Türkiye mültecileri Kuzey Suriye'ye yerleştirmeye başladı - Foreign Policy

Türkiye, 9 Ekim'de başlattığı operasyonla kontrol altına aldığı Kuzey Suriye'deki Tel Abyad-Raselayn sınır hattına Türkiye'deki mültecileri yerleştirmeye başladı.

Foreign Policy'deki (FP) haber, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Türkiye'de yaşayan üç milyon Suriyeli mülteciyi Suriye'ye yerleştirecekleri yönündeki açıklamasının ilk işaretleri olarak değerlendiriliyor.  

FP'nin bölgedeki yerel kaynaklar ve Rojava Enformasyon Merkezi'nden edindiği bilgilere göre küçük sayıdaki Suriyeli mülteciler sınırı geçerek bölgeye gelmeye başladı. 

Dünyadan büyük bir tepki çekmesine rağmen ABD Başkanı Donald Trump'ın 6 Ekim'deki telefon görüşmesi ile Erdoğan'a yeşil ışık yakması üzerine Türkiye'nin başlattığı operasyonda çok sayıda sivil hayatını kaybetmiş, çoğunluğu Kürt 200 bin civarında insan da evlerini terk ederek Irak Kürdistan Bölgesi ya da komşu köy ve kasabalara sığınmıştı. 

Erdoğan ve Rusya Lideri Vladimir Putin arasında Ekim ayında imzalanan ateşkes anlaşmasına rağmen Türkiye'nin işgal altında tuttuğu Tel Abyad (Gresipi) ve Raselayn (Serekaniye) kasabalarında halkın saldırı, terörizm ve yağmalama korkusuyla yaşadığını öne süren FP, bölgede ciddi bir güvenlik endişesi yaşanırken bölgeye mülteci gönderilmesinin, zorla gönderildiklerine dair endişeler bulunduğunu ileri sürüyor. 

FP, Türkiye destekli Suriye Ulusal Ordusu'nun gerçekleştirdiği vahşetin gölgesinde şimdi de bölgeye Arapları yerleştirirken, Kürtlerin evlerine dönmesini engellediğini ve bu şekilde etnik temizlik yapmak istediğine dair haberler geldiğini de öne sürüyor.

Bölgeye ilk yerleştirilen ailelerin Türkiye destekli militanların aileleri olduğunu da yazan FP, bu ailelerin Suriye'nin başka yerlerinden gelen Arap ve Türkmenler olduklarını belirtiyor. 

Uzmanlar ve ABD'li yetkililerin bölgeden olmayan büyük sayılarda mültecinin yeniden yerleştirilmesinin hassas etnik dengeleri bozmasından endişe ettiklerini de vurgulayan FP, Türkiye'nin işgalinden önce bölgenin Suriye Kürtleri tarafından kontrol edildiğini ve halkının da büyük oranda Kürtlerden oluştuğunu aktarıyor.

Konuyla ilgili gazetecilere konuşan Reagan Ulusal Savunma Forumu'ndan Jeanne Şahin, "Türkiye şu anda iki üç milyon Suriyeli mülteciyi bölgeye yerleştirmek istiyor. İnsani gerekçelerle, bölgede devam eden çatışmalardan dolayı bunun engellenmesi için ABD'de elimizden gelen her şeyi yapmalıyız" diyor. 

Türk basınına göre 22 Kasım'da 70 kişilik bir mülteci grubu sınırdan Raselayn kasabasına geçti. Rojava Enformasyon Merkezi ise iki gün sonra 600 ailenin Tel Abyad'a taşındığını belirtiyor. 

Türkiye bu ailelerin Kürt bölgelerinden olduğunu öne sürerken yerel kaynaklar ise bölgeye yerleştirilenlerin Deyrezzor, Rakka, Guta, Humus, İdlib hatta Irak'tan getirildiklerini iddia ediyor. 

Araştırmacı Thomas McClure, yeni gelenlerin ağırlıklı olarak Beşar Esad rejiminden kaçarak Türkiye destekli gruplara katılan askerlerin aileleri olduklarını belirtiyor. 

FP'ye konuşan McClure, Türkiye'nin daha önce kontrol altına aldığı Carablus'ta kurduğu kayıt ofislerine kaydolan militanların ailelerinin otobüslerle Tel Abyad'a otobüslerle nakledildiğini de ifade ediyor. McClure, beş yıl aradan sonra Türkiye'nin Tel Abyad'daki sınır kapısını açarak büyük sayılarda mültecinin Suriye'ye getirilmesinin önünü açtığını da aktarıyor.

McClure'a göre Tel Abyad'daki sınır kapısı Türkiye destekli militanların ailelerini getirdiği kapı olduğu gibi, aynı zamanda bölgede yağmalanan dizel, tahıl, araba, araç ve makinenin de kaçırıldığı en önemli nokta.

İnsan hakları örgütlerinin, Türkiye'nin kontrol ettiği bölgelerde Suriye Ulusal Ordusu'na bağlı askerlerin yağmalama ve cinayetlerle ilgili raporlar hazırladığını da aktaran FP, militanların topraklarından kaçan insanların evlerinde kanunsuz bir şekilde kaldıklarını, kamu hizmetlerinin verilmediğini, keyfi tutuklamalar ve bombalama eylemlerinin sıradanlaştığını da aktarıyor.

Amerikalı yetkililerin daha önce Kürtlerin yaşadığı bölgelerde yaşanan etnik temizliği önemsemediklerini de aktaran FP, Uluslararası Af Örgütü'nün Ekim ayında yayınladığı raporda Türkiye'nin yüzlerce mülteciyi zorla savaş bölgesi olan İdlib'e gönderdiğini ortaya koyduğunu da yazıyor.

Sahadaki gelişmelerden dolayı sağlıklı bilgi almakta zorlandıklarını da söyleyen McClure, "İnsan hakları örgütleri güvenlik sorunlarının arttığını belirtirken, Suriye Ulusal Ordusu ise bölgede hayatın normale döndüğünü öne sürüyor. BM, Türkiye'nin operasyonundan sonra bölgeden ayrılmak zorunda kalan sivillerin sayısının 120 bin ile 200 bin arasında olduğunu söylerken, yerel kaynaklar bu rakamın çok küçük olduğunu iddia ediyor" diyor.

BM'nin devam eden çatışmalar ve uluslararası kuruluşların bölgeyi terketmesinden dolayı sahadan sağlıklı bilgi alamadığı ifade ediliyor. 

Eski IŞİD üyelerinin de Türkiye'nin kontrolündeki bölgelerde yaşadığını öne süren FP, McClure'un ekibinin yerel medyayı tarayarak 70 ismi belirlediğini de aktarıyor. 

FP, ABD Dışişleri Bakanlığı'nın bölgeye dönen mültecilerin sayısının çok küçük olduğunu düşündüğünü, Türkiye'nin koordineli bir şekilde mültecileri bölgeye taşımasını umursamadığını da iddia ediyor.