkün değildir. Amerika’nın geri çekilmesi gündeme geldiğinde rejim bize geldi, Türkiye girmesin mesajı verdi” diye konuşuyor.

İdlib’te durumun rejim açısından iyi gitmediğini söyleyen Mazlum Kobane, İran’ın şartları yerine getirilmediği için bu savaşa girmediğini ve Rusya’nın hava saldırılarının da sonuç vermediğini anlatıyor. Rejim ve Rusya’nın İdlib savaşında SDG’den yardım istediğini ama kendilerinin kabul etmediğini söyleyerek, şu ifadeyi kullanıyor: “Bizim İdlib’te işimiz yoktur. Bizim hedefimiz sadece Afrin’dir.”

Mazlum Kobane’nin Rusya ile ilgili yorumları ise şöyle:

“Rusya ile mesele Rusya’nın taraf tutmasıdır. Rejimi tutuyor. Afrin’de ilişkilerimize darbe vuruldu. Bu geri çekilme sırasında samimi değillerdi. Afrin konusunda şu anda Türkiye’nin tarafını tutuyorlar. Bundan dolayı ilişkilerimiz iyi gitmiyor. Ama Rusya büyük bir güçtür, çözüm konusunda rolü olacaktır.”

Kobane’nin “İran’da Amerikan baskısı olup olmadığına” dair düşüncelerini de merak ediyoruz, şu yorumu yapıyor:

“İran’la gerilimin etkileri oluyor ama biz çıkarlarımızın gereği neyse onu yaparız. Başkalarının çıkarı için hareket etmeyiz. İran, değişik iddialar dillendirdi ama biz dedik, bizim alanlarımız var, meşru savunma içinde bize saldırmayana saldırmayız. Ama sonuçta öyle bir projede olmadığımızı gördüler.”

Geçtiğimiz günlerde Cenevre’de yaptığı görüşmeyi de yine Mazlum Kobane’den dinliyoruz, ‘sürpriz’ olarak nitelediği görüşmeye dair şu gözlemleri aktarıyor:

“Herkese sürpriz oldu. Hayatımda ilk kez takım elbise giydim. Siyasi olarak bir süreç başlamış oldu. Bizim yönetim ilk defa siyasi bir görüşme yaptı. Bir başlangıçtır. Birleşmiş Milletler yetkilileriyle hep ilişkilerimiz var. En insani dosya sivillere, çocuklara yaklaşımdır. Biz de çok hassas yaklaşıyoruz. En uygun dosya buydu. Bu diğer dosyalara da yol açacak. Arkası gelir.”

Aynı gün Cemil Bayık’ın mektubunun aynı gü Washington Post’ta yayınlanmasının da tesadüf olmadığını söylüyor: “Artık resmi bir ilişki başlıyor. Beraber okullar açacağız. Bu UNİCEF’le bizim yapmamız gereken bir anlaşmaydı, bu biçimiyle siyasi oldu.”

Suriye rejimiyle görüşmelerini ‘kontrollü’ olarak niteleyen Kobane “Beşar Esad akıllı çıktı ama herkes gitti, o gitmedi. Biz, Halep’te muhalefeti tutsaydık, Halep gitmişti. Şam’da stratejik bölgelerdeyiz” diye konuşuyor.

Mazlum Kobane son olarak ellerindeki IŞİD’li mahkûmlarla ilgili bilgiler veriyor:

“12 bin yabancı kadın ve çocuk var. 30 bin Iraklı kadın var. Sadece Bahoz’da 8 bin esir aldık. Cezaevlerinde 12 bin 500 erkek tutuklu. Türkiye bizi muhatap almadığı için elimizdeki Türkiyeli kadın ve çocuklar geri dönemiyor.”


© Ahval Türkçe