Şub 06 2018

İthalatta sıra süte mi geldi? 

80’li yıllarda eğitim görenler için bir motto’ydu: ‘Türkiye dünyada kendine yetebilen 7 ülkeden biridir’. Hatta ilkokullardaki o eski film makinalarında memleketin neresinde neler yetişir duvara asılı beyaz perdelerin üzerine yansıtılırdı.

Kocaman Diyarbakır karpuzları, Antalya’dan mandalina ve portakal bahçeleri, Konya’dan buğday tarlaları, Karaman’da otlayan koyunlar… Sonra pek söylenmez oldu, topraklarında yetiştirdikleriyle kendi karnını doyuran 7 ülkeden biri olduğumuz. Zaten tarım da hor görülen bir iş oldu…

Neticede geldiğimiz nokta Türkiye geçen yıl dünyanın en çok et ithal eden 10 ülkesi arasına girdi, hububatta, baklagillerde  gümrükleri sıfırlayıp ithalata başladı. Zeytinyağı ithalatı için ısınma turlarına başlandı.

Dünya’nın tarım yazarı Ali Ekber Yıldırım yeni bir konuyu gündeme getiriyor: Süt ithalatı… Yazarı bunu yazmaya iten ise çiğ süte son 4 ayda gelen çifte zammın ekonomi yönetimini rahatsız etmesi.

Daha önce zam gelen tarım ürünlerinde enflasyonu düşürme bahanesiyle ithalat kapısı aralandığı için böyle çıkarımda bulunuyor. Yıldırım, ‘Kırmızı et fiyatını düşürmeye yönelik ithalat politikası başarısız olurken, ihmal edilen çiğ süt üretiminde sorunlar çığ gibi büyüdü. Yakın gelecekte "gıda enflasyonunu artırıyor, fiyatı düşürmek lazım" denilerek ithalat yapılırsa kimse şaşırmasın’ diyor.

Merkez Bankası'nın 2018 Yılı ilk enflasyon raporunda çiğ süt fiyatındaki artışın gıda enflasyonunun en önemli nedenlerinden birisi olarak gösterdiğini kaydeden yazar, buna önlem olarak çiğ sütte referans fiyatın belirlenmesi yetkisinin Ulusal Süt Konseyi'nden alınarak Gıda Komitesi'ne verildiğini kaydediyor.

Sütteki fiyat artışının ana nedeninin hayvancılıkta ırk değişimi olduğuna değiniyor. ‘Süt ineği olarak bilinen Holstein ırkı inekler gözden düşerken, et ve süt ırkı olan Simental gözde inek oldu.

Yeni yatırım yapanlar, işletmesini yenileyenler Simental alarak üretim yapıyor’ diye yazıyor. Türkiye, bu ırk değişimi ile çiğ süt üretiminde ciddi bir düşüş yaşamadığını fakat istenen üretim artışının da sağlanamadığını ifade eden Ali Ekber Yıldırım şunları söylüyor:

‘Kırmızı et fiyatının cazip seviyelerde olması, bazı işletmelerin çiğ süt üretimi yerine kırmızı et üretimine yönelmesini sağladı. Yüksek girdi maliyetleri nedeniyle üretimi sürdürmekte zorlanan işletmeler, kırmızı et fiyatının yüksek olmasını fırsat bilerek süt ineklerini kestirdi.

Bu da üretimi olumsuz etkileyen faktörlerden biri. Ayrıca geçen aya kadar çiğ sütte litre başına 4 kuruş, örgütlü üreticiye ise litre başına 8 kuruş olan prim yarı yarıya düşürüldü. Prim desteğinin düşmesi üretimi olumsuz etkileyecek.’

Edindiği bilgiye göre, Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’in, Tarım Eşref  Fakıbaba'ya çiğ süt fiyatının 1 lira 30 kuruştan 1 lira 53 kuruşa yükseltilmesinden duyduğu rahatsızlığı bildirdiğini kaydeden Yıldırım, süt fiyatlarını belirleme yetkisinin bu yüzden Ulusal Süt Konseyi'nden alınarak Gıda Komitesi'nin onayına bırakıldığını aktarıyor.

Yıldırım, ‘Gıda Komitesi bugüne kadar kırmızı et, hububat, bakliyat, yem ve benzeri ürün gruplarında fiyatı düşürmek için hep ithalat seçeneğini tercih etti. Benzer bir uygulama sütte de ithalat kapılarını açabilir’ diyor.

Yazının tamamını buradan okuyabilirsiniz