Zamlar can alırken, Fırat’ın doğusu sekiz ay sonra yeniden gündemde!

Geçtiğimiz yıl ekim ayında enflasyon yüzde 20’yi aşınca birden bire Türkiye gündemine Suriye’nin Kuzeyine ve Fırat’ın doğusuna harekât oturdu.

Bir yandan yüzde 10 indirim kampanyası başlatan Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak enflasyonla topyekûn mücadele sloganıyla ortaya çıkarken, diğer yandan Cumhurbaşkanı Erdoğan “Bir gece ansızın girebiliriz” diyerek Suriye harekâtı ile ekonomideki kötüleşmenin üzerini savaş külleri ile örtme yoluna gitti.

Aralık ayına gelindiğinde Fırat’ın Doğusu ve Menbiç operasyonları artık “oldu olacak” diye beklenirken birden bire ABD Başkanı Trump’ın “Suriye’den çekiliyoruz” açıklaması patladı. Erdoğan yönetimi ABD’nin çekileceği yerlere Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ve güdümündeki Özgür Suriye Ordusu’nun (ÖSO) yerleşmesini hedeflerken o günden bu yana geçen sekiz ayda süreç çok farklı şekillere büründü. İnişli çıkışlı bir hal aldı.

Trump’ın “Türkiye Kürtlere saldırırsa ekonomisini mahvederiz. Suriye sınırında 32 kilometre derinliğinde güvenli bölge kuracağız” tweeti bu sürecin en kritik aşamalarından birisiydi. Bu açıklamanın ertesi günü gerçekleşen Trump-Erdoğan telefon görüşmesinden sonra ise ne harekâttan ne de ABD tehdidine yanıttan söz edildi. Suriye’de işbirliğine devam edileceği, Türkiye-ABD ticaret hacminin 75 milyar dolara çıkartılması hedefinde mutabık kalındığı kaydedildi.

Tüm bunların üzerinden sekiz ay geçti. Türkiye sürekli şekilde sınıra yığınak yapıyor, müzakereler devam ediyor, güvenli tampon bölge pazarlıkları sürüyor. Trump’ın Suriye özel temsilcisi James Jeffrey’nin 22 Temmuz’daki Ankara ziyaretinde, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun açıklamalarından anlaşıldığı kadarıyla TSK’nın Fırat’ın doğusuna harekâtı Trump yönetiminin “ricası” ile iki kez ertelenmiş.

Bu kez Kuzey Suriye harekâtı ve Fırat’ın doğusuna operasyon konusu son birkaç günden bu yana yeniden alevlendi.  Cumhurbaşkanı Erdoğan hafta sonu Bursa-İzmir otoyolunun açılışında “sabrımız tükendi” mesajını vererek “Fırat’ın doğusuna gireceğiz” derken, Salı günü de Büyükelçilerle yaptığı toplantının açılışında her an harekâtın başlayabileceğini dile getirdi.

Erdoğan; “Bugün gerekeni yapmazsak, bunu yarın daha ağır bedeller ödeyerek yapmak zorunda kalırız. İnşallah Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekâtları ile başlattığımız süreci çok yakında farklı bir aşamaya geçireceğiz. Böylece Suriyeli kardeşlerimizin esenlik içinde yaşayacağı bir barış koridoru kurmuş olacağız. Hem ülkemizi hem Avrupa’yı Suriye kaynaklı düzensiz göç baskısından kurtarmayı düşünüyoruz. Suriyeli mültecilerin de ülkelerine geri dönüşlerini de hızlandırmayı amaçlıyoruz” dedi.

Bir yandan da Trump’a güvendiğini, ABD Başkanının S-400 ve diğer gerginlik konularının Türkiye-ABD ilişkilerini esir almasına izin vermeyeceğine inandığını belirten Erdoğan, ABD’den müttefikliğe yaraşır bir tutum beklentisini de yineledi.

Erdoğan’ın bu açıklamalarına ABD Savunma Bakanı Mark Esper’den süratle yanıt geldi; “Açık olarak, Türkiye’nin tek taraflı bir operasyonunun kabul edilemez olduğuna inanıyoruz. Yapacağımız şey, tek taraflı bir operasyonu ve Amerika, Türkiye ve Suriye Demokratik Güçleri'nin Suriye'nin kuzeyindeki ortak çıkarlarına yeniden zarar verilmesini önlemek olacaktır” diye konuştu.

Eş zamanlı olarak Pentagon’dan bir askeri heyetin Ankara’da TSK ve Milli Savunma Bakanlığı yetkilileri ile görüşmeleri ise devam ediyor. 

Sekiz ay aradan sonra Kuzey Suriye ve Fırat’ın doğusuna harekâtın yeniden hızla gündeme taşınması, ABD, Türkiye ve Suriye’den yapılan karşılıklı açıklamalarla sahada işlerin çetrefilleşeceğine dönük işaretlerin artmasını beraberinde getiriyor. Erdoğan’ın “gireceğiz” açıklamasına, Esper’in “izin veremeyiz” yanıtı ve ardından Şam yönetiminden yapılan “Türkiye sabrımızı zorlamasın” mesajı üst üste konulduğunda, beklenmedik olayların yaşanmasının söz konusu olabileceğini öngörmek yanlış olmaz.

Ana Muhalefet Partisi CHP Genel Başkan Yardımcısı, eski büyükelçi Ünal Çeviköz, iktidarın Suriye politikasının faturasının giderek kabardığını, Astana ve Soçi mutabakatlarında alınan kararların gereklerinin yerine getirilemediğini söyledi.

İdlib’te olası çatışmaların genişlemesiyle Türkiye sınırına 3 milyon mültecinin yığılacağını kaydeden Çeviköz; "Fırat'ın doğusu konusu Türkiye'nin güvenliği meselesidir, bunu elbette kabul ediyoruz. Ancak, Fırat'ın doğusu ile ilgili sorunun çözümü için alternatifler olduğunu ve bu alternatiflerin başında barışçı yaklaşımın ve diyaloğun geldiğini düşünüyoruz. CHP'nin sorunlara yaklaşımı daima barışçıldır. Atatürk'ten ilham aldığımızı özellikle vurgulamak isterim" diye konuştu.

Sekiz ay geriye gidip operasyon konusunun gündeme taşındığı ekonomik konjonktürü anımsadığımızda, yine enflasyonun yeniden tırmanışa geçtiği, kamu kesiminde işçi ve memurlarla toplu sözleşme pazarlıklarının sertleştiği, kitlelerin yoksulluğunun arttığı, hükümetin peş peşe elektrik, doğal gaz, çay, şeker, akaryakıt, alkollü içki ve sigaraya yüklü zamlar yapmak zorunda kaldığı, toplumsal tepkinin arttığı bir süreç söz konusu.

Haziran ayında yüzde 15 seviyesine gerileyen enflasyonu gerekçe göstererek, 25 Temmuz’da 4,25 puan birden faiz indiren Merkez Bankası’nın bu kararının üzerinden bir hafta geçmeden açıklanan Temmuz enflasyonu aylık yüzde 1,36’ya, yıllık yüzde 16,65’e yükseldi.

Kamu Bankalarının yüzde 1’in altına çektiği aylık yüzde 0,98’lik konut kredisi için iki günde 13 bin kişinin 2,1 milyar TL’lik kredi başvurusu yaptığı açıklandı. Ancak bu kişilerin kaçına kredi verildiği açıklanmadı. Zaten önceki örneklerin benzeri olan bu kampanyanın kalıcı olmayacağı, günü kurtarma amaçlı olduğu bilindiği için de özel bankaların hemen hiç birisi bu kampanyaya ve 180 aya varan konut kredisi kampanyasına katılmadı.

Buna ilave olarak Yüksek Askeri Şura’da (YAŞ) alınan kararlarla TSK’da gerçekleştirilen yeni tasfiye dalgası, komuta kademesinin siyasi iktidarca yeniden dizayn edilmesinin yarattığı tartışmalarla, TSK’nın kurumsal zafiyetinin arttığı iddialarının gündemi işgal ettiği bir aşamada birden bire Suriye ve Fırat’ın doğusunun öne çıkarılması ekonomideki, iç politikadaki acil konuların üzerinin örtülmesi, tartışılmasının önlenmesi amaçlı olarak değerlendiriliyor.

Estirilen savaş rüzgârları ve milliyetçilik dalgasıyla işçi ve memur sendikalarının düşük zamlara mecbur edilmeleri, yüzde 5’lik ücret zammına karşılık iki aydan bu yana en düşüğü yüzde 15 olarak yapılan zamlara dönük tepkilerin susturulması hedefleniyor.

Alkollü içkilere yapılan yüklü zam ve vergi artışlarıyla, sahte içki ve tezgâh altı imalatın artması sonucu bir ayda 23 kişi sahte içkiden yaşamını kaybetti. Akaryakıt ve diğer zamların getirdiği maliyetlerle de kamuoyunda “10 numara mazot” olarak bilinen ucuz, kaçak ve standart dışı akaryakıt kullanımının artmasıyla kazalar, araçlarda patlamalar arttı. Son olarak bir yolcu otobüsünde bu nedenle çıkan yangında beş kişi yanarak can verirken, 15 kişi de yaşamsal tehlike içinde ağır yanıklarla tedavi altına alındı.

Kuzey Suriye harekâtı, Fırat’ın doğusuna operasyon bu kez de geçen yılın Aralık ayında olduğu gibi bir sekiz ay daha bazı sorunları örtmek için iç kamuoyunu tatmin amaçlı kullanılır mı, böyle bir strateji uygulanır mı ya da TSK bir gece ansızın Suriye’ye girer mi şu anda tam olarak bilinmiyor.

Yine Trump’ın ricasıyla bir kez daha yaptırımların ertelenmesi karşılığında harekât ertelenir mi o da belirsiz. 

Belirgin olan tek şey; Erdoğan ve hükümetinin içeride ve dışarıda iç siyasette, dış politikada, ekonomide darboğaza girdiği, iyice sıkıştığı bir aşamada, Suriye harekâtı ve Fırat’ın doğusuna operasyon gündemini kendisi için cankurtaran simidi gibi gördüğü!


© Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.