Suriye kördüğümü ve Kürtler

Çocukluğumuzun ilginç tecrübelerindendir. Annenin dikiş kutusu veya yün örgüsünden sarkan karışık ipleri ayırmakla başlayıp, kördüğümle biten macera bir bakıma bugün Suriye politikasında da yaşanıyor.

Çözüm platformları ve aktörlerinin sayısı kördüğümün parçası olmuş durumda. Çözümün, sorun da diyebilirsiniz, nerde olduğunu kördüğüm yumağı içerisinde seçebilmek nerede ise imkânsız.

“Her şey o kadar açık ki” diyen, Fehmi Koru (7.1.2109) bile gözlerini Kürtlere odaklanmış Ankara’ya İsrail’e bakmalarını telkin ederken yumağı gözden kaçırıyor. ABD için İsrail’in güvenliğine işaret eden Koru, resmin tümüne buradan bakın diyor. İsrail şüphesiz önemli, ama sonunda Ortadoğu ormanında bir ağaç.

Trump ile AB’nin Suriye politikası ise tam bir Arapsaçı. İç politik hesaplar, ekonomik çıkarlar, harcanan para yanında, ABD’nin kadim emperyal projeleri o kadar iç içe ki, Trump tweetlerini doğru okuyabilmek her yiğidin kârı değil.

Kördüğümün merkezinde ISIS’in yenildiğini ilan edip, “kum ve çölü” İran’a hediye etmeye kadar giden tutum ile “Kürtlerin Türkler tarafında katledilmesinin” önüne geçmek (Amerikalılar bu tür bir algıya kendini neden kaptırdı acaba?) için kalma arasında gidip gelen bir ABD var.

Trump aslında haksız değil. Olay sadece “IŞİD kalıntılarını temizlemek” olsa, çok daha ucuz, hatta masrafsız ihale adresi var; İran ve Rusya.

İnsan hakları gibi sorunlarda olmadığı için, Putin, İran ve Esad “kalıntıları” kökünden temizlemek için en güvenilir aday aslında. Ama dünya Trump iş dünyası kadar basit olmadığı için, “IŞİD kalıntıları” ihalesi ertelenip duruyor.

Sorun ihale sahibi Kürtler işi iyi götüremediklerinden kaynaklanmıyor. Hatta IŞİD ile mücadeleyi oldukça başarılı götürmelerinden kaynaklanıyor. Trump “IŞİD yenildi” diyor. Sorunda bu başarıda yatıyor, yani IŞİD değil, Kürtler sorunu var artık masada.

Ankara “Fırat’ın doğusu” kelimesini kullanırken Suriye’de “Kürt” olgusu, Ankara dili ile “terör” kaynaklarını kast ediyor. YPG Ankara için “terör”, Washington tarafından “Kürt Müttefikler” olarak okunuyor.

Sadece silahlı güçlerini bölgeden çekip bölgeyi YPG’ye (PKK) teslim eden Esad için değil. Kırk yıldır PKK ile mücadelede ağır fatura ödeyen Türkiye için de “Kürtler” Suriye’de en büyük sorun artık.

Türkiye’de aradığı “kurtarılmış bölgeyi” biliyorsunuz PKK Suriye’de buldu. Bu yetmezmiş gibi, IŞİD ile mücadele kapsamında en modern ABD silahları ile donatıldı. Tarihi fırsat kelimesinin bir anlamı varsa, böyle bir şey olmalı.

Bu fırsatı nasıl mı kullanacaklar? Kestirmek zor, ama Kürtlerde artık dağdan indiler, Ortadoğu kültürü ile yoğruldular. Mesela Esad ile ipleri hiç koparmadılar.

YPG’nin denetiminde olan bölgede Esad yönetimi, eğitimden sağlığa devlet düzeni olarak varlığını sürdürdü, maaşları ödüyor. Hatta sınırlı da olsa güvenlik güçleri ile bölgede. Yani olası “federal” bir Suriye yapılanmasına entegrasyonları zor değil.

Ama Kürtler için de hata yapma veya dolduruşa gelme riski var tabii. Mesela Afrin olayında çok güvendikleri Rusya tarafından yalnız bırakıldılar. Yine Esad’ın kuzey Suriye’yi YPG/PKK güçlerine teslim etmesi karşılığında Güneydoğu illerinde devreye soktukları “hendek” operasyonu çılgınlıktı.

Sadece binlerce insanın hayatına mal olmakla kalmadı, Türkiye iç politikasını da zehirledi.

Ama Kürtler için de önemli esas soruna, “nasıl bir federasyon?” meselesine dönersek.

Bu soru Suriye kördüğümünün merkezinde ve belirsiz. Mesela Esad ve Ankara “federasyon” kelimesinden haz etmiyor. “Toprak bütünlüğü” kelimesini Ankara ve Şam güçlü merkezi bir devlet olarak okuyor.

Tabii silahlı güçler gölgesinde “federasyon” kelimesi de anlamını kaybettiği gibi, konfederatif yapılarda bile sorun. Kuzey Irak örneği her gün hatırlatıyor. Bu yüzden pek göze batmasa da Kürtler Rusya için de bir sorun. ABD’nin kanatları altında olmasalar da, sorun.

Rusya Kürtler için sınırlı bir otonomiye şüphesiz sıcak bakıyordur, ama bu dişine kadar silahlı güçleri olan bir “otonom” bölge değil tabii. Bu yüzden Washington-Moskova hattında Kürtler üzerine ne konuşuluyor, doğrusu merak ediyorum.

Ankara ile ne konuşulduğu artık biliniyor. Anlaşılan Washington “IŞİD kalıntıları” ile mücadele, daha doğrusu Suriye’nin doğusunu Türkiye’ye havale etmek istiyor. Böylece bölgeyi İran’a kaptırmanın önüne geçebileceği gibi, Suriye çözümünde aktör olmayı sürdüreceğini düşünüyor. Trump için iç politik mesaj olarak önemli “çekilmiş” olmak da kısmen yerine getirilecek.

Ama biliyorsunuz yumaktan bir ip çektiğiniz zaman, diğer ipler ve düğümler de harekete geçiyor. Rusya, Iran, Kürtler ve Esad ilişkisi de yeniden yapılanıyor. Sahada en önemli bu dört aktörün ne yapacağını kestirmek zor değil. ABD destekli bir Türkiye operasyonuna sıcak bakmayacaklarını öngörmek kâhinlik değil.

Kürtlerin ABD denetiminden çıkıp Rusya, Esad ve İran ile hareket edeceğini veya bu güçler tarafından kullanılacağını öngörmek de zor değil. Yani olay Afrin gibi olmayabilir.

Cumhurbaşkanı sözcüsü Kalın’ın açıklamalarından Bulton ile görüşmede “Kürtler” konusunda Washington ile ortak bir zemin bulunamadığını okuyoruz. Ankara kapsamlı lojistik destek yanında, YPG’nin elindeki modern silahların toplanmasını istiyor. Pek kolay değil.

Washington “Kürtler” derken YPG, Ankara “sivilleri” kastediyor. Hendeklere karşı yürütülen operasyonda “sivil” ve “terörist” kelimelerinin Ankara tarafından nasıl okunduğunu sadece Türkiye değil, tüm dünya yakından yaşadı. Trump ve çevresinin sorunu da burada yatıyor, yani Ankara ile güven sorunu var. Aynı dili konuşmadıklarını düşünüyorlar.

Ankara’da Rusya veya ABD’de olmayan bir risk de var. Putin, Trump bile, bu İran için de geçerli, oturmuş bir devlet kültürü ve kurumsal yapı kapsamında karar veriyor. Erdoğan son yıllarda yıkmadık kurum bırakmadığı gibi, kurumsal denetimden nefret eden bir politikacı. Bu yüzden öngörülür, oturmuş devlet politikası ile şekillenen bir Suriye ve dış politika yok. Erdoğan öngörülür ve güvenilir değil.

Güven sorunu Kürtlerde daha derin. Oslo ve Dolmabahçe masası bir kişinin, Erdoğan’ın küçük seçim hesapları için yıkıldı. Kürtlerin en sevilen politikacısı Demirtaş hapiste. Kürtlerle üçüncü bir diyalog sürecinin başlaması Erdoğan ile mümkün değil artık.

Farkında mısınız, Kürtler, Washington ile müttefik, Şam ve Moskova ile yakın diyalog içerisinde. Konuşmadıkları, konuşamadıkları tek başkent Ankara. Kürtlerin ezici çoğunluğunun yaşadığı ülke...

Kürtlerin kördüğümde izini süreyim diye başladığım yazıda, ben de hangi ipin nerede durduğunu seçemez hale geldim. Ama Suriye’de kimin eli kimin cebinde pek belli değil zaten. Olayı “berrak” görenler bile kördüğümün detaylarını kaçırıyor.

Makası Suriyelilerin eline verip, kördüğümü kesip atmak, yeniden Kürt’ü, Arap’ı, Sünni’si, Alevi’si, Hristiyan’ı, Yahudi’si ile birlikte yaşama dönmelerini sağlamak belki tek çözüm. Ama haklısınız, saf, çocuksu ve pek gerçekçi olmayan bir düşünce…

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.