Suruç Katliamı davası: Mahkemenin talebine rağmen polis beş saatlik görüntüleri göndermedi

33 kişinin hayatını kaybettiği, 100’ü aşkın kişinin ise yaralandığı Suruç Katliamı ile ilgili davanın duruşmasında, emniyetin beş saat eksik gönderdiği görüntüler, mahkemenin talebine rağmen iletilmedi.

Mahkeme, görüntüleri tekrar istedi. MA'nın haberine göre 33 kişinin katledilmesine ilişkin davanın 11’inci duruşması, Urfa 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde görüldü.

Duruşmaya davanın tek sanığı Yakup Şahin, bulunduğu cezaevinden Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı.

Patlama anı, öncesi ve sonrasına ait gelen görüntülerdeki beş saatlik görüntü kaybını bir önceki duruşma emniyete müzekkere yazarak talep eden mahkeme heyeti, görüntülerin eksik kısımlarının gönderilmediğini paylaştı.

Avukat Ruken Gülağacı, yurtdışında tutuklu pek çok IŞİD üyesinin Türkiye’de yargılanmak istediğini belirterek, şunları söyledi:

"Sizce bu istekte mahkemenizin payı yok mu? İnterpol’ün en tehlikeli IŞİD’li olarak aranan QSD'nin esir aldığı İsviçreli Daniel Demağe, ‘IŞİD’e Türkiye üzerinden geçerek katıldım. Türkiye’de yargılanmak istiyorum’ diyor. Bu ayıptır. Çünkü Yakup Şahin ve diğerleri gibi rahat rahat yargılanacaklarını biliyor. Normal şartlarda yargılama esnasında dinleyicilerin telefonları bile yanlarında olur, ancak siz bozuk paraları dahi almıyorsunuz. Biz bu dava böyle kapandıktan sonra AİHM gibi üst mahkemelere götürürüz. Bu haliyle üst mahkemelerden ihlal kararı da çıkar. Ancak biz bunu istemiyoruz. Tarafsız ve bağımsız bir mahkeme istiyoruz.”

Patlama esnasında halk tarafından yakalanan ve polis tarafından serbest bırakılan Abdullah Ömer Arslan’ın ifadesinin başlı başına çelişki arz ettiğini söyleyen Avukat Sevda Özbingöl ise, Aslan hakkında suç duyurusunda bulunulmasını talep etti.

Ömer Aslan’ın HTS kayıtlarının gözden geçirilmesini istediklerini aktaran Özbingöl, şöyle konuştu:

“Ömer Aslan'ın telefonundaki isimler incelenmelidir. Yargılamada 4’üncü yıl geçti. Artık bu davanın avukatı değil tanığıyım. Dosyanın kovuşturma aşaması ciddiyetsizlikle yürütüldü. Ardından soruşturmada ciddiyetle yürütülmedi. Bu nedenden dolayı 10 Ekim Ankara patlaması ve Antep patlaması yaşandı. Patlamadan 3 yıl sonra SEGBİS’le dinlenen Ömer Aslan’ın olayla ne kadar ilgili olduğunu gördük. Yargılama ciddiyetsizlikle ve yavaş ilerliyor. İğne ile kuyu kazar gibi adalet arıyoruz.”

Urfa Barosu Başkanı Abdullah Öncel de dünyanın her yerindeki IŞİD'lilerin ifadelerini takip ettiklerini belirtti. Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) elinde tutulan IŞİD Emiri İlyas Aydın’ın basına verdiği demeçlerinin doğrudan bu yargılamanın seyrini değiştirecek nitelikte olduğunu ifade eden Öncel, şöyle devam etti:

“Bu olay neden ve nasıl meydana geldi. Devlet insanlarını koruyamadı. Yargılama ağır ilerliyor. Tanık Abdullah Ömer Aslan’ın sanık olarak getirilmesini birçok defa istedik ama hala getirilmedi. Aslan’ın tanık olarak davaya getirilmesi bizde hayal kırıklığı yaşatmıştır. Sanık olması gereken Abdullah Ömer Aslan adeta ödüllendirilmiştir. Çantasında IŞİD bandanası olan, katliamı fotoğraflamasını fotoğraf hobisi olarak açıklayan, Suruç gibi bir yere gezmeye gelmeyle ifade eden bu kişi kolluk güçleri tarafından sırtı sıvazlanarak serbest bırakılmıştır. 3 hafta sonra da Ankara’ya tayin edilmiş. Avukatların zorlu mücadelesiyle ancak tanık olarak SEGBİS’le dinlenilmiştir. Bu adamı neden koruyorsunuz? Davanın başındaki soruşturma savcısı etkin bir soruşturma yürütmemiştir. Suruç patlaması ülkenin en karanlık yanıdır. Artık bizi dinlemekle kalmayın gerekeni yapın.”

IŞİD Emiri İlyas Aydın’ın Gazeteci Fehim Taştekin’e verdiği demeçte "Suruç'u patlatan Antep hücresinde istihbaratçılar vardı. Suruç'tan sonra onlarca misafirhane iki saat içerisinde istihbarat tarafından basıldı" sözlerini hatırlatan Öncel, “Patlamadan iki saat sonra nasıl olur da IŞİD hücreleri basılır. Bu yapıldıysa patlama da önlenebilirdi. İstihbarat bu kişilerin adreslerini biliyordu” dedi.

Avukat beyanlarından sonra konuşan sanık Şahin ise, IŞİD Emiri İlyas Aydın’ı tanıyıp tanımadığına dair sorulan soruyu “Geçen duruşmada söylemiştim. Onu tanımıyorum” diye yanıtlarken “Üzerime atılan suçları kabul etmiyorum. Benim kaybedecek hiçbir şeyim yok” dedi.

Beyanların ardından verilen aranın bitmesiyle başlayan duruşmada talepleri değerlendiren mahkeme heyeti tanık Abdullah Ömer Aslan hakkında suç duyurusunda bulunulmasına, Deniz Büyükçelebi ve İlhami Balı hakkında yakalama kararının devamına, İl Emniyet Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak patlama anı öncesinde ve sonrasındaki görüntülerin kesintisiz olarak istenmesine, gönderilen görüntülerin bilirkişi heyeti tarafından incelenmesine, Abdurrahman Alagöz’ün olay günündeki hareketlerine göre alakalı olduğu şahısların tespit edilip robotlaştırılmasına, İlyas Aydın hakkındaki bilgi ve soruşturmanın emniyet müdürlüğünden talep edilmesine karar vererek duruşmayı 1 Kasım’a erteledi.

Haberin tamamı için tıklayın