Naz Köktentürk
Şub 18 2018

Suriye savaşı ve Halep güvercinleri


Çok değil, yedi yıl öncesine kadar Doğu’nun Kraliçesi olarak anılan Halep şehri; bugün artık gidilemez, görülemez, yerle bir olmuş durumda.

Her koşulda her yere gidebilmemizle övünen biz fotoğrafçılar için de defalarca denememize rağmen, şimdilerde imkânsız görünüyor. 

Halep’in ilçelerini saymak, durumu anlamak için yeterlidir; Afrin, Kobane, Azez, El Bab, Cerablus, Münbiç yani sıcak savaşın sürdüğü, Türk ordusunun da müdahil olduğu bölgeler.

Vekalet savaşları ve şiddet sarmalında parçalanan Orta Doğu’dan, göçen göçene. Ve sonunda Suriye’den güvercinler de Hatay ve Urfa’ya göçtüler.

 

halep

 

Tarih boyunca ulak olarak kullanılan ünlü Halep güvercinleri, savaşın tozundan dumanından kaçarak sığındıkları Urfa ve Hatay’daki kuş severlerin damlarında yaşamlarını sürdürüyorlar.

Ne yazık ki Suriye’den göç etmek zorunda kalanlar, güvercinler kadar şanslı değiller; ya göç yollarında hayatlarını kaybediyorlar ya da zor koşullarda var olmaya çalışıyorlar ve mülteci kamplarında yanarak, donarak yok oluyor hayatlar.

Bir süredir İstiklal Caddesi’nde sık rastladığım bir Suriyeli müzisyen grubunu izliyorum; Mawtini, “Vatanım” adlı şarkıyı söylerken hem kendileri hem etraflarını çevreleyen diğer memleketlileri gözyaşlarını tutamıyorlar.

Vatanım; güzellik, aydınlık ve nur senin dağlarında

Hayat, kurtuluş, mutluluk ve ümit sana duyulan aşktadır

Seni yeniden görebilecek miyim?

Sözleri Filistinli şair İbrahim Touqan’a ait olan bu şarkı, bütün Orta Doğu’da söylenir.
Barut ve kan kokusunun, gül kokusunun yerini almadığı bir Suriye’yi ve kadim şehir Halep’i düşlüyorum.

 

halep

 

Bugün harabeye dönüşen Halep, dünyanın ilk yerleşim yerlerinden biridir; Arapçada “süt veren” anlamına gelir. Tarih boyunca yumuşak iklimi, kültür ve sanat çevresiyle gezginlerin ilgi odağı olmuştur.

Halep Kalesi, bilinen en eski ve en büyük kalelerinden biridir, hatta aynı yerde M.Ö. 3000 yılından kalma, Hititlere ait bir tapınak olduğu da bilinmektedir.

 

halep kalesi

 

Tarihi evleri, sokakları, su kuyuları, odaları, camisi ve daha birçok yapısı ile kale, yalnız başına bile surlarla çevrili bir kenti andırmaktadır.

Halep Kalesi; çeşitli Mezopotamya devletleri, Roma İmparatorluğu, Bizans İmparatorluğu, Arap Krallıkları, Büyük Selçuklu Devleti ve Osmanlı İmparatorluğu devirlerini yaşamıştır.

 

halep kalesi

 

Suriye savaşının kurbanlarından biri de Emevî Camii, Arapça adıyla ‘’Camii Haleb el Kebir’’ (Büyük Halep Camii); 922 yıllık Selçuklu eseri minaresi ve 800 yıllık Memlûk mirası külliyesiyle, Türk-İslam sanatının en önemli eserlerinden biriydi.

Halep’in Büyük Emevî Camii, mimari tarzı ve tasarımıyla Şam’daki Emevî Camii ile benzerlik taşımaktadır. Caminin 15. yüzyıldan kalma minberi artık yok; tarihî el yazmalarının ve kütüphanenin akıbeti ise şimdilik meçhul.

2012’de yaşanan çatışmalarda tarihî El Medine Çarşısı’nın neredeyse tümü, çıkan yangında kül oldu. Tarihin en eski kapalı çarşısı sayılan Halep Kapalı Çarşısı (Souk El Medine), savaş öncesinde şehrin en canlı noktalarından biriydi.

 

halep çarşı

 

Büyük bir bölümü 15. yüzyılda yapılan, Ortadoğu’nun en uzun çarşısı olarak bilinen ve birbirini takip eden hanlardan oluşan çarşının, sokaklarının uzunluğunun toplamı 18 kilometreydi.

Çarşıda esnaf; turistik eşya, baharat, halı, giysi, dokuma ve takı satmaktaydı.  
Şehirde Memlûklardan kalma, zamanının çok ötesinde bir akıl hastanesi de bulunmaktaydı. Bimaristan adını taşıyan bu hastanede, hastalar su sesiyle tedavi edilmekteydi.

 

halep çarşı

 

Halep’te Eyyûbî, Memlûk ve Osmanlılardan kalma çok sayıda medrese de bulunmaktadır; hatta bunlardan birinde, Hallaviye Medresesi’nde Mevlâna da bir süre eğitim görmüştür. 

Osmanlı döneminde de şehir birçok eser kazanmıştır. 1546 yılında Kanuni Sultan Süleyman tarafından Mimar Sinan’a Hüsreviye Camii ve Külliyesi, 1556 yılında ise Adliye Camii inşa ettirildi.

Hüsreviye Külliyesi’nin içinde bir cami, bir medrese ve bir türbe bulunmaktaydı. 2013’te silahlı güçler tarafından temellerine dinamit konarak tamamen yok edildi.

 

halep

 

Adliye Camii tek kubbeliydi, Memlûk mimarisi tarzında renkli mermerle bezenmiş mihrap ve Osmanlı tarzında bir minberle öne çıkıyordu. Pencere kemerlerinde mavi beyaz İznik çinileri yer alıyordu, bugün tahribatın ardından kullanılamaz durumda.

Savaş süresince sığınmacılara ev sahipliği yapan Baron Otel, maalesef bugün artık yok. Uzun ve ihtişamlı geçmişinde tarih yazılmış. Yakın bir süre öncesine kadar 1930’lardan kalma, üzerinde “Baron Otel, Halep’in Tek ve Birinci Oteli” yazan tabelası ve eskimiş şık mobilyaları hala geçmişinin görkemli günlerini anımsatmaktaydı.

1890’lı yıllarda Krikor Mazlumyan, Ermenilere yönelik artan baskılardan dolayı Malatya’dan Halep’e göçer, gerçi bu şehir de Osmanlı toprağıdır ama Anadolu’da baş gösteren Ermeni düşmanlığına kıyasla daha güvenlidir.

Zaman, onu ne yazık ki haklı çıkarır; 1894’te, II. Abdülhamid zamanında Hamidiye katliamları başlar.

Halep, ticaret açısından canlı bir şehirdir ve düzgün bir konaklama yeri pek yoktur. Mazlumyan, yıkık bir binayı alarak adını “Ararat” koyduğu bir otel haline getirir.

Mazlumyan’ın Armenak ve Onnik adlarındaki oğulları 1909 yılında bir Fransız mimara projesini yaptırarak Baron Otel’i inşa ederler.

 

baron hotel

 

1915’te Ermeni soykırım ve tehciri esnasında Der Zor’a giden yüzlerce insana yardımcı olur ve ev sahipliği yaparlar. Der Zor; çölün ortasında unutulmuş bir yerdir, buraya gidenlerin ölmeye gittikleri açıktır.  

Bedevilerin yardımcı olduğu pek çok kadın ve çocuk dışında binlerce insan Suriye’nin ıssız steplerinde hayatını kaybetmiştir. Baron Oteli’nin sahipleri kurtarabildikleri kadar kişiyi kurtarmakla kalmamış, onların Osmanlı toprakları dışına çıkmalarına yardımcı olmuşlardır.

 

baron hotel

Ayrıca bu karanlık döneme dair pek çok belgenin yazılmasını sağlamışlardır.

Yüz yıllık otel kimleri ağırlamamıştır ki…  Armenak Mazlumyan döneminden beri tutulan “Altın Defter”e çok sayıda ünlü isim, kraliyet ailesi üyeleri, sanatçılar, dönemin siyasetçileri imza atmış, anılarını yazmıştı.

7. Ordu kumandanıyken Mustafa Kemal, Fransa Cumhurbaşkanı Charles de Gaulle,  ABD Başkanı Theodore Roosevelt, ABD’li milyarder David Rockefeller, Arabistanlı Lawrence otelin misafirlerindendirler. Agatha Christie, “Şark Ekspresinde Cinayet” romanının ilk bölümünü bu otelde, 203 numaralı odada yazmıştır.

Christie, 1930’larda arkeolog Max Mallowan’la evlidir ve birlikte Orta Doğu’yu sık sık ziyaret etmektedirler. Hatta bu yolculuklar esnasında çektiği fotoğraflar ve filmler, geçtiğimiz yıllarda gün yüzüne çıkmıştır.

 

baron hotel

 

Otelin son varisi Armen Mazlumyan, tüm zorluklara karşı Ocak 2016’daki ölümüne dek Halep’i terk etmemiştir. Bugün ne Halep’in son baronundan ne de otelin ihtişamlı günlerinden eser kalmıştır.

Birbirinin içine geçmiş sokakları, yöreye özgün Kayşani taşından yapılmış binalarıyla adeta kumdan bir şehir görüntüsüne sahip olan kadim Halep şehri, bugün artık ıssız. Bir zamanlar gezginlerin uğrak yeri olan şehir, ne zaman olur bilinmez ama ezan seslerinin kilise çanlarına karıştığı eski günlerine kavuşmayı bekliyor.

Meraklısına not: Halep’in Baronları – Flavia Amabile, Marco Tosatti – Aras Yayınları