Mar 22 2018

'Cübbeli'den politika yapmayı öğrenin biraz'

Cübbeli Ahmet'in kısa bir süre önce, kadın karşıtı fetva veren ve çocuk yaşta evliliğin istismar olmadığını iddia eden ilahiyatçı Nurettin Yıldız'ın yanısıra İnsani Yardım Vakfı (İHH) başkanı Bülen Yıldırım, İslamcı Siyer Vakfı Kurucusu Muhammed Emin Yıldırım ve İsmailağa cemaatinden İhsan Şenocak ile biraraya gelmesinin yankıları sürüyor.

Sözkonusu buluşma Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın hocaları 'aciz' olmakla suçlayıp, İslam'ın güncellenmesi gerektiği çağrısının ardından geldi.

Nevzat Çiçek'in aracılığıyla buluşan Cübbeli ile Yıldız'ın 'ehli sünnet dışı' polemiği hafızalardaki tazeliğini korurken, iki 'düşman' tarafı biraraya getirenin ne olduğu hususunda Artıgerçek yazarı İnci Hekimoğlu önemli değerlendirmelerde bulunuyor.

Cübbeli'nin o toplantı sırasında, "Karşı taraf safları sıklaştırıyor. Hepsi birden haremlik-selamlık, helal-harama girdiler. Bizim ehli sünnet üst kimliği altında sorunlarımızı çözmemiz lazım. Tehlike çok büyük çünkü bu ilahiyatlardaki reformist Yaşar Nuri kafası yeni bir din çıkartmaya çalışıyor" dediği gündeme geldi. 

Hekimoğlu, sözkonusu buluşma ve Cübbeli'nin tavrı için, "Bütün ‘karizmasıyla’ Reis’e bile meydan okuyacak bir ciddiyet kazanmış. Ötesi de var: “Ehli sünnet üst kimliği” demiş! Devletin tüm kritik noktalarına yerleşecek, en önemli kadroları ele geçirecek kadar iktidarın ‘eli ayağı’ olmuş Gülen cemaatinin bile nasıl harcandığını gören cemaatler dersini almış ediyor ezber…" yorumunu yapıyor.

Hekimoğlu, İslamcıların bile 'üst kimlik' terimini kullanmasına rağmen, sol muhalefetin bu terimin lafını dahi edemediğine dikkat çekiyor ve ekliyor:

"Valla muhalefeti Siyasal İslamcılardan öğrenmeliyiz. Adamlar yıllarca sabırla, ilmek ilmek örgütlendiler. Sokak sokak, mahallle mahalle, okul okul, yurt yurt, ev ev…Sol ise mağduriyete yaslanarak ‘kurban’ rolünden de kendini hapsettiği salonlardan da çıkamadı. Şimdi de sonuçları tamamen garantilenmiş göstermelik seçimleri nasıl lehimize çevireceğimizi tartışıyoruz. Eh, öyle yumurta kapıya gelince olmuyor işte."

Sol muhalefetin eleştiri ve özeleştiri mekanizmasını açık tutmaması halinde, "gelip duracağı yerin" Afrin gibi olacağını belirten Hekimoğlu, ulusalcıların da yalpaladığını ve "diplomaside tükürdüğümü yalamam yoktur" şiarına sığınarak Esad'la Türkiye'nin işbirliği yapması çağrısında bulunduklarını hatırlatıyor. 

Hekimoğlu değerlendirmelerini şöyle sürdürüyor:

"Bakıyorum Ulusalcılar Afrin tartışmasını ya dondurdular ya da “Hımm evet, güzel ama bundan sonra Türkiye Şam’la mutlaka işbirliğine gitmeli. Diplomasi de ‘tükürdüğümü yalamam’ gibi bir şey yoktur. Mutlaka başka aracılarla bir anlaşma yolu bulunur” falan deyip duruyorlar. Daha aymazları “ABD’ye büyük darbe” ilan ediyor. Hızını alamayanlar Menbiç operasyonuna “Balyoz” adı konsun önerisinde bulunuyor.

 

Menbiç operasyonu kesin olacak ve ABD’ye misilleme olarak “Balyoz” adı konacak!

İnsanın “ağır ol molla desinler” diyeceği geliyor.

Ulusalcıların en büyük argümanı, sınır güvenliği ve Suriye’nin toprak bütünlüğü idi değil mi?"

Ulusalcılara, "Siz önce kendinize “biz El Kaide’cilerle, cihatçılarla aynı saflara nasıl düştük” diye sorun" tavsiyesinde bulunan Hekimoğlu, bu kanada şöyle sesleniyor

"Sonra da tam ABD’nin istediği gibi Suriye topraklarından bir bölümünün ( önümüzdeki günlerde Rusya ve Şam yönetimiyle ağır sorun çıkartacak) cihatçılar taşeronluğunda bölünmesi ve üstelik bu cihatçı grupların ABD ile birlikte Türkiye tarafından bir güç haline getirilmesini görmemekte ısrarlı oluşunuzun tek açıklamasının da ırkçılık olduğunu kabul edin artık."