Tiny Url
http://tinyurl.com/y8jdygpf
Paul Iddon
Oca 23 2019

Suriye'nin kuzeyindeki güvenli bir bölgenin uzak hayali

13 Ocak’ta ABD Başkanı Donald Trump, bir tweet’inde Suriye’nin kuzeyinde 20 kilometrelik bir güvenli bölge kurulmasını önerdi. Üzerinden yaklaşık 10 gün geçmiş olmasına rağmen, tam olarak ne anlama geldiği ve nasıl uygulanabileceği konusunda hala ciddi bir kafa karışıklığı var.

Türk hükümeti, bölgenin Suriye Kürt güçlerinden arındırılmasını istiyor, Suriye Kürtleri ise bölgede herhangi bir Türk rolüne karşı çıkıyor. Öncelikle bir Türk girişimi mi olacak, yoksa Birleşik Devletler yaratılışına öncülük edebilir mi?

Ankara’nın tercih ettiği, ABD’nin yardımlarıyla Suriye’de IŞİD’i büyük ölçüde mağlup etmiş çok etnikli Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) büyük kısmını oluşturan Suriyeli Kürt savaşçıların Halk Koruma Birimleri’nden (YPG) temizlenmiş bir güvenli bölge kurulması.

Türk hükümeti, YPG’nin 1984’ten bu yana Türkiye’de Kürt özerkliği için mücadele eden Kürdistan İşçi Partisi’nin (PKK) bir uzantısı olduğunu söylüyor.

Dış Politika Araştırma Enstitüsü'ndeki Ortadoğu programı yöneticisi Aaron Stein Ahval News’e verdiği demeçte “Tampon bölge ile ilgili bu sızıntılar arasında işe yarar bir şey yok” dedi: “Bu karmaşık ve gergin olacak.

“SDG'nin [Suriye] rejiminin teklifi varken Amerikan çözümünü neden seçeceğini anlamakta zorlanıyorum ve üstelik Moskova tüm bunları bir anda yok edebilecekken.”

Suriye Kürtleri, Amerika’nın Suriye’den 2 bin askeri çekeceğini açıklamasının ardından Şam’la görüşmelere başladı. Kürtler, Türkiye ile Şam arasındaki sınır bölgelerini kapatarak, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın saldırı tehdidini önleyebileceklerini umuyorlar.

Suriye Kürt yetkilileri, Birleşmiş Milletler veya ABD liderliğindeki koalisyon tarafından kurulup yönetilirse tampon bölge oluşturulmasını destekleyeceklerini söylediler. Ancak BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, BM'nin bu bölgede bir güvenli bölge oluşturma sürecine katılmak için hiçbir planları olmadığını söyledi.

Kürtler, güvenli bölgedeki herhangi bir Türk katılımına şiddetle karşı çıkıyorlar. YPG'nin siyasi kanadının eski eş lideri Salih Müslim, Kürdistan 24'e “Gerçekten güvenli bir bölgeye ihtiyacımız var, ancak Türkiye’nin parmağı olmamalı” dedi. “Hava ambargolu güvenli bir alan istiyoruz. Türkiye kesinlikle işin içinde olmamalı.”

Suriye'nin kuzey sınırındaki 20 mil derinliğindeki güvenli bölge, Suriye'deki tüm büyük Kürt şehirlerini içerecektir.

Yeni Bir Amerikan Güvenlik Merkezi Orta Doğu Güvenlik Sorumlusu Nicholas Heras, “Tampon bölgedeki sorun, ABD’nin Türkiye’nin SDG’ye saldırmasını ve yok etmesini nasıl önleyeceği hakkında çok az bilgi bulunması” diye konuştu:

“Meselenin özü bu, çünkü Türkiye'nin tampon bölge vizyonu, Türk ordusunun kuzeydoğu Suriye'deki başlıca Kürt nüfus merkezlerini kontrol etmesi. Suriye Demokratik Güçleri’nin geniş bir bileşeni bu Kürt bölgelerinden geliyor ve bu örgütün Türkiye tarafından etkisizleştirilmesinden ziyade Türkiye ile savaşması bekleniyor. Tampon bölge kavramının, Türkiye ile Suriye Kürtleri arasında feci bir çatışmanın önlenmesinin bir yolu olarak, Türkiye ile SDG arasında kuzeydoğu Suriye’de güç paylaşımına izin veren bir anlaşmaya varmalarını sağlaması gerekiyordu.

Türkiye'nin kuzeydoğu Suriye'deki Kürt bölgelerini kontrol etmesine izin verecek herhangi bir plan, Suriye Demokratik Güçleri’nin Türkiye’nin ölümcül tehdidi altında oldukları için Türkiye ile çatışmasına neden olacak.”

Heras, Suriye Demokratik Güçleri’nin Türkiye'nin Suriye'de toprak ele geçirmesini önlemek için Rusya ve Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad ile bir anlaşmaya varmaya çalıştığını söyledi.

Türkiye’nin eski Dışişleri Bakanları’ndan Yaşar Yakış, tampon / güvenli bölge terimlerinin belirsiz olduğuna inanıyor:

“Türkiye'nin kuzeydoğu Suriye'de kurmayı düşündüğü güvenli bir bölgeyi kurmak zor. Rusya, İran, ABD ve uluslararası toplumun birçok üyesi bunun için ikna edilmek zorunda kalınacak.”

Yakış, Türkiye'nin SDG'yi bölgeyi barışçıl bir şekilde terk etmeye ikna etmesinin bir yolu olmadığını da belirterek şunları söyledi:

“Bununla birlikte, askeri gücünü kullanarak bunu başarmaya cesaret edebilir. Türkiye, ABD’yi ikna etmeyi başarırsa, Washington YPG’yi güvenli bir bölge kurmaya zorlayabilir. Fakat eğer bu uluslararası meşruiyete sahip güvenli bir bölge olacaksa, BM Güvenlik Konseyi kararıyla onaylanmalıdır, yani Güvenlik Konseyi’nin daimi üyeleri - Rusya, Çin, Fransa ve İngiltere’nin de ikna edilmeleri gerekecektir.”

Türkiye, 1991 Körfez Savaşı'ndan sonra Kuzey Irak'ta Irak Kürtlerinin özerklik kazanmasına neden olana benzer bir güvenli bir bölge oluşturulmasından korkuyor.

Yakış, “Bu, Suriye'nin kuzeyinde herhangi bir Kürt varlığının ortaya çıkmasına şiddetle karşı çıktığı için Türkiye tarafından bir kabus olarak değerlendirilecektir” dedi.

Suriye ve Kürt hareketleri analisti Mutlu Çiviroğlu, Trump’ın tweet'in 20 millik güvenli bölgeden bahsetmeden önce Suriye Kürtlerinin korunmalarının sağlanması için bir yol önerdiğini düşünüyor:

“Gerçekten ne anlama geldiği belli değil. Tampon bölgenin, ABD’nin Kürtleri korumak için başlatacakları bir şey olduğunu varsayarsak, bunun olumlu olacağını ve Kürtler ve müttefikleri tarafından kabul edilecektir.”

Çiviroğlu ayrıca, Rusya’nın böyle bir bölgenin yaratılmasını engelleyebileceğini söyledi:

“Moskova kesinlikle bu güvenli bölgeyi değil, Suriye'de güçlü konumda olduğundan herhangi bir gelişmeyi de baltalayabilir. Rusya’nın hareketlerini detaylar belirleyecek. Rusya, Türkiye'nin, Suriye hükümetinin ve diğer oyuncuların attığı adımları önleme veya şekillendirme gücüne ve kabiliyetine sahip.”

Washington'daki Arap Merkezinde görevli olan Mustafa Gürbüz ise, ABD’nin, bir yandan Türkiye’nin güney sınırı boyunca güvenli bir bölge vaat ederken diğer yandan Suriyeli Kürtlere olası herhangi bir Türk saldırısından kendilerini koruma vaadiyle ikili oynadığını söyledi:

“YPG liderleri sessizce geri çekilmeyecek. YPG, Türkiye'nin güvenli bölgesini engellemek için ABD-Rusya rekabetinden yararlanacak ve Türkiye ile Rusya’nın anlaşması durumunda da Esad rejimi ile anlaşma yoluna gidebilir. Bu nedenle, Türkiye için sıkıntılı bir durum.”