Katar anlaşması ‘çifte makyaj’, İngiltere ve Japonya ile swap hattı zor

Türkiye, Merkez Bankası’nın eriyen rezervlerine çare bulmak için tek tek yabancı ülkelerdeki merkez bankaların kapılarını çalıyor. Ancak “bağımsız olmadığı” yönünde tartışmaların hedefinde olan Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (MB) ile swap hattı talebine hiçbir ülkeden olumlu yanıt gelmiyor. 

Türkiye, kapıların tek tek kapanması üzerine Körfez’deki ortağı Katar ile mevcut swap hattı anlaşmasını güncelledi ve 5 milyar dolarlık anlaşma, 15 milyar dolar olarak revize edildi. Uzmanlar bu anlaşmanın Türkiye’nin dolar ihtiyacını karşılamadığını, ancak bunu Ankara’ya zaman kazandırıcı adım olarak değerlendiriyor. Körfez ülkesiyle yapılan swap artırımı anlaşması da “Katar’a ne vadedildi?” sorularını da gündeme getirdi.

Katar Merkez Bankası ile swap anlaşması yapan TCMB, ek 10 milyar dolar karşılığı Katar Riyali'ni rezervlerine ekledi. Anlaşmanın duyurulduğu 20 Mayıs'ta TCMB'nin brüt rezervi 84,1 milyar dolardan 93,2 milyar dolara yükseldi. Son iki ayda TCMB'nin brüt rezervleri 22,5 milyar dolar azalmıştı. 

k

Ancak rakamlar Merkez Bankası tarafından kamuoyuna bu yönde açıklansa da Katar ile anlaşma, Katar riyali üzerinden yapıldı.

Sözcü yazarı Murat Muratoğlu, anlaşmanın neden Amerikan doları cinsinden açıklandığına ilişkin “Oysa ortada dolar falan yok ki… Katar Riyali alıp Türk Lirası vereceğiz… Sahi Katar Riyali'ni ne yapacağız? Bizim Katar Riyali ile borcumuz mu var? Ya da Katar Riyali dünyada rağbet gören bir para birimi mi? Hiçbiri. Sadece güzel görünecek bizim Merkez Bankası'nın rezervleri” değerlendirmesini yapıyor.

Ekonomist Uğur Gürses de Katar ile anlaşmayı “çifte makyaj” olarak nitelendiriyor ve Katar riyali üzerinden yapılan anlaşma için “Katar riyalleri Katar Merkez Bankası'nda bizim Merkez Bankamızın mevduat gibi duruyor. İkincisi de bunu dolara çevirecek piyasa yok” vurgusunu yapıyor.

Twitter’dan açıklamalarda bulunan Uğur Gürses, şunları söylüyor:

"10 milyar dolarlık Katar Riyali, swapla Merkez Bankası'nın bilançosuna (20 Mayıs'ta) girmiş; toplam rezervler 82 milyar dolardan 91.2 milyar dolara çıkmış. Bu swap işlemleri, bilançoya varlık olarak yazılırken yükümlülük olarak yazılmıyor. Oysa bilanço içinde yeri var; yazmıyorlar. Çifte makyaj.

Katar riyalleri Katar Merkez Bankası'nda bizim Merkez Bankamızın mevduat gibi duruyor. İkincisi de bunu dolara çevirecek piyasa yok. En fazla Katar MB yapar. Yapmak istemezler; zira onlar da likit dolara ihtiyaç duyuyor son sıralar."

k

Eski Merkez Bankası Başkanı ve İYİ Parti Ankara Milletvekili Durmuş Yılmaz, Katar'dan gelecek 10 milyar dolar karşılığı Katar Riyali'ne dokunulmayacağını ve bu paranın sadece görüntüde rezervi yüksek göstermeye yarayacağına dikkat çekiyor.

Yılmaz, şunları söylüyor:

"Türkiye ihtiyaç duyduğu dolara ulaşmak için Katar Riyali’ni gidip Londra’da dolara çevirmesi gerekiyor ancak bu yapılmayacak, daha önceki anlaşmada da yapılmadı. Türkiye Katar Riyali’ni satarsa Katar Riyali’nin değeri düşer ve Katar hükümeti böyle bir durumun ortaya çıkmasını istemez.

Katar da dolar ihtiyacı için TL’yi gidip Londra’da satması gerekir ancak bu durumda TL’nin değeri düşer ve Londra piyasasında TL’yi kurutmaya çalıştığı bir dönemde Ankara bunun yapılmasını istemez. Böyle bir adım Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK) döviz-TL takası (swap) işlemleri sınırlama kararına ters olur.”

Sözcü yazarı Necati Doğru da, Türkiye’nin ABD'yi, İngiltere'yi, Japonya'yı ve Almanya'yı kaybettiğini, bu ülkelerin Türkiye ile swap anlaşması yapmaktan vazgeçtiğini söylüyor.

Türkiye’nin dışarıdan dış borç yani taze dolar bulmakta zorlanır olduğuna dikkat çeken Doğru, swapın “güven ithalatı” olduğuna vurgu yapıyor ve Katar’la bu anlaşmanın sağlandığını anımsatıyor. 

Katar’ın VIP uçak hediyesi verdiğini ve karşılığında Tank Palet Fabrikası aldığını belirten Doğru, şunlara dikkat çekiyor:

“Kaybedilen güvene yeniden bulunmuş havası, boyası, süslemesi, maskesi ve makyajı giydirmenin yolu. Katar, VIP hediye uçak vermişti. Tank Palet Fabrikası'nı aldı. Şimdi SWAP veriyor, ne alacak? 

18-19  yıl boyunca Cumhuriyet'in biriktirdiği ne var ne yok satıldı, bitirildi. Dış borç 127 milyar dolardı 500 milyar dolara dayandı. Geride yolcu garantili üç köprü, sekiz duble yol, dört otoyol, iki hızlandırılmış tren hattı, bir cumhurbaşkanlığı sarayı, Çamlıca'ya dünyanın en büyük camisi, üç şehirde yığılmış 250 AVM, hasta garantili şehir hastaneleri, betonlaşan, trafik cinnetine düşmüş kentler, kentlerde çok yüksek yoksulluk, kırlarda batmış bir tarım sektörü, gerilemeye başlayan milli gelir, orta gelir tuzağından çıkamayan bir ülke, içi yeniden batık kredi ile dolmakta olan bankacılık kesimi, ithal mala bağımlı ihracat ve  alev olmuş işsizlik… Büyüyen bütçe açığı… İnmeyen enflasyon… Değeri eriyen TL… Ve sonunda içe kapanma!” 

M

Londra merkezli Teneo'da danışmanlık yapan Wolfango Piccoli de Katar ile swap hattındaki 10 milyar dolarlık artışın, Türkiye'ye biraz daha zaman kazandırdığı değerlendirmesini yapıyor. Piccoli, “Bunlar, yetkililerin inkâr politikasını ele veren olağan aldatmacalardır” diyor ve ekliyor:

“Karar vericiler, gerçekle yüzleşmek konusunda ne kadar isteksiz olduklarını gösteriyor.”

Bluebay Asset Management’ın Gelişmekte Olan Piyasalar Kıdemli Stratejisti Timothy Ash ise Türkiye’nin swap talepleriyle ilgili halen belirleyici haberlerin gelmediğine dikkat çekiyor.

Ash, “Sanırım Türk Lirası halen zorlukları atlatmış değil ve swap tarafında halen belirleyici bir haber yok" diyor.

Katar ile swap payının artırılmasının büyük bir etkisi olmayacağını ancak bunun Türkiye’ye zaman kazandırıcı adımlar olduğu görüşünde olan Ash, şunları söylüyor:

“Türkiye'nin G20 takasları veya Uluslararası Para Fonu'na (IMF) başvurmak için ek dış yardıma ihtiyacı olduğunu düşünüyorum.”

Öte yandan ABD Merkez Bankası’ndan (Fed) swap anlaşması için olumsuz yanıt alan Türkiye’nin İngiltere ve Japonya ile anlaşmaya çok yakın olduğu öne sürülüyordu. Türkiye’nin, Japonya ve İngiltere merkez bankalarından 10'ar milyar dolar karşılığı döviz sağlayacağı iddiaları önce TCMB tarafından yalanlanmış, görüşmelerin devam ettiğine vurgu yapılmıştı.

Ancak Japonya ve İngiltere’den de Türkiye’ye kötü haber geldi. İngiliz Financial Times’ın (FT) haberine göre İngiliz yetkililer "Türkiye ile İngiltere arasında 10 milyar dolar değerinde swap anlaşması yapılacak" yönündeki haberleri şaşkınlıkla karşıladı. İngiliz yetkililere göre Türkiye ile böylesi bir anlaşmanın yapılması muhtemel değil. Habere göre Japon yetkililer de böylesi bir anlaşmanın önünde ciddi engeller olduğuna işaret ediyor.

FT’ye göre, Türkiye ile Japonya arasında swap anlaşması yapılabilmesi için “Japon para biriminin değerinde istikrar sağlama” amacı olması gerekiyor ancak Japon Yeni, mevcut durumda dolar ve diğer büyük para birimleri karşısında istikrarlı bir konumda bulunuyor.

Türkiye'nin swap anlaşmasına dahil olması halinde, dolar likiditesinin artırılabileceği ve Dolar/TL kuru üzerindeki satış baskısını da hafifletebileceği belirtiliyor.

Swap, kelime olarak değiş-tokuş veya takas anlamına geliyor.

Finans piyasalarında ise; iki tarafın belirli bir zaman dilimi içinde farklı faiz ödemelerini ve/veya farklı para birimlerini karşılıklı olarak değiştirdikleri takas anlaşmasına "swap sözleşmesi" deniyor.

Swap piyasasında ağırlıklı döviz swapları ile faize dayalı swap sözleşmeleri işlem görüyor.

2000'lerin sonundaki küresel likidite krizi sırasında sıkça başvurulan swap hattı uygulaması ile merkez bankaları kendi para birimlerini diğer bankalara verip, yabancı para birimi alabiliyor.

Böylece piyasaya likidite sağlanarak, herhangi bir ülkenin döviz bulma ya da ödeme yapma sıkıntısı yaşamasının önüne geçilmesi hedefleniyor.

Merkez Bankası’nın toplam rezervleri 8 Mayıs itibarıyla 85,8 milyar dolara gerilerken, rezervlerde Şubat sonundan bu yana kayıp 22,6 milyar dolara ulaşmıştı.