Gözaltı ve kaçırmalar: Mardin'deki Süryaniler kaygılı

Mardin'in Nusaybin ilçesinde bulunan Mor Yakup Manastırı Rahibi Aho (Sefer) Bileçen, 10 Ocak'ta "örgüt üyeliği" suçlaması ile tutuklanarak dört gün sonra serbest bırakıldı.

Aho'nun gözaltına alındığı günden bir gün sonra ise İstanbul Keldani Kilisesi Papazı Remzi Diril'in Şırnak Beytüşşebap’a bağlı Kovankaya köyünde yaşayan annesi Hurmuz Diril (65) ve babası Şimoni Diril (71) kayboldu. Süryani çift 11 Ocak'tan beri kayıp ve hala bulunmuş değil. Diril çiftinin kaçırıldığıyla ilgili iddialar da gündemde. 

Yaşanan bu iki olay bölgede yaşayan Süryanileri tedirgin etmiş durumda. 

Aziz Demir bugün, Mardin'in Midyat ilçesine bağlı Kafro köyünün muhtarı… Ancak yakın zamana kadar İsviçre'de hayatını sürdürüyormuş.

Doğup büyüdüğü, o zamanlar üzümü, inciri ve bademiyle meşhur köyünü 1985 yılında terk etmek zorunda kalmış. 2000'lerde ise Türkiye'ye dönen ilk Süryanilerden olmuş. Köyüne döndüğünde sevinçten uzun süre ağlamış.

"Avrupa'da asimilasyon tehlikemiz vardı, bu nedenle dönüş yapmaya karar verdik" diyor.

DW Türkçe'nin haberine göre, köylere dönüş sürecinde gerek Türkiye devletinden gerekse Süryanilerin yoğun yaşadığı Avrupa'dan anlamlı bir destek görmediklerini anlatıyor. 

Türkiye genelinde üç bini Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde olmak üzere yaklaşık 50 bin Süryani yaşıyor. Yaz aylarında ise 5 bin civarında Süryaninin memleketini ziyarete geldiği tahmin ediliyor.

Türkçe'de "yerleşim alanı" anlamına gelen "Kafro"da şu an 25 hane var. Köy, 1994'te boşaltılmış ve 2006'ya kadar boş kalmış. 1994'te Kafro köyünden en son ayrılan, Aziz Bey'in babası olmuş. Aziz Demir'e göre, Avrupa'dan köylerine dönmek isteyen Süryanilerin sayısı hiç de az değil ama cesaret edemiyorlar:

"Burada ne olacağı belli değil. Ekonomi sıkıntı, siyasi anlamda sıkıntı… Önünü göremiyorsun. Genç olarak yerleşip ne yapacaksın? Ama özlüyorlar, gelmek istiyorlar."

Aziz Demir, önce Süryani rahibin tutuklanması, ardından ise Keldani çiftin sırra kadem basmasının tesadüf olmadığını düşünüyor. Yaşananlar nedeniyle tedirgin:

"Rahibin tutuklanmasının korkutma amaçlı olduğunu düşünüyorum. Bir buçuk sene önce yaşanmış bir olay neden bugün gündeme geliyor? Bu olayları 'Yarın her şey olabilir' diye değerlendiriyorum. Devlet gözdağı vermek istiyor."

Rahip Bileçen'in bir PKK itirafçısının gizli tanıklığı üzerine gözaltına alındığı basına yansımıştı.

Muhtar Demir, yaklaşık bir aydır kayıp olan Diril çiftinin halen bulunamamasının ise düşündürücü olduğu belirtiyor:  

"Yirmi günden fazladır kayıplar. Yer mi yuttu, ne oldu? Uçan kuşu takip edebiliyorsun, bu insanlar nereye gitti?"

"Türkiye'de sıkıntılı olmayan bir şey yok" diyen Mor Gabriel Vakfı Başkanı Kuryakos Ergün'e göre ise Süryaniler Türkiye'de en rahat dönemini yaşıyor. Ancak bu durum, sorunlar olmadığı anlamına da gelmiyor.

2005'te başlayıp 2011'de sona eren tapu kadastro çalışmalarının yapıldığı süreçte Süryaniler, kendilerine ait taşınmazlar konusunda çeşitli sıkıntılar yaşamıştı. 2008'de bazı vatandaşlar, Mor Gabriel Manastırı Vakfı taşınmazları için Süryanilerin arazileri işgal ettiği iddiasıyla Hazine'ye başvurmuştu. Süryani halkı, bir kısmı Hazine'ye, bir kısmı ise Diyanet İşleri Başkanlığı’na verilen 50 taşınmazın tapusunu 2018 yılında geri aldı.

Kuryakos Ergün o günleri, "Süryanilere ait mülklerin bir kısmı Hazine'ye gitti, bir kısmı da hak iddia eden komşu köylere. Hazine bir taraftan, komşular bir taraftan, savcılar bir taraftan dava açıyordu. Binlerce yıllık Mor Gabriel için ‘Burada cami vardı, manastır yapıldı’ diye savcılığa veren oldu" diye anlatıyor.

Süryani Dernekler Federasyonu (SÜDEF) Başkanı Evgil Türker, Rahip Bileçen'in gözaltında bulunduğu sırada serbest bırakılması için girişimlerde bulunan ve Ankara'daki yetkililerle temas kuran bir isim. Son bir ay içinde yaşananları kastederek, "Süryani toplumu olarak kaygılanıyoruz" diyor.