Suriye’de yeni oyunun kuralları

Rus resmi yayın organları, Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Rus ordusuna ek tesisler ve denizcilik alanları vermesi için Suriye yönetimi ile müzakerede bulunulması yönünde “emirler” verdiğini bildirdi. Bir şeyler almanın ilginç bir yoluydu. Bu durum Suriye'de, bölgedeki birçok ülkenin özellikle de İran ve vekillerinin dikkate almayı reddettiği yeni bir gerçeği tasvir ediyor. Her zamanki gibi, bu gerçekten kaçmayı tercih ediyorlar!

Bu yeni gerçeklik, Rusya'yı Suriye'nin tek koruyucusu yapan anlaşmalar ya da daha doğrusu spesifik anlayışlarla temsil ediliyor. Rusya Suriye'de doğrudan kontrol ettiği bölgeleri genişletmeye karar verdi ve istediğini de alacak. 

Moskova Suriye'nin sahilleri boyunca İran'ın mevcudiyetine izin vermeyecek. Bu şekilde Suriye’de patronun kim olduğunu ve gelecekte Suriye'nin bölgedeki rolünü belirlemenin İran'ın değil, Rusya'nın elinde olduğunu gösterecek. 

Suriye konusunda Rusya ve ABD arasında bir çeşit anlayış olduğu aşikar. Buna ek olarak, Suriye'nin geleceği konusunda Rus-Türk-İsrail işbirliği için ABD’nin bir teşviki olduğu da açık. Bu anlayış, Suriye'deki durumun olduğu gibi devam edemeyeceği ve İran'ın bu ülkede yerinin olmadığı fikrine dayanmaktadır. 

İran’ın hedefi Beşar Esad'ın simgelediği azınlık rejimini desteklemekse, şimdiden söylenebilecek tek şey bu sistemin içeriden patlayacağıdır.

Bu bölünmenin kanıtı, iktidar klanının iki kolu Esadlar ve Mahluflar arasındaki son çatlaktır. Sürpriz bir kararla Esadlar, Mahluf’un servetine el koymaya karar verdiler. Bu servetin gerçek büyüklüğünü tahmin etmek oldukça zor olduğu gibi iki rakip arasından kimin zaferle çıkacağını kestirmek de oldukça zordur. 

Şimdilik Esadların eli üstte ama Mahluflar da hala Aleviler arasında oldukça güçlü bir statüye sahipler. Ayrıca, serveti Avrupa, Körfez, Rusya ve uydu ülkelerindeki düzinelerce şirketin arkasında saklanan Rami Mahluf henüz kavgadan yenilgiyle ayrılmış değil. 

Her durumda, Suriye’nin geleceğine Amerika’nın desteklediği Rus-İsrail-Türk anlayışı açısıyla bakılmalıdır. Amerikan desteği, Başkan Donald Trump yönetiminin, seçim yılında iç sorunlarla her zamankinden daha fazla ilgilenmesi de dahil çeşitli nedenlerden kaynaklanmaktadır. Şu an tabağında koronavirüs salgını ve ekonomik etkisi ile yakın zamanda Minnesota'da silahsız siyahi bir kişinin polis tarafından öldürülmesi sonrası yaşanan olaylar var.

Amerikan yönetimi ne kadar yoğun olursa olsun, İran dosyasının ayrılmaz parçası olarak gördüğü Suriye dosyasından asla vazgeçmeyecektir. Bunun kanıtı Sezar Yasası'nın yürürlüğe konmasıdır. Bu yasa, Suriye rejimi ve ilgilenen herkese acımasız sert yaptırımlar getiriyor. Yasanın öncelikli amacının BM Güvenlik Konseyi'nde Rusya ile Çin'in Suriye rejimini veto gücüyle uzun süre koruyabileceği girişimleri atlamak olduğu göz önüne alındığında, Rusya bu meseleyi dikkate alacaktır. 

Suriye krizinde bunun için zaman ayıran tek ülke İsrail. Türkiye de bir dereceye kadar böyle ancak Suriye'deki rolü pasiflikle karakterize ediliyor. Türkiye, Suriye devriminden bu yana, Suriye vatandaşlarının korunmasında olumlu rol oynayabilecek şekilde müdahale etme fırsatlarını kaçırmıştır. Sınırını rejim ve baskısından kaçan yüz binlerce Suriyeliye açtığı doğrudur, ancak İsrail gibi, krizin 2021’ye kadar uzamasında rol aldı. 

2021 ortalarında Beşar Esad, seçimlerde hile yaparak bile başka yeniden seçilmeyi güvence altına almakta zorlanacaktır. Suriye rejimi için en ciddi tehlike korkunç boyutlardaki ekonomik krizdir. Lübnan Hizbullah'ı da artık Suriye rejimini kurtarmakla ilgilenmiyor, sadece Lübnan'ın aleyhine bile olsa ekonomik olarak yardım etmeye devam ediyor!

2021 yılı ortalarına kadar Rusya’nın stratejisi, ülkedeki tek karar verici olmak için Suriye oyununda mümkün olduğunca çok oyun kartı toplamaktır. İşte o zaman Beşar Esad, güçsüz olduğunu ve iflas etmiş bir İran'ın onu bir daha kurtaramayacağını anlayacak. Putin işte o zaman Suriye'de yaptığı büyük yatırımların karlarını toplamaya başlayacak.

Özetle, Suriye'nin kuzeyinde Türk sınır şeridinin işgali ve İsrail'in Haziran 1967'den beri işgal ettiği Golan Tepeleri'ni ilhak etmesi ışığında Suriye'de yeni bir oyun var.

Suriye konusundaki ABD-Rus uzlaşmasının ne kadarı gerçekleştirilecek? Sezar Yasası, sadece Suriye içinde değil, Suriye rejimi ile iş yapmak isteyen Rus, Çin ve Avrupalı şirketler de dahil herhangi bir entite üzerinde korkunç ve geniş kapsamlı yansımaları olacak bir sorudur. 

Putin'in ülkesindeki ilgili makamlara Sezar Yasası'nın yürürlüğe girmesinden sadece birkaç gün önce Suriye'deki Rus varlığının genişletilmesi konusunda müzakere etme “emri” vermesi kesinlikle tesadüf değildir. Bu emrin, Amerika’nın desteklediği Türkiye ve İsrail'le bir anlayış içinde olması ve dünyanın en büyük petrol rezervlerinden birine sahip İran’ın beş petrol tankerini Venezuela gibi bir ülkeye göndermek gibi işe yaramaz bir eylem sergilemesi de tesadüf değildir.

Suriye rejiminin, kendini rehabilite etmek için verilen tüm fırsatları kaçırdığı bir ortamda Suriye'deki oyunun kuralları değişti. 10 Haziran 2000, mevcut rejimin kurucusu Hafız Esad'ın ölümünün yirminci yıldönümü. Bugün Suriye, onun varisinin Suriye'nin çıkarlarına hizmet edecek uluslararası ilişkiler kuramamanın bedelini ödüyor. Bunun yerine İran’ın kucaklamasını tercih etti. 

Bugün Suriye'de şahit olduklarımız, Rusya'nın önderliğindeki çeşitli güçlerin Suriye'nin bir kısmını nasıl daha fazla kontrol altına alacağını düşünmesini sağlayan, rejimin bir dizi başarısızlığının doruk noktasıdır. Suriye'nin bazı bölgelerindeki İsrail ve Türk işgallerinin yarın ya da bir sonraki gün ortadan kalkmayacağını hepimiz biliyoruz.

©️ Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.