Ağu 12 2019

Taştekin: Erdoğan içerdeki yakıcı gündemi dışarda ateşle yakarak baskılamak istiyor

Recep Tayyip Erdoğan, hafta içi yaptığı açıklamada Ağustos ayı içinde Kıbrıs gibi yeni bir zafere imza atılacağını ileri sürdü. Yeni bir işgalin sinyalini veren Erdoğan, sözlerine açıklık getirmedi, medya da üzerinde durmadı zaten. 

Amerika ile varılan anlaşma sonucu bu yeni hamlenin Suriye olması ihtimal dışı kaldı. Nitekim Amerikan askerleri güvenli bölge için oluşturulacak merkez için Urfa’ya gitti. Mekanizma, her ne olursa olsun Suriye’ye müdahale isteyenleri memnun etmese de işlemeye başladı.

Amerika ile varılan anlaşma ulusalcı kesimde rahatsızlık yarattı. Bu durumu medyadaki sözcülerinden Fikret Bila’nın yazılarıyla açığa vuruyorlar ama şu anda ellerinden bir şey gelmiyor. 

Askeri başarı için diğer iki ihtimal Kandil ve Kıbrıs’ın Maraş bölgesi. Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu’nun partileri kurulma aşamasına gelmişken Erdoğan’ın askeri bir başarıya ihtiyacı var görünüyor. Bu durumu Fehim Taştekin ile konuştuk:

 

 

“Hükümet üyelerinin Suriye’nin kuzeyine Ağustos’ta sürpriz müdahale olacağına dair gündemi sıcak tutmaları iki nedenle izah edilebilir: Birincisi Amerika üzerindeki baskı mekanizmasını canlı tutmak istiyorlar. Sürekli söyledikleri şey Fırat’ın doğusunda Menbic’te olduğu gibi oyalama taktiğine izin verilmeyeceği yönünde. 

İkincisi Erdoğan için endişe verici hale gelen iç gündemi baskılamak önemli. Bunun için Suriye ve Irak’taki sıcak gündemi öne çıkarma taktiği güdülüyor. Yeni partilerin kurulacak olması, ekonomik krizin etkilerini hissettirmeye başlaması daha büyük bir gürültüyü gerektiriyor. Dışarıdaki kriz bunun için kullanışlı. 

Ayrıca iktidar yerel seçim sonrası HDP ile CHP arasında gelişen yakınlaşmayı kendi bekası için büyük bir tehlike olarak görüyor. Bu yakınlaşmayı bloke etmenin yolu CHP’yi Suriye’ye müdahale gündemiyle felç etmektir. O yüzden Erdoğan ABD ile ortak mekanizma kurulmasına önem atfeden beyanatlarının üzerinden daha birkaç gün geçmeden müdahaleci söyleme geri döndü. Ancak ABD’nin buna izin vermesi beklenmiyor. Trump da artık seçim derdinde ve Türkiye’nin hatırına Kongre’yi daha fazla karşısına alamaz.

CHP’nin Kürtlersiz Suriye konferansı ile çözüm önerisi Türkiye’de devletin içinden bir kanadın tercih ettiği stratejiyi yansıtıyor. Bu yaklaşım başından beri Esad ile masaya oturup 2011 öncesine dönüş seçeneğine dayanıyor. Ancak 2011’den sona oluşan saha gerçekliğinden çok uzak bir önerme. 

Suriye’nin neredeyse üçte birini kontrol eden bir yapıyı dışlayan ya da yok sayan bir müzakere masasının başarı şansı yok. Özünde Kürtlerin kazanımlarını dağıtma fikri yatıyor. Ancak bu kadar Kürt karşıtı bir yaklaşımın Suriye devletinde bile karşılığı yok.”


© Ahval Türkçe