Tiny Url
http://tinyurl.com/ydxz8swo
Sirwan Kajjo
Eki 04 2018

Suriyeli Kürtler: Sil baştan?

IŞİD’e karşı savaş sona doğru yaklaştıkça ve Suriye Cumhurbaşkanı Beşir Esad yedi yıldan uzun süren acı dolu iç savaştan galip çıkacak gibi göründükçe, Suriyeli Kürtler bu süreçte elde ettiklerini yitirmek istemiyorlarsa çok hassas bir politika izlemek zorundalar.

ABD ve diğer batı ülkelerinden gelen destek sayesinde YPG, IŞİD’e karşı mücadelesi sırasında Suriye’nin kuzeydoğusunda geleneksel olarak sahip olduğu toprakları genişletme fırsatı buldu.

YPG ve onun üst örgütü Suriye Demokratik Güçleri şu anda Suriye’nin çeyreğinden fazlasına hâkim ve bu da Suriye rejiminden sonra ülkedeki en büyük güç oldukları anlamına geliyor.

Fakat IŞİD kontrolündeki toprakların birkaç küçük alana indirgenmesiyle birlikte Suriye Kürtleri, ABD önderliğindeki koalisyonun IŞİD sonrası dönemde yerel ortaklara destek vereceğine söz vermesine rağmen, batı ülkelerinden gelecek desteğin eninde sonunda biteceğine inanıyor.

Tüm bunları göz önünde bulunduran YPG ve siyasi kanadı PYD, çatışmaların bir sonraki aşamasında ellerinde olacak olan seçenekleri değerlendirmeye başladı.

Kürt milisler ile Suriye rejimi arasında 2012’den beri devam etmekte olan tedirgin edici birliktelik, Esad’a ait kuvvetlerin savaş 2011 yılında başladığından bu yana kaybettikleri toprakların çoğunu tekrar ele geçirmesi sonrası tehlike altına girebilir.

Esad, haziran ayında kuzeydoğu bölgesindeki Kürtleri anlaşma masasına oturmazlarsa onlara karşı askeri güç kullanmakla tehdit etti. Bundan birkaç hafta sonra, üst düzey yetkililerden oluşan bir Kürt heyeti Şam’a giderek ulusal güvenlik ve askeri operasyonlar konularında görüşmelerde bulundu.

2012 yılında rejime ait güçlerin çoğu isyancılarla savaşmak için bölgeden ayrıldıktan sonra PYD, Suriye’de Kürt nüfusun çoğunlukta olduğu bölgelerin fiilen yöneticisi oldu. Bu durum, Suriye rejimiyle birlikte hareket ettikleri suçlamalarına yol açtı.

IŞİD’e karşı savaşta ABD ile ittifak kurduktan sonra ise, PYD kendini Esad rejiminden uzakta konumlandırdı. Bu yüzden Şam ile doğrudan görüşmelere girme kararı, özellikle iki taraf arasında uluslararası aracılar bulunmadığından, oldukça zor oldu.

PYD egemen olduğu bölgede kendine has bir yönetim sistemi kurmasına rağmen, kendi siyasi projesi için tatmin edici bir uluslararası tanınma elde etme konusunda başarılı olamadı. Bu durum, Türk ordusu ve emrindeki Suriyeli örgütlerin ocak ayında Kürt nüfusun yaşadığı Afrin kentine düzenlediği iki ay süren operasyona hiçbir ülkenin itiraz etmemesiyle iyice açıklığa kavuştu.

Afrin tecrübesi sonrası PYD dâhil tüm taraflar, askeri açıdan kazandıkları başarılardan bağımsız olarak, Suriyeli Kürtler konusunun ne kadar hassas olduğunu anladılar.  

Şu anda da, Esad kontrolündeki güçler zafer ilan etmeye hazırken, aralarında PYD karşıtlarının da olduğu bütün Suriye Kürtleri, savaş boyunca kazandıklarının riske girmesinden korkuyor. Esad’ın tüm Suriye topraklarını geri almak için yemin etmiş olması özellikle endişe verici.

PYD geçtiğimiz yıllarda stratejik açıdan birçok yanlış yaptı. Karşıt görüşlü Kürtleri ve Irak Kürdistan Bölgesi tarafından desteklenen Kürt Ulusal Konseyi gibi muhalif gruplara mensup kişileri hapse atarak siyasi arenanın dışında bıraktı. Irak Kürdistan Bölgesi, Kürtler tarafından kontrol edilen, büyük sayılabilecek tek coğrafya.

En önemlisi PYD, Türkiye’de 30 yıldan uzun bir süredir bağımsızlık için savaşan Kürdistan İşçi Partisi-PKK ile arasına mesafe koymayı başaramadı. Bu da Türkiye’nin Suriye’deki Kürt bölgelerine saldırması için geçerli sebep oluşturdu.

Tüm bunlara rağmen Suriyeli Kürtler için gelecek çok da karanlık görünmüyor. Şam ile görüşmelerde kullanmak için hâlâ Doğu Suriye’deki gaz ve petrol rezervlerinin kontrolü, Rakka’da stratejik önem taşıyan hidroelektrik barajlar ve devletin ihtiyacı olan diğer özkaynaklar gibi önemli kartlara sahipler. Buna ek olarak, ABD askeri güçleri hâlâ Kürt kontrolündeki topraklarda devriye geziyor.  

Suriye Kürtleri kesinlikle 2011 öncesindeki duruma dönmek istemeyecek ama eğer Esad iktidarda kalırsa -ve kalacak gibi görünüyor-, Kürtler yüksek ihtimalle savaş sırasında elde ettikleri kazançların bir kısmından vazgeçmek zorunda kalacaklar. Çünkü tekrar ötekileştirilmek istemiyorlar.