Şub 21 2018

Suriye’deki savaşta aktörler çoğaldı, yeni aşamaya gelindi

2011’den beri devam eden Suriye iç savaşına müdahil olan aktörlerin sayısı yükseliyor. Analistler 32’inci gününe giren Zeytin Dalı Harekatı kapsamında Türkiye’nin Suriye’ye girmesinin bu savaşa ayrı bir boyut getirdiğinin altını çiziyor.

Deutsche Welle’den Kersten Knipp son gelişmeler ışığında Suriye’deki savaşı değerlendiriyor.

Türkiye ile Suriye'nin karşı karşıya gelmesi şaşırtıcı değil zira Esad rejimi silahlı milislerini Afrine sevk edeceğini daha önce duyurmuştu.

Esad rejim yanlısı milislerin Afrin önlerine vardığında Türk birlikleri tarafından ateş altına alındığı bildirildi. Anadolu Ajansı (AA) sadece uyarı ateşi açıldığını paylaştı fakat Suriye’nin resmi haber ajansı SANA "halk birliklerinin" Afrin'i her ne pahasına savunmaya hazır olduğunu ilan etti.

Dışişleri bakanı Mevlüt Çavuşoğlu hafta başında Suriye hükümetini YPG'yi desteklememesi hususunda uyarmıştı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan komşu ülkeye yapılan baskının "Suriyeli mültecilerin yerlerine dönebilmeleri için güvenli bir ortam oluşturma" amaçlı olduğunu savunmaya devem ediyor. Ancak söz konusu mülteciler Kürtlerden değil, Esad rejiminin acımasızca uyguladığı şiddetten ve IŞİD teröründen kaçmışlardı. Yani mültecilerin problemi Kürtler değildi.

Bölgedeki Kürtler Türkiye'nin Suriye sınırını geçmesinden Rusya'yı da sorumlu tutmaya devam ediyor.

Türkiye'nin saldırısına Rusya'nın onay vermesinin nedeni hakkında spekülasyonlar devam ederken, Al Monitor sitesi  "Rusya'nın cihatçılarla mücadelede Türkiye'ye Suriye hükümetinden daha fazla güvendiğini" ve "Rusya'nın aynı zamanda muhtemelen NATO müttefikleri ABD ile Türkiye'nin arasını açmak için de böyle davrandığını" iddia etti.

Londra'da yayımlanan Rai al-Youm gazetesi ise Türkiye'nin "Suriye'nin diğer bölgelerine rahatça yayılabilecek uzun ve riskli bir yıpratma savaşında karar kıldığını' paylaştı. Yazı, Türkiye'nin Suriye Kürtleri ile Şam yönetimi arasındaki bağların giderek sağlamlaşması riskini de göze aldığını ifade ediyor.

Öte yandan uzamanlar Türk birliklerinin Kürtlerle savaşta ağır kayıplar verebileceğini ve Moskova'nın da bundan Türkiye'yi daha fazla kendine bağlamakta yararlanabileceğini savunuyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ise 2019 yılındaki cumhurbaşkanlığı seçiminden önce askeri alanda ve propaganda savaşında yenilgiye uğramayı göze almayacaktır. Suriye'deki birliklerin de bu doğrultuda büyük kararlılık göstermesi bekleniyor.

Öte yandan Ankara, Esad rejimini Doğu Guta'da insan haklarını ağır şekilde ihlal etmekle suçlamakta. İran televizyonu da Türk ordusunu Afrin'de kimyevi silah kullanmakla suçlamıştı. Bu iddiayı reddeden Türkiye ise Tahran'ı Suriye'de mezhepçilik yapmakla itham etti.

Son olanlar Suriye'deki savaşın yeni bir aşamasına gelindiğini gösteriyor.

Rusya ve İran şimdiye kadar Suriye hükümeti yardım istediği için bu ülkeye geldiğini söylemiş ve ‘terörist' grupların üzerine yürümüştü. Fakat Türkiye müdahalesini meşrulaştırma ihtiyacı hissetmedi ve Suriye’deki uluslararası aktörlerin arasına katılmış oldu.