Tahir Elçi dosyasındaki dilekçe: ‘Bu işin sorumlusu istihbarattır’

Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi, 28 Kasım 2015 tarihinde çatışmalardan zarar gören tarihi Dört Ayaklı Minare önünde basın açıklaması yaptığı sırada öldürülmüştü. Elçi’nin davası ölümünden 5 yıl sonra 21 Ekim’de başlıyor.

Gazete Duvar’dan Deniz Tekin’in haberine göre, birçok konunun karanlıkta kaldığı Elçi dosyasında polis olduğunu söyleyen bir kişinin dönemin başbakanı Ahmet Davutoğlu’na gönderdiği şikayet dilekçesi de yer alıyor. Dilekçede ihmallerden bahsedilerek 'istihbarat' suçlanıyor. Bu iddialarla ilgili soruşturma yapan müfettişlerin hazırladığı araştırma raporu ise 3 yıldır Diyarbakır Barosu'na ve Elçi ailesi avukatlarına verilmiyor.

Dilekçe, Tahir Elçi cinayetinden sonra polis olduğunu söyleyen ancak kimliği Adalet Bakanlığınca gizlenen bir kişiye ait. 27 Ocak 2016’da dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu’na hitaben Başbakanlık İletişim Merkezi’ne (BİMER) üzerinden gönderilen dilekçe Adalet Bakanlığı üzerinden soruşturmayı yürüten Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiş. 

Dava dosyasında yer alan dilekçede Ahmet Davutoğlu’na hitaben öne çıkan bazı ifadeler şu şekilde:

“Sayın Başbakanım, bir polis olarak Tahir Elçi’nin ölümü ile ilgili içimi huzursuz eden bazı hususları paylaşmak istiyorum. İlk başta Tahir Elçi sevilen biriydi, ölmesi herkesi üzdü. Tamam ama şehit olan 2 polisi niye hiç kimse konuşmuyor, onların çocukları sevenleri yok muydu? Olayı herkes şehit polislerin ve yanındaki arkadaşlarının üstüne yıkmaya çalışıyorlar. Polis Başmüfettişi ifade alırken hep biz sizin iyiliğiniz için varız, rahat rahat anlatın diyor. Fakat nedense olayın yaşanmasında asıl sorumluluğu olanların hiç ifadesi alınmıyor. O zaman onlarında ifadesi alınsın. Gelen Başmüfettiş ‘merak etmeyin sizi kurtaracağız’ desin. Ama onlara dokunan yok bu iş dönüp dolaşıp sokaktaki polislerin başına patlatılacak.”

“Eylemi yapan terörist 1 yıldır dinleniyordu. Kim dinliyordu; istihbarat. Yani istihbarat adamın yediğinden içtiğinden haberdardı. Madem bu adamı dinliyorsun niye yakalamıyorsun? Bu adamın dinleme kararını veren istihbarattan S.K’nin hiçbir şekilde ifadesi alınmadı. Sur’daki eylemden önce neden yakalanmadı. Ondan sonra Sur’a gelmeden önce İstihbaratın ekipleri teröristlerin aracını 8 km takip etti. Takip ekibinin başında Y.K. vardı.”

Trafik bahane değil o 8 km’lik güzergâhta sadece Sur’da yoğunluk vardı herkes biliyor. Y.K. amirlerinden korktuğu için doğruyu söylemiyor. Y.K. istihbarattaki B büro Amiri B.B’den talimat bekliyordu. İstihbarat ekiplerinden sorumlu olan amir olan bu amirin neden ifadesi alınmadı. Telefonunu dinlediği teröristi elinin altındayken neden yakalatmadı. Yakalatmadı da teröristlerin fink attığı Sur’a gelmesini bekledi. Tahir Elçi’nin de orada olduğunu biliyordu. Çünkü istihbaratın bir ekibi de o sırada Tahir Elçiyi takip ediyordu.En zor soruda neden arabada terörist olduğunu terör şubede çalışan polislere bildirmedi. Bilgiyi paylaştık diye yalan atıyorlar.” 

 

“İstihbarat ne yapmak istiyor, bu işlerin bütün sorumlusu bu insanlardır. Ama gizli bir el bunları koruyor, alanda görev yapan polisleri yem yapmaya çalışıyor.”

 

Elçi cinayetiyle ilgili idari soruşturma yürütmekle görevlendirilen müfettişlerin, polis olduğunu söyleyen kişinin dilekçede belirttiği iddialara dair polislerin ifadesini alıp almadığı bilinmiyor. Olayda polislerin ihmalini soruşturmakla görevlendirilen müfettişlerin 26 Haziran 2017’de tamamlayıp İçişleri Bakanlığı Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı’na sunduğu araştırma raporu, 3 yıldır Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığında bekletiliyor. Diyarbakır Barosu ve Tahir Elçi Soruşturma Komisyonu, raporun bir örneğinin kendilerine verilmesi yönünde yaptığı başvurular ise sonuçsuz kaldı.


İddianamede, üç polis memuru ve PKK üyesi olduğu iddia edilen Uğur Yakışır sanık olarak yer alıyor. Tutuksuz yargılanan sanık polisler F.T., S.T. ile M.S.’nin 'bilinçli taksirle ölüme sebebiyet vermekten' 3 yıldan 9 yıla kadar hapsi isteniyor. İddianamede, hem Tahir Elçi hem de aynı gün öldürülen polisler Cengiz Erdur ve Ahmet Çiftaslan cinayetleriyle suçlanan firari sanık Yakışır’ın ise üç kez ağırlaştırılmış müebbet ve 45 yıla kadar hapis cezası isteniyor.