Ara 29 2017

Suriye: 5,5 milyon kişi göç etti, 500 bin kişi yaşamını yitirdi

Tunus’ta bir seyyar satıcının kendini yakmasıyla 2010 yılı sonlarında başlayan ve kısa sürede kanlı vekalet savaşlarına dönüşen Arap ayaklanmasının en yıkıcı sonuçlarıyla yaşandığı ülke Suriye oldu.

2011 yılı başlarından itibaren yolsuzluk, fikir ve ifade özgürlüğüne yönelik baskılar, tek partili sistemin kaldırılması gibi sebeplerle başkent Şam dahil ülkenin birçok yerinde toplumun her kesiminin katıldığı gösteriler yapılmaya başlandı Suriye’de.

Gösterilerin başlamasından birkaç hafta sonra yolsuzluk, baskı rejimi, hukuk ve insan hakları ihlalleri gibi ülke içi ve enerji hatları, petrol, Akdeniz’de ve Orta Doğu’da nüfuz kazanma hedefleri gibi dış faktörler nedeniyle yıllar süren kanlı bir vekalet savaşı da başlamış oldu ve bir yıkımı da beraberinde getirdi iç savaş.

Amerika’nın Sesi’nin derlemesine göre, 2011 öncesi toplam nüfusu yaklaşık 23 milyon olan Suriye’de çatışmaların başlamasının ardından 5,5 milyon kişi Türkiye, Lübnan ve Ürdün başta olmak üzere çeşitli ülkelere sığındı.

7 milyon civarında Suriyeli ülke içinde yer değiştirerek iç göçmen oldu. Bu insanların bir kısmı birden fazla defa yer değiştirmek zorunda kaldı.

Yüzbinlerce konut, işyeri, resmi kurum binası kullanılamaz hale geldi. Humus ve Halep çatışmalar yüzünden en ağır zarar gören yerlerin başında geliyor. Her ikisinde de kentin yarısına yakını harap durumdayken diğer yarısı çatışma süreçlerine rağmen fazla hasar görmedi ve hayat devam etti. Yollar, kanalizasyon, su ve elektrik altyapısı da ağır hasar gördü.

Çatışmalarda siviller, Suriye ordusu ve çeşitli silahlı grupların mensupları dahil olmak üzere yaklaşık 500 bin kişinin hayatını kaybettiği tahmin ediliyor.

Bu yıkım sürecine müdahil olan ABD, Rusya, Türkiye ve İran gibi ülkeler, destekledikleri gruplarla tahmin edilemeyen ve kontrol edilemeyen yeni süreçlerin de yolunu açtı.

Suriye’deki sürecin seyrini değiştirecek ölçüde büyük sonuçlar doğuran dönüm noktaları arasında 2012 yılı ortalarından itibaren Özgür Suriye Ordusu ÖSO çatısı altındaki askeri oluşumu radikal eğilimli grupların domine etmeye başlaması, giderek güçlenen El Kaide uzantılı grupların kendi aralarındaki uzlaşmazlıkların IŞİD’in doğuşuna yol açması sayılabilir.

2016’nın sonunda Halep dahil ülkenin çeşitli yerlerinde sağlanan uzlaşmaların ardından tahliye edilenlerin büyük kısmı bir süredir El Kaide’nin Suriye kolu Nusra Cephesi’yle Ahrar-u Şam’ın birlikte kontrol ettiği İdlip kentine gönderildi.

2017 yılıysa, hem Suriye ordusunun hem de YPG-DSG’nin Rakka ve Deyr Ez Zor’a yönelik saldırılarını yoğunlaştırdığı dönem oldu. Yılın son aylarında ABD’nin desteklediği YPG/DSG Rakka merkezine girmeyi başarırken Suriye ordusu da uzun süredir büyük bölümü IŞİD’in kontrolundaki ve neredeyse tamamı kuşatma altında olan Deyr Ez Zor’da kuşatmayı kırdı.

Irak’taki gelişmelerle birlikte Suriye’de IŞİD’e karşı mücadele askeri açıdan tamamlanmak üzere ve IŞİD’in örgüt olarak çöktüğü söylenebilir.

Suriye’de kanlı ve yıkıcı bir sürecin ardından yeniden imar, ekonominin düzeltilmesi, iç siyasi yapının dizaynı gibi eğitimden rehabilitasyona kadar yüzlerce başlık için “hasar tespit” çalışması yapılması ve gerekli adımların atılması sürecinin başlaması gerekiyor. 

Genel olarak 2017 yılının Suriye’deki savaşın bittiği yıl olduğu söylenebilir ancak 2018 yılı Suriye’deki savaşın yarattığı domino etkisiyle doğan birçok sorunla birlikte geldi.

 

Haberin tamamını buradan okuyabilirsiniz