'Türkiye, Suriye'de ele geçirdiği bölgelerde kök salıyor'

Asfaltı yeni dökülen bir otoyol Türkiye’deki Çobanbey ila Suriye’deki kardeş şehri al-Bab’ı birbirine bağlamaya başladı.

Al-Bab şehrinde sokakları Türkiye ve Suriye bayrakları süslüyor ve tüm pankartlar hem Arapça hem Türkçe dillerinde. Göze çarpan reklam panolarında ilk başlarda şehri IŞİD’den kurtarma operasyonu sırasında hayatını kaybeden Türk askerlerine saygı cümleleri var.

ABD'li haber ajansı Associated Press'in (AP) haberine göre savaşın etkilerini hala atlatamamış olan al-Bab şu anda inşaat işleriyle meşgul.

 

Al bab

 

Türkiye’nin masraflarını karşıladığı çok büyük bir hastanenin yapımı tamamlanmak üzere. Ana otoyol üzerinde etrafı ağaçlarla çevrili bir bölge de şehirde inşa edilmiş ilk endüstriyel alan olacak. Tapuların kimlere ait olduğu hakkında karar ve kayıt işlemleri şu anda devam ediyor.

Şehirdeki bu arı kovanının yönetimi için görevlendirilen Şenor Esmer, Gaziantep şehrinin yardımcı valisi. Esmer’in ofisi, Türk güvenlik güçleri tarafından çok sıkı biçimde korunan yerel bir karakolda, hemen yanlarındaysa karakola büyütme çalışması yapan işçiler çalışıyor.

Esmer’e göre “Türkiye’nin destekte bulunmasının asıl sebebi ‘insanlık’, biz bu durumu ‘kardeşlik adaleti’ olarak nitelendiriyoruz çünkü bi bu halklarla Osmanlı döneminden beri, 600 yıldır birlikte yaşıyoruz. Suriye çok uzun süre Osmanlı kontrolündeydi ve Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra bağımsızlık kazandı.

 

Al bab

 

Suriye’ye yönelik operasyonu başlattıktan neredeyse 2 sene sonra, Türkiye bu bölgede ele geçirdiği topraklarda kök salmaya devam ediyor. Türkiye’den yöneticiler, askeri birimler, güvenlik ve ekonomi çalışanlarını getirek Türkler, bölgeyi Türkiye’ye benzetmeye çalışıyor görünümünde.

Türkiye şu anda 4.000 kilometre kareden fazla Suriye toprağına hakim. Suriye nüfusunun neredeyse çeyreği -buna Türkiye’de yaşayan 3.6 milyon mülteci de dahil- doğrudan veya dolaylı olarak Türkiye kontrolünde.

Bunlara ek olarak Türk kontrolündeki topraklarda yaşayan 600.000 ve isyancıların kontrolündeki son bölge olan 2 milyon kadar nüfus da bulunuyor. Türkiye’nin bölgeye bu seviyede yatırım yapması Ankara’nın Suriye toprakları üzerinde eskiden sahip olduğu söze yeniden sahip olmak istediğini akla getiriyor.

Fakat gelinen durumda kilit nokta niteliğinde stratejik hesaplar da var. Türkiye temel olarak ABD’nin desteklediği Suriyeli Kürt milis grup YPG’yi hedef alıyor.

 

Al bab

 

Buna ek olarak Suriyeli isyancıların koruyucusu olarak kendini ilan eden Türkiye şu anda Suriye’nin geleceğini belirleme konusunda ikinci başmüzakereci olarak görünüyor. Moskova bu ihtimale açık olabilir; sonuçta Ankara’nın Suriye operasyonuna yeşil ışık verdiler. Türkiye’nin umuduna göre Washington bu sayede Kürtlerle müttefik olmayı bırakıp Türkiye tarafına dönecek. 

Merkezi Washington’da bulunan Yeni Amerikan Güvenlik Merkezi’nden Nicholas Heras’a göre Türkiye’nin Suriye’ye girmesi Rusya’nı 2015 yılında Beşar Esad’a askeri desteğini verdiğinden beri yaşanan en önemli gelişme.

Uluslararası Kriz Grubu’nun Irak, Suriye ve Lübnan proje müdürü Heiko Wimmen’e göre de “Yerde askeri güçlere sahip olmak ve Suriye nüfusunun büyük kesimlerini kontrol edebilmek kesinlikle Türkiye’yle uzlaşmadan bir sonuca varmak anlamına gelmiyor”.

 

al bab

 

Söz konusu bölge Türkiye’nin Suriye’de savaşla ilgili hedeflerinin evriminde son nokta. Türkiye önce Batı’yı bölgeyi kapsayan bir ittifaka katılarak Esad’ı devirme amacıyla isyancılara finansman ve silah sağladı. Daha sonra kendi güvenliğini korumak zorunda olduğunu öne sürerek Kürt YPG’ye karşı cephe aldı.

ABD IŞİD ile savaşmak için YPG ile ittifak kurdu ve şu anda Türkiye sınırlarının büyük bir bölümü dahil olmakla beraber Suriye’nin %25’inden fazlasına hakim. 2016 yaz aylarında Türkiye Suriye’ye operasyon başlatarak IŞİD’i ve YPG’yi bölgeden temizlemeye karar verdi. 

Türklerin önderliğindeki kuvvetlerin al-Bab bölgesini ele geçirmesi 3 aydan uzun sürdü ve 70 şehit verildi. Öte yandan bu çatışmalar Moskova ile işleyen bir ilişki oluşmasının temelini attı: İlk defa olarak Rus uçakları Türk Hava Kuvvetleri’nin saldırılarına destek verdi.

 

Al bab

 

Al-Bab’ın stratejik pozisyonu sayesinde Türkiye bu yıl başlarında YPG’yi kalesi olarak görülen Afrin’den çıkartarak sınır çevresindeki Kürt milislerle bağını da kesmiş oldu. Operasyon sonunda Türkiye kuzeybatı Suriye’yi kontrole aldı ve aynı zamanda Suriyeli güvenlik kuvvetleriyle de ilişkisini pekiştirdi.

Ankara şu anda ‘Fırat Nehri Kalkan Bölgesi’ adını verdiği alanda Türk-Avrupai bir yönetim biçimi kuruyor.

Türk harcamalarının çoğu sağlık ve eğitim hizmetlerine gidiyor. Binlerce öğretmenin maaşını Türkiye veriyor. Okullar yenileniyor ve daha da fazlası inşa ediliyor. Al-Bab’da Türkiye’nin inşa ettiği 17 milyon dolarlık bir hastane önümüzdeki ay açılıyor.

 

Al bab

 

Türk üniversitelerinden biri şehirde fakülte açmak istiyor ve bir çok Suriyeli öğrenci Türk üniversitelerine kayıt olabilmek için sınavlara girdi.

Türkiye kuvvetlerini şehirlerin dışına çıkararak etraftaki tepelere konumlandırdı. Al-Bab kentinde 2.000 Suriyeli güvenlik görevlisi kontrol noktalarında çalışmak üzere eğitildi.

Yeni mahkemelerde Türk yargıçlar ve savcılar görev almakla birlikte, eski Suriyeli yargıçlar da Fransa’dan örnek alınan hukuk sistemini devam ettirmek için göreve devam ediyor. Azaz’da bir terör suçları mahkemesi kuruldu. Al-Bab’da da modern bir cezaevi bulunuyor.

Para transferinin yönetimi için de banka gibi çalışan PTT şubeleri maaşları Türk Lirası olarak Suriye’deki kentlere aktarıyor.