bircan
Kas 29 2017

'Kırık Saat' kırılan kalpler ve duran zaman

 

DİYARBAKIR- “İnsanlığın bu ortak mekanında operasyon, silah, çatışma istemiyoruz” Beyaz perdeye yansıyan görüntüde, elinde “Ayağımdan vurdular” adlı dövizle basına açıklama yapan Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi’nin son sözleri bunlar. 

Sözünü ettiğimiz görüntü ise 28 Kasım 2015’te faili meçhul cinayete kurban giden Elçi’nin yaşamını konu alan Kırık Saat belgeselinde yer alıyor.

Sözlerin ardından sevenlerinin hıncahınç doldurduğu ve çoğunun ayakta izlediği Cegerxwin Kültür Merkezi’nde bu ilk karenin ardından alkışlar yükseliyor. Daha sonra eşi, ağabeyi, teyzesi ve çalışma arkadaşlarının ağzından Tahir Elçi anlatılıyor. Onunla olan anılarını kimi zaman gülerek, kimi zamansa göz yaşlarını tutamayarak anlatıyorlar.

tahir elci belgeseli

Salona sessizlik çöküyor...

Ağabeyi onun nasıl zor şartlarda eğitimine devam ettiğini, teyzesi fakir fukaraya, yetimlere nasıl kol kanat gerdiğini, avukat arkadaşları her türlü siyasete eşit mesafede durduğunu, hukukçu kimliğiyle hiçbir taraftan çekinmeden hayatını hak savunuculuğuna adadığını,  yaşam hakkı ihlallerinde kimlik gözetmeksizin davaları takip ettiğini, Roboski’deki katliamı AİHM’e götürürken Hüda Par’a yakın kimliğiyle öldürülenlerin de savunuculuğunu yaptığını anlatıyorlar. 

Doğup büyüdüğü Cizre’deki olaylardan nasıl derinden etkilendiğini, sokağa çıkma yasağı sürerken kalbindeki stende rağmen giriş yapmalarına izin verilmeyen Cizre’ye yürüdüğünü, orada inceleme yaparken patlamamış bir bombaya basarak elini ve ayağını kaybeden Yusuf’un tedavi masraflarını karşıladığı anlatılıyor.

elçi belgeseli

“Halklar arasında kurulacak köprünün temelinde silah yerine fikirlerin öne çıkması son derece önemlidir” sözleriyle gözüküyor Tahir Elçi. 

Ardından CnnTürk’te katıldığı programda ifade ettiği sözler nedeniyle yapılan linç girişimi geliyor perdeye. Tıpkı sonu sürgünde ölümle sonuçlanan Ahmet Kaya’ya, güvercin tedirginliği yaşatılan Hırant Dink’e yapılanlar gibi.  Film ne kadar da tanıdık..

Sonrasında hakkında açılan soruşturma, gözaltı ve karalama kampanyaları.

Gözaltına alındıktan sonra serbest bırakılan Elçi’nin çok sevdiği Sur ilçesindeki Dört Ayaklı Minare’nin ayaklarından vurulduğu haberinin yüreğini nasıl yaktığı ve buna ilişkin basın açıklaması yapmak istediğini avukat arkadaşı şöyle anlatıyor: 

“Çatışmaların devam ettiği Sur’da bunun riskli olduğunu söylediğimde ‘Öleceksem de Dört Ayaklı Minare’nin altında öleyim” diye sözler döküldü ağzından, ölümünü hissetmişçesine...”

Basın açıklamasından sonraki çatışma anı ve nice faili meçhul cinayette olduğu gibi halen faillerin bulunamaması, delilerin karartılmaya çalışılması görüntü ve anlatımlarla geliyor perdeye.
Salonda nefesler tutuluyor…

Kendisinin faili belli olarak tanımladığı faili meçhul cinayetlerin peşinden koşarken onun da faili meçhul bir cinayete kurban gittiği gözüküyor.

Avukat arkadaşının söylemiyle,  “Bu ülke çok iyi bir babayı, çok iyi bir eşi, çok iyi bir çalışma arkadaşını ve gerçek bir Kürdü kaybetti. Olağanüstü bir hukukçuyu kaybetti. Bütün toplumun saygısını ve sevgisini kazanan gerçek bir entelektüeli kaybetti...”  

Ve cenaze törenindeki görüntüler perdeye gelirken, Türkan Elçi’nin yazdığı “Kırık Saat” şiiri Halil Ergün’ün seslendirmesiyle şöyle duyuluyor:

Senden sonra ölümün kırık bir kol saati olarak önümüze geldi.

Daha önce defalarca takılıp çıkarılmış, kolunun sıcaklığını bir daha hissedemeyeceğim kırık bir kol saati.

Saati avuçladım

Ölümün karşısında direnmiş, dört saat sonra durmuş bir saat.

Yelkovan bir yere kaymış, akrep bir yana

Senden sonra her gece Sur’un ışıksız pencerelerine koştum.

Ölümün sessizliğini örmüştü camlar

Barut kokusunu içmişti kapı pervazları

Gemiler yanaşmıştı sokaklara

İnenler inmiş

Kalanlar sallarla bilinmez yaralara akmıştı.  

Salondan kesik kesik hıçkırık sesleri geliyor kulağa…

Film bittiğinde tıpkı cenazesinde olduğu gibi sessizlik hakim oluyor salona. Herkes kırılmış kalpleriyle öylece kalakalıyor. 

Kimse yerinden kıpırdayamıyor bir süre. Zaman duruyor sanki. Tahir Elçi’nin vurulduktan dört saat sonra duran kırık saatindeki gibi.Belgeseli Sinem Babul ile birlikte yöneten Rabia Çetin, görüştükleri bir çok kişinin Elçi’yi kaybettikten sonra Kürt kentlerinde olayların bitmek bilmediği ve barış kelimesinin artık kolay kolay telaffuz edilmediğini söylediğini anımsatarak “Elçi’yi kaybettikten sonra saat durdu, zaman durdu ve her şey değişti. Buradan yola çıkarak belgesele ‘Kırık Saat’ ismini verdik” diyor.

elçi belgeseli

Cenaze törenindeki tanıklıklarından çok etkilendiğini anlatan Çetin, sözlerini şöyle sürdürüyor:

“Cenazede herkesin şöyle bir söylemi vardı. Bu bizim dönemin Vedat Aydın’ı diyorlardı. Ben çok etkilenmiştim o anda yaşananlardan ve onu unutturmamak adına bir şey yapmak istiyordum.”Elçi’yi kaybettikten bir ay sonra filmi yapmaya karar verdiklerini ancak 2016 Nisan ayında başladıklarını söyleyen Çetin, “Sıcağı sıcağına buna karar vermek deli cesaretiydi. Gidiş-gelişlerle birlikte yaklaşık bir yıl sürdü çekimleri. O sırada darbe girişimi yaşandığı için aksadı. 6 ay da son kurgu sürecini tamamladık” diyor.

tahir elçi

Filmi kurgularken defalarca izlediğini ancak salonda böyle bir etki yaratacağını beklemediğini ifade eden Çetin, “Filmden sonra herkes oturduğu yerde kaldı. Ben kurgu sürecinde çok izlemiştim. Farklı olacak diye düşünüyordum ama filmden sonraki o an beni en az film kadar etkiledi.” diyor.

Kırık Saat belgeseli Diyarbakır’ın ardından önümüzdeki süreçte Ankara, İzmir ve İstanbul’da da gösterilecek.