Suriye’deki ‘çatışmasızlık bölgeleri’ ile ilgili tartışılacak iddia

 

Suriye’de, Rusya, Türkiye ve İran’ın biraraya gelip çatışmasızlık bölgeleri oluşturmasından bu yana savaş daha da derinleşti ve çatışan tarafların sayısı arttı.

İdlib dahil Lazkiye, Hama ve Halep vilayetleri halihazırda çatışmasızlık bölgeleri ancak son zamanlarda özellikle İdlib’ten sivil ölüm haberleri, Esad güçlerinin kimyasal gaz kullandığı yönünde bilgiler geliyor.

Syria Deeply’de Hashem Osseiran tarafından hazırlanan haberde de, çatışmasızlık bölgelerinin amaçlanan fonksiyona hizmet edip etmediği tartışılıyor. Hatta, bu kararın bir savaş stratejisi olup olmadığı irdeleniyor.

Yazının ilgili bölümleri şöyle:

Ocak ayında, “çatışmasızlık bölgesi” ilan edilen alanlarda yüzlerce sivil hayatını kaybetti. Böylece, küresel güçlerin Suriye’de kapsamlı bir ateşkese doğru önemli bir adım iddiasıyla çığırtkanlığını yaptığı Rusya öncülüğündeki anlaşmanın da altı oyulmuş oldu.

Çatışmasızlık bölgeleri, şiddeti azaltma ve sivilleri koruma konusunda başarısız olurken, uzmanlar bu iki başlığın anlaşmanın gerçek itici güçleri olmadığını iddia ediyor.

Bu görüşe göre, son gelişmeler ortaya koydu ki, anlaşma aslında bir savaş idare stratejisi olarak tasarlandı ve muhalefeti zayıflatmayı amaçladı.

Rusya Uluslararası İlişkiler Konseyi uzmanlarından Anton Mardasov’a göre, başlangıçta bu bölgelerin kapsamlı bir ateşkesi tesis edeceği yönünde bir yanılsama oluştu. Ancak birkaç ay sonra tam olarak anlaşıldı ki, her şey Suriye’nin diğer bölgelerindeki askeri operasyonları yoğunlaştırmak için hazırlanmış bir taktiğin parçasıydı ve politik uzlaşma arzusu taklidi yapılıyordu.

Türkiye, Rusya ve İran tarafından Kazakistan’ın Astana kentinde Mayıs ayında imzalanan anlaşmanın, şiddeti azaltması, sivilleri koruması ve kuşatılmış gruplara insani yardım ulaştırması bekleniyordu. Anlaşmaya göre, garantör devletlerin, IŞİD ya da Hayat Tahrir el Şam ittifakı hariç, koruma alanlarında saldırıya girişmekten kaçınması gerekiyordu.

Çatışmasızlık bölgelerinin tam sınırları hala belirsiz. Bununla birlikte, İdlib’in belli bölümlerini, kuzey Hama, doğu Guta ve güney Suriye’yi içeriyor. Buralar, arda kalan muhalefetin kantonlarından bir bölümünü içeriyor ki bu da, anlaşmanın Esad rejiminin ülkedeki kontrolünü tahkim etmek için tasarlanıp tasarlanmadığı konusunda şüpheleri beraberinde getiriyor.

Erkenci bir şüpheciliğe rağmen, dört çatışmasızlık bölgesi, anlaşmanın imzalanmasından aylar sonra göreli bir şiddet gerilemesine tanıklık etti. Ancak, bu alanlarda çatışmaların azalması büyük ölçüde, hükümet yanlısı güçlerin IŞİD’le savaşmak için doğu Suriye’ye yönelmesinden kaynaklıydı.

Doğu Suriye’de çatışmadan dönülür dönülmez, rejim İdlib, Hama ve doğu Guta’daki cephe hatlarını aktifleştirdi. Bu da, çatışmasızlık bölgelerinin Suriye hükümetine yardımcı olmak için oluşturulup oluşturulmadığı sorularını da beraberinde getirdi.

Atlantik Konseyi’nden Faysal Itani’ye göre, bu bölgeler rejime hangi bölgede istiyorsa o bölgede rahatça savaşmayı seçme olanağı sundu hem de diğer bölgelerde gerilim düşürülerek.

“Aslında, bu son birkaç yıldır sıklıkla görülen bir şablon. Aynı şekilde, yerel ateşkeslerde de izlenen bir şablon. Bu, rejim lehine bir tür savaş idaresi stratejisi” diyor Itani.

https://www.newsdeeply.com/syria/articles/2018/02/06/how-de-escalation-zones-in-syria-became-a-war-management-strategy