Yaşar Yakış
Şub 15 2018

Suriye krizi yeni bir aşamaya taşındı: Aklı olan savaştan kaçınır

Geçen hafta Cumartesi günü Suriye hava savunması, Suriye’de bir bombardımandan dönmekte olan bir İsrail jetini düşürdü. Suriye’nin uçaksavar füzesi İsrail jetini vurdu ve uçak İsrail topraklarına düştü. Bu olayın önemi şuradan kaynaklanıyor: 1982’den beri ilk defa, Suriye hava savunması İsrail’in askeri bir uçağını düşürmüş oldu. Şüphesiz ki, bu büyük bir başarı, çünkü İsrail hava kuvvetlerinin böyle saldırılardan etkilenmediği düşünülürdü.

İsrail’in bombalı saldırısı, bir insansız hava aracının (İHA) kendi hava sahasına girişine karşılık olarak düzenlenmişti. İHA anında vurulmuştu. Suriye ordusundan ismi verilmeyen bir yetkili, Al-Rai gazetesinin savaş ve siyaset muhabiri Eliah J. Magnier’e İHA’nın İsrail’e gönderilmesinin sebebinin, İsrail’i bir tepki vermeye zorlamaya yönelik bilinçli bir hareket olduğunu ve Suriye hava savunmasının, İsrail jetinin Suriye hava sahasına girmesini beklediğini söyledi. Sonuçta da jet vuruldu.

İran üretimi bir İHA’nın İsrail hava sahasına girişi de, İsrail’e ait bir jetin düşürülmesi de, İsrail’in düşmanlarının askeri becerileri açısından dönüm noktası değerinde gelişmeler. Bu beceriler İsrail aleyhine değişiyor. Ancak bu olay, güç dengesini Suriye ya da İran lehine değiştirmekten çok uzak. Olay İran’ın savunma sanayiinin verimliliğini gösteriyor. İran, aynı zamanda, İsrail’in kabusu olan yüksek hassasiyete sahip füzeler geliştiriyor. 

İsrail jetinin düşürülmesine cevaben, İsrail, Suriye’ye ait birçok hava savunma komuta ve kontrol tesisine saldırdı ve buraları yerle bir etti. Asıl hedef Suriye’deki İran tesisleriydi. Suriye’nin hedef alınmasının bir diğer nedeniyse, Suriye’ye İran’ın buralara böyle tesisler kurmasına izin vermemesi mesajını vermekti.

Şu an gerilimin yükselip yükselmeyeceği ve bunun, temsili bir savaştan; ana aktörler olan İran, İsrail, ABD ve Rusya arasındaki direkt bir yüzleşmeye dönüşüp dönüşmeyeceği bilinmiyor. 

Böyle karmaşık bir atmosferde hiçbir ihtimal gözardı edilemez, ama ana aktörlerden hiçbiri de gerilimi yükseltme riskini kasti olarak almaz.

ABD ve Rusya arasında askeri bir yüzleşme olma ihtimali yok denecek kadar az, çünkü Suriye krizinde ikisinin de hayati çıkarlarına karşı direkt bir tehdit yok. Süpergüçlerin dünya çapında başka çıkarları var. Sadece Suriye’deki pozisyonları üzerinden bir girişimde bulunmazlar. Dahası, ABD Başkanı Donald Trump’ın Rusya siyaseti son halini henüz almadı.

Suriye ve İsrail arasında gerilimin daha da yükselmesi de çok ihtimal dahilinde değil, çünkü Suriye, İran ve İsrail arasındaki çatışmaların yalnızca misafirliğini yapan bir ülke. İsrail öncelikle Suriye’nin, kayıpların etkilerini azaltmak konusunda daha dayanıklı olduğunu biliyor. Suriye yüz binlerce vatandaşını kaybetti. Birçok yüksek rütbeli generalini kaybetti. Askeri uçak ve mühimmat deposu kaybetti. Birçok askeri karargahı, aylar boyunca IŞİD’in ya da diğer muhalif grupların kuşatması altında kaldı. Askeri tesisleri zarar gördü. Ama hala hayatta kaldı.

İkinci olarak, Suriye rejiminin savaş nedeniyle yüreği katılaşmış durumda. IŞİD’e nazaran daha yumuşak hedefler olan Cihadi-Selefi savaşçılar karşısında verdiği savaşta hem mıntıka hem de özgüven kazanıyor. Savaşma kapasitesi Rusya ve İran sayesinde yükseliyor. 

Üçüncüsü, İran ve Hizbullah İsrail için daha büyük hedefleri oluşturuyor. Bu iki faktörü hesaba katmayan bir senaryo her zaman eksik kalacaktır. 

İran ve İsrail’in çıkarları çatışıyor, ancak iki ülke de savaşın sonuçlarının farkındalar. İran İsrail’in sert bir vuruş kapasitesi olduğunun farkında. Güç dengesinin de hala İsrail’in lehine olduğunun da farkında. Diğer yandan İsrail ise, İran’ın; 80 milyon nüfuslu, petrol zengini, nükleer teknoloji ve stratejik derinlik sahibi bir ülke olduğunun farkında. İsrail düşmanlarla çevrilmiş durumda. Bu durumda aklı olan savaştan kaçınır. 

Bu pozitif sebeplere rağmen, İHA ve düşürülen jet olayları Suriye krizini yeni bir aşamaya taşıdı. Topyekün bir savaş riski çok yüksek değil, ancak yeni cepheler açarak krizi daha da uzatmak da kötü olacaktır.