Kas 17 2018

Tarikat ve cemaate resmiyet formülü

Diyanet, Devrim Kanunu ile yasadışı olan tarikat ve cemaatleri, kurdukları sivil toplum kuruluşlarının dini denetimi adı altında resmileştirmeye çalışıyor.

Atatürk’e hakaret eden Kadir Mısıroğlu ziyareti ile gündemden düşmeyen Diyanet İşleri Başkanlığı, bir yandan imamların siyaset yapmasının önündeki engelleri kaldırmaya çalışırken bir yandan da “şeffaflaşma ve denetim” adı altında cemaat ve tarikatların “meşrulaşması”nın önünü açabilecek yeni bir plana hazırlanıyor.

Cumhuriyet’in haberine göre, “Dini Vakıf ve Derneklerin Şeffaflaşması” düzenlemesi ile varlığı ve faaliyeti, anayasal koruma altındaki Devrim Kanunları’na göre yasak olan tarikat ve cemaatlerin üstünde bir ‘şemsiye örgütü’ kurulması planlanıyor.

Bunun için Osmanlı Devleti’nde “Şeyhler Meclisi” anlamına gelen “Meclis-i Meşayih” sistemi örnek gösteriliyor.

“Şeyhler Meclisi” örneği, tarikat ve cemaatlerin yükselme kriterlerinden, şeyh atamalarına ve sosyal faaliyetlerine kadar tüm usul ve esaslarının dini esaslara göre belirlenmesinin amaçlandığını gösteriyor.

Başkanlık tarafından TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’na sunulan ve yayımlanan raporlarda, düzenlemenin amacı, “Din hizmeti sunan veya benzeri hizmetlerle iştigal eden sivil toplum kuruluşlarının ya da bunu iddia eden yapıların hesap verebilirliğinin tesisi” ifadeleri ile anlatıldı. Yasal düzenlemenin “kamu güvenliği konseptinin bir zorunluluğu” olduğu belirtildi.

Diyanet kaynakları, yasal düzenleme ile tarikat ve cemaatlerin üzerinde bir “şemsiye örgütü” kurulabileceğine dikkat çekti. Kaynaklar, bir “Devrim Kanunu” olarak anayasal koruma altındaki “Tekke ve Zaviyelerle Türbelerine Seddine ve Türbedarlıklar ile Birtakım Unvanların Men ve İlgasına Dair Kanun” ile tarikat ve cemaatlerin kapatıldığını anımsattı ancak, “bu yasa ile Türkiye’nin realitesinin değişmediğini” savundu.

Mali açıdan Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından denetlenen cemaat, tarikat, tekke ve zaviyelerin kurduğu vakıf gibi sivil toplum kuruluşlarını dini anlamda denetleyen bir üst kurulun olmadığını belirttiler.

Peki, Kurul, Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı YÖK gibi Diyanet İşleri Başkanlığı’na mı bağlı olacak, bağımsız mı olacak?

Üyeler, ‘Şeyhler Meclisi’ örneğinde olduğu gibi tarikat ve cemaatlerin önde gelen isimlerinden mi oluşacak?

Üyeler devlet memuru statüsünde mi olacak?

Kurulun ‘Şeyhler Meclisi’ örneğinde olduğu gibi atama yetkisi olacak mı?

Alınan kararlar hangi kurum veya kuruluş tarafından onaylanacak veya yürürlüğe sokulacak?