Ne oldu da Türkiye ve Suudi Arabistan bir anda yakınlaştı?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ilk olarak 11 Kasım’da AKP’nin TBMM’deki grup toplantısında ekonomide ve hukukta “reform“ yapacaklarını dile getirmesi kadar önemli bir gelişme de Cuma günü Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdülaziz’in Erdoğan’ı araması oldu. Riyad‘ın ev sahipliğinde yapılan bu yılki G20 Zirvesi vesilesiyle gerçekleşen görüşmede son yıllarda gittikçe kötüleşen iki ülke ilişkileri de ele alındı. 

Erdoğan cenahından yapılan açıklamada ikili ilişkilerin geliştirilmesi ve sorunların giderilmesi için diyalog kanallarının açık tutulması hususunda mutabık kalındığı belirtildi. Bir gün sonra da Suudi Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan el Suud Reuters’e yaptığı açıklamada iki ülke ilişkilerinin iyi ve dostça olduğunu, Türk ürünlerine yönelik gayri resmi bir boykot olduğuna dair ellerinde herhangi bir bilgi bulunmadığını söyledi. 

Bakan, Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn’le birlikte Türkiye’nin müttefiki Katar’la sorunların çözülmesi için yollar aradıklarını ifade etti. 

İki ülke ilişkileri Eylül 2018’de Suudi asıllı Washington Post gazetesi yazarı Cemal Kaşıkçı’nın Suudi Arabistan’ın İstanbul Başkonsolosluğu’nda öldürülmesinden sonra büyük bir gerilim yaşıyor. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından yürütülen Suudi Arabistan karşıtı kampanya başta BM olmak üzere tüm uluslararası mahfillere taşındı. Erdoğan isim vermeden cinayetin perde arkasında Kral Selman’ın oğlu Veliaht Prens Muhammed’in bulunduğuna işaret etti. 

Bu kampanyalar özellikle ABD Kongresi’nde etkili oldu. CIA’nın da Prens Muhammed’e işaret etmesi üzerine Erdoğan’a karşı oluşan tepkilerin benzeri Prens Muhammed’e de yöneldi. Ancak devreye yine ABD Başkanı Donald Trump girdi ve iki ülke ilişkilerinde oluşabilecek ciddi bir krizi önledi. 

Erdoğan’ın çabaları her ne kadar Prens Muhammed’in itibarında ciddi bir erozyon oluştursa da, Suudi Arabistan’a karşı büyük bir dalga meydana getiremedi. Tam tersine bu kez Suudi yönetimi Türkiye’yi ekonomik anlamda vuracak adımlar atmaya başladı. Önce vatandaşlarının Türkiye’ye turist olarak gelmelerini engelleyecek tedbirler aldı. Daha sonra bu tedbirler yatırımlara uzandı. Türkiye’deki en büyük Orta Doğulu yatırımcı olan Suudiler hızla ya bu yatırımlarını çekmeye ya da dondurmaya başladı. Son olarak da Türk mallarına yönelik boykotlar gündeme geldi. Türk tırlarının Suudi limanlarında bekletildiklerine dair haberler sık sık gazete manşetlerine taşındı. 

Ticaret odaları Türk mallarına boykot çağrıları yaparken, bizzat Suudi Kralı Selman’ın ikram edilen kahvenin Türk kahvesi olduğunun söylenmesi üzerine reddetmesi medyaya servis edildi. 

Son günlerde bu boykotun boyutu tüm Türk ürünlerini kapsayacak şekilde daha da genişletilirken, Türk işadamları kayıplarının 3 milyar doları geçtiğini öne sürdü. 

İki ülke ilişkilerinde aslında her zaman bir rekabet havası vardı. Bu rekabet Erdoğan’ın Ortadoğu’ya yönelik açılımları, Türkiye’nin yumuşak gücünü bölge ülkelerine kabul ettirmesiyle iyice gün yüzüne çıkmaya başladı. Mısır’daki 25 Ocak devrimiyle Müslüman Kardeşlerin iktidara gelmesi ilişkilerde önemli bir dönüm noktası oldu. Suudi Arabistan’ın başını çektiği Körfez ülkeleri Muhammed Mursi iktidarına karşı topyekün savunma pozisyonuna geçerken ister istemez oklar Erdoğan’a yöneldi. Temmuz 2013’te Mursi’nin devrilmesi Erdoğan’ın Ortadoğu politikasının daha da sertleştirmesine sebep oldu ve bu durum bölgede Türkiye-Katar ekserine karşı Suudi Arabistan-Mısır-BAE ittifakını doğurdu. 

Mayıs 2017’de Katar’a yönelik Suudi Arabistan öncülüğünde başlatılan abluka safları daha da sıkılaştırdı. 
Şiddetli rekabet neredeyse Arap Birliği’ne üye tüm ülkelere yayıldı. Suriye, Libya, Yemen, Somali, Irak, Filistin, Sudan bu rekabetin en şiddetli yaşandığı ülkelere oldu. 

Fakat Suudi Arabistan, BAE ve Mısır’a oranla çok fazla ön plana çıkmamaya çalıştı. Özellikle BAE ile Yemen’de yaşadığı nüfuz mücadelesi, Libya ve Suriye’de daha geri planda durmasına yol açtı. Erdoğan da iki ülke arasındaki ihtilafları derinleştirmek için zaman zaman hamleler yaptı. 

ABD’de 3 Kasım’da yapılan seçimleri Demokrat aday Joe Biden’ın kazanması bölgede en fazla Türkiye ve Suudi Arabistan’ı tedirgin ediyor. 

Seçim sonuçlarının belli olmasından hemen sonra Erdoğan’ın Merkez Bankası başkanını görevden alarak yerine eski tüfeklerden Naci Ağbal’ı getirmesi, akabinde Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın ani istifası ve Erdoğan’ın reform sözünü kullanmaya başlaması şüphesiz Biden dönemine bir hazırlık anlamına geliyor. 

Arka bahçesini temizlemeye çalışan Erdoğan’ın Trump kadar yakınlaşamasa da en azından Biden’ın şerrinden emin olmak istediği açık. Çünkü hem Biden’ın daha önce Erdoğan için sarfettiği sözler var ve hem de Trump’ın engellediği bazı dosyalar masada bekliyor. 

Benzer bir durum Suudi Arabistan için de geçerli. Özellikle Kaşıkçı cinayeti ABD’deki karar alıcılar arasında büyük bir şok meydana getirdi. Kongre’nin demokrat üyeleri Suudi Arabistan’a birtakım yaptırımlar için baskı yapsa da Trump tüm bu adımları engelledi. 
Şu anda tıpkı Erdoğan gibi Suudi yönetimi de Biden’ın atacağı adımları bekliyor. Yeni başkanın Suudi Arabistan’a yönelik bazı yaptırımların yanısıra İran’la yakınlaşma çabaları da Riyad’ı tedirgin ediyor. 

Bunun için de başta Türkiye ve İsrail olmak üzere bölgesel güçlerle yeni bir sayfa açmak istiyor. Suudi Kralı Selman’ın Erdoğan’la telefon görüşmesinden sadece üç gün sonra Pazartesi günü İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Suudi Arabistan’a gittiğine dair haber Haaretz gazetesinde yayınlandı. Suudi Arabistan’ın Kızıldeniz kenarındaki bir noktaya uçan Netanyahu’nun burada iki saat kaldığı öne sürülüyor. 

Trump’ın baskılarıyla daha önce BAE, Bahreyn ve Sudan İsrail’le ilişkilerini normalleştirme yoluna giderken sıradaki ülkelerden birinin de Suudi Arabistan olduğu öne sürülüyor. Suudi yönetimi, İslam dünyası liderliğine zarar geleceği kaygısıyla İsrail ile normalleşme adımlarında aceleci davranmak istemiyor. Ancak hava sahasını İsrail sivili uçaklarına açan Suudi Arabistan, Filistin sorununu da çok fazla dillendirmemeye çalışıyor. Suudi Arabistan gibi Birleşik Arap Emirlikleri’nin de Türkiye’ye karşı politikasını gözden geçirebileceğine dair işaretler bulunuyor. 

9 Kasım tarihli The National gazetesinin haberine göre BAE Dışişlerinden sorumlu Devlet Bakanı Enver Gargaş, Türkiye ve İran’ın dış politikalarını benimsemeseler de, bu iki ülkeyle herhangi bir çatışma istemediklerini söyledi. Gargaş, iki ülkenin bölgeye yönelik müdahalelere son vermelerinin sorunların barışçıl çözümün kolaylaştıracağını da söyledi. Gargaş’ın ifadeleri BAE’den Ankara’ya yönelik son dönemde dile getirilen en yumuşak açıklama olarak göze çarpıyor. 

Biden’ın 20 Ocak’ta görevi devralmasından sonra her ne kadar Ortadoğu birincil öncelikleri arasında yer almasa da, bölgeyi Trump kadar başıboş bırakmayacağı belirtiliyor. Bu tür bir senaryo ise bölge dengelerinde kaymalara yol açabilecek. Biden’ın özellikle İran’a karşı daha yumuşak bir politika izleyeceğinin öngörülmesi başta Suudi Arabistan olmak üzere bazı Körfez ülkelerinde alarm zillerinin çalmasına yol açıyor. 

Bu durum Suudi yönetiminin özellikle Mısır ve Türkiye ile daha da yakınlaşmasını beraberinde getirebilir. 

Ayrıca Biden’ın Katar’a uygulanan ambargo konusuna da sıcak bakmayacağı tahmin ediliyor. Bu da Katar’ın hem bölgede ve hem de İran’la ilişkilerinde daha özgür davranmasının yolunu açabilir. Böyle bir senaryo Müslüman Kardeşlere yönelik baskıyı da hafifletebilir. 
Kısacası Ortadoğu’daki aktörler Biden’a göre stratejilerini gözden geçiriyorlar. Ortadoğu için her zaman söylenen, “Dünün dostları düşman, düşmanları dost olabilir“ düsturu Biden ile birlikte tekrarlanabilir. 

Nasıl ki Çin’in Uygurlara yönelik zulmünü hiçbir şekilde anmayan Erdoğan, aynı şekilde Kaşıkçı cinayetini de unutabilir. Her an yeni kardeşi Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ı sarayında ağırlayabilir. Süleyman Demirel’in düsturu olan “Siyasette dün yoktur, bugün vardır“ sözü Erdoğan için fazlasıyla geçerli. 


© Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.