Nurcan Baysal
Ara 19 2017

Korku ve özlem arasında Turabdin!


Son 2 yıldır Bölgede devam eden savaşın Bölgenin kadim halklarından biri olan Süryanileri nasıl etkilediğine dair bilgi oldukça az.

Barış sürecinin etkisi ile binlerce Süryaninin anayurda dönme planları yaptıklarını, onlarca yıldır ıssızlık düşmüş köylerine geri dönüp, hiç değilse yaz aylarında gelip hasret gidermek için ev yaptırdıklarını biliyoruz.

2013-2014 hatta 2015’in ilk yarısına kadar Diyarbakır’a inen her uçakta en az birkaç kalabalık Süryani aile ile karşılaşmak mümkündü. 

Süryanilerin anayurtlarına geri dönüşü, o dönemler “Süryaniler, nesiller sonra geri dönüyor”, “Süryaniler, evlerine geri dönüyor”, “Süryaniler yatırımla dönüyor”… gibi başlıklarla medyada da sık sık yer alıyordu. 

Sabah gazetesi 2 Nisan 2013 tarihli sayısında “Süryanilerin yatırımla döndüğünü” büyük başlıklarla vermiş, haberin devamında şunları yazmıştı:

“Çözüm süreci yurt dışında yaşayan Süryaniler'i umutlandırdı. Dönüş planı yapanlar, bölgeye yatırım da planlıyor. Avrupa'da kurulu Kürt STK'lar da Güneydoğu'ya yatırımcı çekmek için çalışma başlattı”. 

Haberde Mardin’de otel açmayı, farklı yatırımlarla anayurtlarına dönmeyi düşünen Süryanilerden de söz ediliyordu.

Tüm bunların üzerinden sadece birkaç yıl geçtiğine inanmak ne zor!

Bu son 2 yılı, Surlu bir kadının deyimiyle “Büyük Savaş”ı, Süryaniler nasıl yaşadılar?

Sokağa çıkma yasağı ilan edilen kentlerden sadece İdil’de şehir merkezinde yaşayan Süryaniler var. Cizre, Nusaybin, Şırnak, Sur, Yüksekova ve Silopi’de kent merkezinde Süryaniler yaşamıyor.

Ancak bu kentlerde ilan edilen sokağa çıkma yasakları ve operasyonlar Süryanilerin anayurda yani Turabdin’e dönme ve orada yaşama hayallerini başka bir bahara ertelemelerine neden oldu. Bir Süryani dostum şöyle anlatıyor o günleri:

“Nusaybin bombalanıyor, biz Bagog’da köyde bomba seslerinden uyuyamıyorduk. O yaz çocukları Avrupa’ya gönderdik.”

Kürt siyasal hareketinin Süryaniler, Ermeniler, Ezidiler ve diğer halklara da parti program ve kadrolarında yer vermesi, savaş öncesi Süryani kuruluşlarının birçoğunun Kürt siyasal hareketine yakın durmasına da vesile oluyordu. 

Savaşın şiddetlenmesi ile artan korku ve baskının etkisi ile özellikle Süryani din kurumları Kürt siyasal hareketine mesafe aldılar. Bu durum Süryaniler arasında da çeşitli tartışmalara, hatta ayrışmalara yol açtı. Bu tartışmalara yakından şahitlik eden görüştüğüm bir Süryani dostum ise şöyle diyordu:

“Korkunun kemiklerine kadar işlediği onlarca katliam görmüş bir halktan bu noktada ne bekleyeceğimizi açıkçası ben de çok tahayyül edemiyorum.”

Bu iki yılda Kürt siyasal hareketine yakın duran Süryani aktivistler gözaltına alındılar. Süryaniler içerisindeki demokrat, eşitlikçi, muhalif sesler kısıldı.  

Süryani halkına baskılar iyice arttı. Baskılar sonucu Süryaniler tekrar yurtdışına çıkmaya başladılar. En az 15-20 Süryani ailenin Avrupa’ya geri döndüğü söyleniyor.

Turabdin köylerinde yaşayan Süryanilerin yaşadığı baskılar 90’ları aratmamaya başladı. Geçen ay Midyat’a bağlı Derbuke köyünde korucuların arazilerine konabilmek için Süryani köylülere yaptığı baskıları bir yazıyla dile getirmiştim. 

Bu baskılar elbette Derbuke köyü ile sınırlı değil. Bölgede kalan bir avuç Süryani köyü Arbo, Keflo, Gundemişke ve diğerleri de bu baskılardan nasibini alıyor.

Özellikle Bagog Bölgesi’nde Süryanilere ait arazilerde, güvenlik gerekçesi ile ağaçların ve yüzyıllık asmaların kesildiği de yine gelen haberler arasında.

Savaş sürecindeki bir başka gelişme de Süryanilere ait, kalan son mal ve mülklere de el konulması oldu. Süryani vakıf ve mülkleri, kilise mezarlıkları, büyük şehir yasası gerekçe gösterilerek hazineye devredildiler, sonra Diyanet’e tahsis edildiler. 

Gelen tepkiler üzerine, Diyanet’e tahsis kararı iptal edilse de, mülkiyet sorunu devam ediyor. Diyanet Başkanı Görmez azınlıkların mülklerine el konulmadığına ilişkin açıklama yapsa da, durum öyle değil. 

Çünkü kilise ve manastırlar halen Hazine malı olarak duruyor.

Süryani köyleri, yazları özlem gidermek için gelirim diye yapılan evler, kiliseler bu savaşla birlikte tekrar sessizliğe gömüldü.

Mor Evgin’de, Mor Yakup’ta, Bagog’da, Deyr Gazalki’de, Kato’da, Geznah koyunda, Zaz’da, Derbuke’de… Süryaniler güvercin tedirginliğinde yaşamaktalar. Almanya Stutgart’ta yaşayan, İdilli Süryani Ferit Sag görüşmemizde şöyle diyor:

“Beni İdil’e bağlayan tek şey kilise, çocukluğum, anılarım.  Ama açıkçası ülkemle ilgili hayal kuramıyorum. Anayurdumda, Turabdin’de yaşayabileceğime dair bir umudum yok.”

Kısa bir süre önce Süryanilerin diasporadan çan getirerek Mor Evgin’e taktıklarını öğreniyorum. Ülkenin en büyük çanı, Turabdin’deki sessizliğe inat özlemle çınlıyor anayurtta. Nar tanesi gibi dağılan halkının bir gün tekrar burada buluşacağı umuduyla…

Anayurt Turabdin, şuan için Süryanilere uzak görünüyor, korkuyla özlem arasında…