Türkiye ve El Kaide bağlantılı HTŞ İdlib’de müttefik mi?

Suriye'nin kuzeybatısındaki İdlib vilayetinde faaliyet gösteren Heyet Tahrir el-Şam'ın (HTŞ) lideri Ebu Muhammed el-Colani, PBS’e verdiği son röportajda, grubunun ABD veya Batı için bir tehdit oluşturmadığını, tersine ortak çıkarları paylaştığını söyledi. Peki grubu halihazırda Türkiye'nin müttefiki mi, hatta vekili mi?

PBS’in haberinde, "İdlib son birkaç yıldır Suriye, Rusya ve İran güçlerinin saldırısına uğradı ve Türkiye, bazen Colani'nin grubu da dahil olmak üzere muhaliflere destek veriyor" deniyor.

ABD'nin eski Suriye Temsilcisi Özel Temsilcisi James Jeffrey, Mart ayı başlarında HTŞ'nin İdlib'de ABD stratejisi için "değerli" olduğunu söyledi.

Newlines Institute for Strategy and Policy kıdemli uzmanı ve Otoriterlik Program Başkanı Nicholas Heras, bu açıklamalara cevaben, HTŞ'nin "Türk istihbaratının (MiT) bir varlığı ve Türkiye'den ABD'ye (gerektiğinde) vekil olabileceğinin" dışlanmayacağı yönünde bir twit attı.

Heras Ahval’e yaptığı açıklamada ise "HTŞ, Türk desteği olmadan ayakta kalamaz, bu kadar basit. Türkiye’nin İdlib’i korumaya yönelik önemli askeri yatırımı, o bölgenin yeniden Esad ve müttefiklerinin kontrolüne geçmesini önleyen temel faktördür" dedi.

Buna ek olarak, Rusya ve İran ile yapılan üçlü Astana sürecinin bir parçası olarak 2017 sonundan bu yana İdlib'e önemli bir askeri güç konuşlandıran Türkiye, İdlib'in HTŞ kontrolündeki kısımlarıyla insani yardım ve ticaret için en önemli geçiş yollarını da kontrol ediyor.

Heras, "HTŞ, İdlib'deki en etkin aktördür ve Türkiye ile Türkiye destekli Suriyeli vekil grupların HTŞ'nin kontrolünü sona erdirmesi kayıplar ve yıkım açısından oldukça pahalı olacaktır. HTŞ, İdlib'i Türkiye için düşük bir maliyetle kontrol edebilen tek yerel Suriyeli aktör" diyor. Heras devamında ise "Türkiye ve Suriye El-Kaidesi ile bağlantılı bu grubun simbiyotik bir ilişkisi var ve HTŞ Ankara için bir değerdir" diye ekliyor.

Oklahoma Üniversitesi Orta Doğu Araştırmaları Merkezi Direktörü Profesör Joshua Landis de Türkiye'nin "İdlib vilayetinde HTŞ ve Colani'nin üstünlüğünü kabul ettiğine" inanıyor.

Ahval'e açıklamasında Landis, "Türkiye Colani'yi bir kenara itmek için çok az şey yaptı. Colani’yi kabul etmesi, büyük ölçüde Ankara’nın‘ Suriye Ulusal Ordusu ve Ankara’nın desteklediği diğer Suriyeli milislerin Colani’ye meydan okuyacak güce veya liderliğe sahip olmadığı inancından kaynaklanıyor" diyor.

Landis, Ocak 2019'da İdlib'deki Türk destekli Suriyeli milis vekillerinin büyük bir bölgeyi HTŞ'ye teslim etmelerinde olduğu gibi, bunu yapmak için daha önceki çabaların başarısızlığa yol açtığına dikkat çekiyor.

Sonuç olarak Ankara, "Daha ılımlı Özgür Suriye Ordusu milisleri, radikal İslamcı örgütlerle başedemez" diye düşünen Washington’la aynı çizgiye geldi.

Landis'e göre ABD, İdlib'de Türkiye'yi destekliyor ve kendi kara kuvvetlerini kullanmak yerine Şam'ın ülkenin kuzeyini geri almasını engelleyebilecek müttefik gruplar bularak Suriye'yi hem Rusya hem de İran için bataklığa dönüştürmek istiyor.

Landis, "James Jeffrey'nin Colani olarak adlandırdığı bu müttefikler veya 'varlıklar', HTŞ ve Türkiye'yi içeriyor ve ikisi de Şam'ın petrole, suya ve Suriye'nin en iyi tarım arazilerine erişimini engelleme politikasına hizmet ediyor" ifadelerini kullanıyor.

Landis, "Biden yönetimi, Şam'ı bölgesel müttefikleri İdlib, Türkiye ve SDG lehine bu zayıflatma politikasını sürdürmek niyetinde olduğunu açıkça ortaya koydu" diyor, ki ABD’nin müttefiki olan SDG şu anda Kuzeydoğu Suriye'nin büyük bir bölümünü kontrol ediyor.

Bağımsız bir Ortadoğu uzmanı olan Kyle Orton, Türkiye'nin HTŞ'nin hayatta kalmasını istediğine inanıyor çünkü grubun Suriye ordusu tarafından yenilgiye uğratılmasının, HTŞ kontrolündeki bölgede yaşayan üç milyondan fazla insanı Türkiye'ye itebileceğinden korkuyor.

Ahval’e açıklamasında Orton, “Türkiye Astana süreci kapsamında İdlib'deki teröristleri (yani HTŞ) yok etme taahhütlerini yerine getirmedi çünkü Astana sürecinin karşılıklı kötü niyetle hareket eden taraflar arasında bir samimiyetsizlik egzersizi olması dışında, isteksizlikten çok acziyetle ilgiliydi” diyor. Orton, "HTŞ, İdlib'e o kadar gömülü ki, [Esad] rejim koalisyonunun kullanmaya istekli olduğu soykırımcı şiddetin bile onu kökünden söküp atması garanti değil" ifadelerini kullanıyor.

Ayrıca, Türkiye gerçekten de MiT aracılığıyla HTŞ ile iletişim kurduysa, bunun sebebi Türk ordusu İdlib'de grubun kontrol ettiği birçok bölgede faaliyet gösterdiği için bunlar zorunlu olarak yapılan "çatışmayı çözme" amaçlı olmasıdır.

HTŞ, Türkiye’nin Suriye’deki öncelik listesinde İslam Devleti, Kürt YPG ve El Kaide bağlantılı Hurrasuddin’den (Din Muhafızları) çok daha sonra gelir. Orton, bunun sebebi olarak, Colani'nin son röportajında ​​vurgulamaya çalıştığı gibi, HTŞ'nin "uluslararası terörist komplolara bağlı olmaması"nı gösteriyor.

Orton, "Buradaki uyarı, Türkler de dahil olmak üzere herkesin HTŞ'nin El Kaide'den koptuğu iddiasına karşı ihtiyatlı olmasıdır, çünkü en azından pratik gerçek HTŞ'nin El Kaide'nin Suriye kolu Hurrasuddin'I ara sıra meydana gelen çatışmalara ve HTŞ'nin son zamanlarda Hurras'ın kanatlarını daha ciddi bir şekilde kırpmasına rağmen koruyor olmasıdır” diyor.

Orton, Türkiye’nin HTŞ’ye yaklaşımıyla ilgili bazılarının “rahatsızlığını” ve bunun nereye varacağına ilişkin endişelerini anlamak kolay olsa da, en az “iki uyarı”ya dikkat çekilmesi gerektiğini savunuyor.

Birincisi, Türkiye'nin İdlib politikasını eleştirenlerin veya muhaliflerin, Üç milyona yakın Suriyeli çok nazik bir durumda yaşarken durumun bu kadar ciddi şekilde kötüleştiği gerçeğinin ışığında alternatifinin ne olduğunu söylemesi yükümlülüğü.

Ayrıca Türkiye'nin HTŞ'yi meşrulaştırmaya veya normalleştirmeye çalıştığı yönündeki düşüncelere de katılmıyor.

"Türkiye'nin HTŞ ile çok derin bir ilişkide olduğu veya bunu yapma riskiyle karşı karşıya olduğu iddia edilebilir, ancak Ankara’nın HTŞ’nin siyasi tanınma ve kabul görmesine yardımcı olma yönünde hiçbir öznel isteği yok" diyor.

Orton, Türk Ordusu'nun 2017'de İdlib'e konuşlandırılmasının ardından HTŞ'nin bölgeye giren ilk konvoyuna eşlik ettiğinde Ankara'nın grubu terörist örgütler listesine koyduğunu belirterek sözlerini tamamlıyor.


© Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.