Şub 06 2018

Tanklar nasıl ve neden vuruluyor?

Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) Afrin operasyonu devam ederken, iki tankın vurulduğu ve askerlerin hayatını yitirdiği haberlerinin gelmesinin ardından, gözler tankların özellikleri, menşei, onu vuran silahlar ve Türkiye'nin diğer silahlanma projelerine çevrildi.

Odatv yazarı Müyesser Yıldız da bu hususları sorguladığı yazısında, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın 1.5 yıl önce, Tuzla'da Kınalıada Korvetinin denize indirilmesi töreninde, “İnşallah uçak gemimizi de yapacağız, bunda da kararlıyız” sözlerini hatırlatıyor ve uçak gemisi dahi yapılması planlanırken, tankların durumu konusunda bir değişiklik olmamasını sorguluyor.

2016'daki Fırat Kalkanı Harekâtı'nda da çok sayıda tankın vurulduğunu ve askerin hayatını kaybettiğine dikkat çeken Yıldız, Erdoğan'ın, "Erdoğan dün Vatikan'a giderken, tankımızı vuran silahın hangi ülkeye ait olduğuna dair soruyu şöyle cevaplandırdı: “Elimizde bazı bilgiler var. Netleştiğinde tüm dünya ile paylaşırız.” sözlerine atıfta bulunuyor ve "İnşallah!.." diyerek pek de umudu olmadığını ima ediyor.

Buna gerekçe olarak da daha önce Türkiye'ye yönelik birçok saldırıda benzeri açıklamalar yapıldığını, sonra herhangi bir “izahat” olmadan unutulduğunu gösteren Yıldız şöyle sürdürüyor yazısını:

"En canlı örnek; Mayıs 2016'da PKK'nın, Hakkari'de füzeyle düşürdüğü helikopterimiz. 2 pilotumuz şehit olmuştu. Araştırıldığı söylendi, ama o füze hangi ülkeye aitti, hâlâ öğrenemedik. 

Yıllar önce bir AKP yöneticisi, MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ın Suriye'yi sokak sokak bildiğini söylemişti. Sokak sokak bildiğimize göre, tankımızı vuran silahı da muhakkak belirlemişizdir.

Zaten çok zor değil;

Terör örgütüne ABD, gözümüzün içine baka baka TOW füzeleri gönderdi.

Bölgede Rusya'nın Kornet füzeleri ile Alman-Fransız ortak üretimi Milan'lar da var.

Tankımızı vuranın ABD füzesi olduğu açıklansa, bundan sonra da bu ülkeye “dostum, müttefikim” demeyi sürdürme imkânı kalır mı?

Rus füzesi olduğu duyurulsa, çiçeği burnunda bu müttefikimizle muhabbetimiz sorgulanmaz mı?

Ya Alman-Fransız Milan'larıysa?..

Almanya ile ilişkileri düzeltme peşindeyken, Dışişleri Bakanı evinde Dışişleri Bakanımıza elleriyle çay servisi yapmışken, olur mu?

Fransa'ya gelince; Macron, hukukumuzu aşağılamış... Zeytin Dalı harekâtı için “işgâl olmasın” hadsizliğinde bulunmuş... Sözde Ermeni soykırımının Fransa milli takvimine alınacağını söylemiş. Buna rağmen vazgeçtik 11 milyar dolarlık Airbus anlaşmasının iptalini, telefonla arayıp, Zeytin Dalı Harekâtı konusunda bilgi verirken, “Tankımız Fransız füzesiyle vuruldu” demek, olacak iş mi?!.

Almanya'ya dönelim;

Yıllardır Leopard tanklarımıza “gizli ambargo” uyguluyordu. Nihayet Milli Savunma Bakanı Nurettin Canikli de bu gerçeği 5 ay önce şu sözlerle itiraf etti:

“Bugün birçok Amerikan ve Alman firması, savunma ürünlerinde kullandığımız yedek parçaları örtülü bir şekilde ambargo uygulayarak, Türkiye'ye vermiyorlar, geciktiriyorlar. Şu anda içinde yaşadığımız durum, tablo bu. Hibe filan değil, parasını peşin veriyoruz, ama terör örgütlerine karşı son derece bonkör ve eli açık davranıyorlar, ama hamdolsun özellikle son yıllarda bu mücadeleyi tamamen kendi imkanlarımızla, kaynaklarımızla yerli savunma ürünleriyle yerine getiriyoruz ve getirmeye devam edeceğiz."

Almanya'nın Türkiye ile daha önce imzaladığı tank modernizasyon anlaşmasını dondurduğuna işaret eden Yıldız, tankların koruma sistemiyle eksikliğe değiniyor ve AKKOR olarak anılan koruma sisteminin ancak 2010 yılında TSK'nın envanterine gireceğini belirtiyor.

Bu durumu eleştiren Yıldız, "2011’den beri Suriye'deki gidişat belliydi... Afrin operasyonu da neredeyse 1 yıldır konuşuluyordu... Ama tanklarımız 2020’yi bekliyor!.." diyor.

Yıldız son olarak konuyla ilgili eski bir subaydan gelen mektubu da köşesinde paylaşıyor:

“Bunları vicdani sorumluluk olarak yazıyorum. Açıklayacağım konu Türkiye’de sorumlu şahıslar tarafından bilinmek zorundadır.

Bölgede kullanabileceğimiz toplam üç çeşit tank bulunmaktadır. Bunlar Leopard 2A4, M60 A3 ve M60 T serisi tanklar. Bunlardan sadece İsrail tarafından modernize edilen ve sayıları sınırlı olan M60 T serisi tankların reaktif zırhları bulunmaktadır. Diğerlerinin reaktif zırhı yoktur. İmha edilen tanklarımızın yabancı internet sitelerindeki görüntülerini incelediğim zaman bunlarda reaktif zırh takılı olmadığını üzülerek gördüm. Şu an orada görev yapan birliklerimize karşı kullanılan güdümlü tanksavar silahları 90 cm. zırhı delme gücüne sahip, eğer Rus yapısı Kornet güdümlü tanksavar silahı kullanıyorlarsa, bu derinlik 120 cm. yani reaktif zırh olmadan tankların hayatta kalması mümkün değil. Reaktif zırh 90 cm'lik bir koruma sağlıyor. Buna rağmen daha öncesinde Kornet'le vurulan bir tankımız (19 Nisan 2016 Başika üs bölgesinde) olayı hafif hasarla atlattı.

Reaktif zırhı olmayan tankların savaş bölgesine gönderilmesini eski bir asker olarak hangi mantıkla yapıldığını anlamak zor. Çeşitli çatışma görüntülerinden PYD’nin hem ABD yapısı TOW, hem Alman-Fransız ortak üretimi Milan hem de son model Rus yapısı Kornet füzelerini kullandığı ve elinde bulundurduğu anlaşılıyor. Bu silahların tanklarımıza karşı kullanılacağı aşikâr iken niçin reaktif koruması olmaya tanklar savaşa sokuldu veya neden geçen bunca zamanda bu tanklara reaktif zırh takılmadı. Ayrıca modern tankların hepsinde Leopard 2A4 dahil infilak bastırma sistemi (Explosion Suppresion System) bulunmaktadır. Bu sistem tank vurulsa bile içinde çıkabilecek yangını engellemekte ve araç içindeki personelin hayatını kurtarmaktadır. Yine internette gördüğüm vurulan Türk tanklarının resimlerinden bu sistemin çalışmadığı anlaşılmaktadır. Bu konunun da ayrıca incelenmesi gerekmektedir.”

https://odatv.com/tanklarimizi-neden-hedef-aliyorlar-0502181200.html

Related Articles

مقالات ذات صلة

İlgili yazılar