Ara 14 2017

Suudi Arabistan Türkiye’yi tehdit mi ediyor?

Suudi Arabistan’ın son aylarda ülke içerisinde yaşadığı değişikliklerl tüm gözleri bu gizemli krallığa çevirdi. Ülke içinde ‘yolsuzluk’ yaptıkları gerekçesiyle gözaltına alınan prensler, devlet görevlileri ve dondurulan mal varlıkları söz konusu. Sonrasında Veliaht Prens Muhammed Bin Selman’ın ‘’ılımlı İslam’’a geri döneceği açıklaması ülkeden beklenmeyen bir çıkış oldu. 

Uluslararası cephede ise Katar-Suudi Arabistan krizinde, ülke karşısında Türkiye’yi buldu. Bu durum Amerika’nın da hoşuna gitmedi zira Suudi Arabistan giderek İsrail ve ABD ile olan ortaklığını daha belirgin bir şekilde ifade etmekten çekinmez oldu. Suudi’ler de İsrail’liler de Donald Trump yönetimi ve kararlarından memnun görünüyor. 

Peki Suudi Arabistan’ın bölgedeki rolünü ve Türkiye ile olan ilişkisini nasıl okumalıyız? Ahmet Takan  Yeniçağ’da ‘’Suud bize büyük oyun oynuyor!’’ başlıklı yazısında bu soruların cevabını veriyor.

Dün İstanbul’da gerçekleşen İslam İşbirliği Teşkilatı zirvesine Suudi Arabistan'dan devlet başkanı düzeyinde katılan olmadı. Takan’a göre, Suudi’nin İsrail ve Amerika eksenine olan yakınlığı göz önünde bulundurulduğunda bu hiç de şaşırtıcı değil. Takan dikkatimizi yarı resmi Suudi gazetesi olan Okaz’a çekiyor. 11 Aralık’ta yayınlanmış bir Kandil röportajında PKK lider kadrosundan Rıza Altun ile görüşüyor ve fotoğraflı bir röportaj yayınlıyor.

Rıza Altun

Röportajda Türkiye’ye karşı bir mücadelede olduklarına değinen Altun, Türkiye’nin Afrin’e müdahalesi olduğu takdirde ‘’ikinci Kobani’’ yaşanacağını söylüyor. Takan, böyle bir röportajın Suudi Arabistan’da saraydan habersiz yayınlanmayacağını anlatırken, bunun Türkiye’ye doğrudan bir mesaj olduğunu iddia ediyor. Suudi Arabistan'ın İsrail ile gizli ilişkiler çerçevesinde Orta Doğu'da bir Kürdistan kurulması planı üzerinde anlaştıklarının altını çizen Takan, geçen ay bir Suudi bakanın, Suriye'de Rakka'yı ABD'nin IŞİD özel temsilcisi Brett McGurk ile ziyaret edip SDG-YPG ile görüştükleri basına yansıdığını hatırlatıyor. 

Suudilerin Kudüs krizinde cılız bir ses verip İsrail-ABD ittifakını destekleyecek görüntüsü verdiği bugünlerde yayımlanan bu röportajın anlamının aşikar olduğun savunuyor Yeniçağ yazarı.

Takan yine kısa süre önce Donald Trump’un Ulusal Güvenlik Danışmanı Herbert Raymon McMaster’dan bir ifadeye dikkatimizi çekiyor: "Katar ve Türkiye, radikal ideolojinin yeni sponsorları". Tabi burada radikal İslam ideolojilerinden bahsediliyor. Takan alıntıladığı ifadelere şöyle devam ediyor:

"Radikal İslamcı ideoloji açık bir şekilde tüm medeni insanlara yönelik büyük bir tehdit" diyen McMaster, Suudi Arabistan'ın yıllar önce bazı terör örgütlerini desteklediğini söyledi ancak günümüz için ana destekçilerin Katar ve Türkiye olduğunu iddia etti ve "bu destek şu anda çoğunlukla Katar'dan ve Türkiye'den geliyor"’ 

McMaster, "Mursi modeli"nden kaçınmak için bireysel özgürlüklere saygı duyan muhalif grupları desteklemek gerektiğini ve AKP'nin yükselişi’nin, Türkiye'nin Batı'dan uzaklaşmasına da yol açan bir problem olduğunu ifade etmiş. 

Takan, AKP ve Erdoğan’a benden muhalif yoktur ama ‘’burası ne Irak ne Suriye ne de Libya,’’ ve sorunumuz varsa bunu kendimiz halledeceğiz diyor.  

21.Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Başkanı stratejist Cahit Armağan Dilek'e göre McMaster sözleriyle Türkiye'ye savaş ilan ediyor. Türkiye'yi ABD'nin tehdit olarak belirlediği radikal İslamcı ideolojinin sponsoru olmakla suçluyor." 

Takan’ın paylaştığı Dilek yorumları şöyle devam ediyor:

"McMaster, Katar'la birlikte Türkiye'yi suçladığı bu konuşmasında Suudi Arabistan'ı da temize çıkarması ilginç. Trump'ın Mayıs 2017'deki Suudi Arabistan ziyaretinde Suudlar liderliğinde Sünni ordusunun kurulmasına verilen destek, ABD-S.Arabistan-Mısır liderlerinin ortaklaşa açtığı terörizmle ve radikal ideolojiyle mücadele merkezi McMaster'ın başını çektiği Trump yönetiminin Suudi Arabistan'a verilen yeni rolü de işaret etmişlerdi. Yani Orta Doğu'da yeni dizaynı Suudiler üzerinden yapacaklardı.

Haziran 2017'de başlayan Katar krizi sonrasında Suudi Arabistan'dan gelen ılımlı İslam'a geçiyoruz açıklamaları, yeni veliaht prensin belirlenmesi ve Suudi Arabistan'da sosyal hayatta başlayan yumuşatmalar, son olarak saray içinde yaşanan darbe girişimlerinin hepsi sözde radikal İslamcı ideolojiyle mücadelede geçmişleri kanlı ve karanlık Suudileri aklayıp öne çıkarmanın algı yönetimiydi.

McMaster'ın son açıklaması, Katar kriziyle birlikte Türk hükümetinin Katar ile yakın dayanışma içinde olması ve bundan vazgeçmemesi nedeniyle Trump yönetiminin Katar ile birlikte AKP hükümetini hedefe oturttuğunu göstermektedir. McMaster bu konuşmasında Trump'ın ABD'nin yeni ulusal güvenlik stratejisinin Pazartesi günü açıklanacağını da söylüyor. Bu strateji dokümanına son şekline verenin McMaster olduğu aşikar. Dolayısıyla bu strateji dokümanında Türkiye'nin mücadele edilmesi gereken unsurlar arasında yer alması büyük ihtimal gözüküyor.
McMaster'ın bu açıklaması Trump yönetiminin Erdoğan yönetimiyle ipleri koparma aşamasında olduğuna işaret etmesi açısından da kritik."

Bu bilgiler doğrultusunda Suudi Arabistan’ın manevralarına baktığımızda krallığın son hamleleri daha fazla anlam kazanıyor.