Tem 18 2018

‘Bu fotoğraf, Erdoğan'ın tarikatları bitirdiğinin resmidir’

Tarikatlar ve cemaatler konusunda araştırmaları ile bilinen Cumhuriyet yazarı Tayfun Atay, Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz anma etkinlikleri çerçevesinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş ve İskenderpaşa Nakşibendi çevresinin halihazırda öne çıkmış isimlerinden Prof. Cevat Akşit ile bir araya geldiği ana ilişkin çekilmiş bir fotoğrafı yorumladı.

Fotoğrafta Erdoğan karşısında tarikat liderlerinin iki büklüm bir görüntü içerisinde yer aldığına dikkat çeken Atay, “Yeni Türkiye”deki değişmenin sadece laik toplum kesimleri açısından değil, tarikat çevreleri açısından da ‘yakıcı’ etki göstereceğini düşünmeye el verir bir tablo” diyor.

“Fotoğrafta kimin tabloya hâkim, kimin ikincil ya da ‘kıyıda’ olduğuna dikkat edin” diyen Atay, “Azametle merkezde konumlanmış Tayyip Erdoğan; ona tabi şekilde ‘kırâ’at eden’ Diyanet Reisi Ali Erbaş ve onun yanında da tabiri caizse ‘büzülmüş’ vaziyette Nakşibendi postnişîni…” ifadesini kullanıyor.

Atay’a göre bu fotoğraf, ilk defa Türkiye’de Nakşi meşâyihin önde gelen bir şahsiyetinin, dindar-muhafazakâr iktidar sahibi karşısında hiyerarşik olarak bu kadar “minimal” konumda karşımıza çıktığının ve bir bitişin resmi…

O gün bu fotoğraftaki ayrıntıya dikkat çekilmediğini söyleyen Atay, şu izlenimleri aktarıyor:

“Diyanet Başkanı’nın sol yanında da mühim bir şahsiyet vardı: Türkiye tarihinde din ve siyaset dendiğinde ilk akla gelen, ancak yakın dönemde hayli irtifa kaybetmiş İskenderpaşa Nakşibendi çevresinin halihazırda öne çıkmış isimlerinden Prof. Cevat Akşit. Akşit, İskenderpaşa’nın Erbakan’dan Özal’a kadar dinî-muhafazakâr siyasetin öncü isimlerine irşatta bulunmuş kült şeyhi Mehmet Zahid Kotku’nun ölümü (1980) sonrası, onun damadı Esat Coşan’ın “post”a oturmasını en baştan itibaren kabul etmeyen bir isim. Çünkü, kendisinin Kotku’dan “hilafet” aldığını iddia etmekte… Ve aynen onun gibi Coşan ile ast-üst (mürit- mürşit) ilişkisine girmeyip eşit pozisyon (ve “mesafe”) almış Erbakan’ın yanında oldu. Esat Coşan’ın ölümünden sonra biraz da oldubittiye getirilerek “post”a oturtulan oğul Nurettin Coşan döneminde ise İskenderpaşa çevresi tam anlamıyla bir dağılma sürecine girdi. Olgun müritlerce “çocuk” sayılan Nurettin’in yol açtığı çöküşten İskenderpaşa çevresini toparlayacak kişi, dolayısıyla “postnişin”i hak eden isim olarak da Akşit zikredildi hep.”

Atay, “Tablodaki zat Şeyh Kotku olsaydı ne Erbakan, ne Erdoğan, ne de Erbaş onu bu şekilde ağırlayabilir, konumlayabilir miydi?” diye soruyor ve sözlerini geçmişten bir örnekle sürdürüyor:

“2015 yaz başında bu gazete için hazırladığım ‘Parti Tarikat Cemaat’ yazı dizimde görüştüğüm bazı tarikat ehli isimler, bugünlerin geleceğini o zamandan söylüyordu. Mesela biri diyordu ki artık bu ülkede tarikata da cemaate de ihtiyaç kalmadı, çünkü Erdoğan’ın kendisi ‘cemaat’ haline geldi; bir şeyh dedirtmediği kaldı kendine… 
Bir başkası, Erdoğan var olduğu sürece artık tarikat ve cemaatlerin siyasette bir etki gücü olamaz dedikten sonra şöyle tamamlıyordu sözünü:
‘O, meşihat makamı artık.’
‘Meşihat’, tasavvufta şeyhlik, mürşitlik yerine kullanılan bir tabir. Şeyhülislamlık anlamı da var Osmanlı döneminde…”

Related Articles

مقالات ذات صلة

İlgili yazılar