Oca 29 2018

İndirim marketleri üreticiyi boğuyor

 

Ekonomide dağıtım kanallarının çeşitliliği ve bağımsızlığı toplumsal hayattaki demokrasiyle eş değer. Eğer bir üretici ürününü hak ettiği fiyattan pazara sunamazsa şartlar sürekli onun aleyhine işliyor.

Bu tüketici için de bir sorun çünkü bir mal ya da hizmet için ödenen bedel üretim maliyetine göre değil dağıtım zincirini elinde bulunduranın çıkarına göre beliriyor. Aslında buna bildik bir örnek verebiliriz.

Yıllardır medyadan tarladan 10 kuruşa alınan markette satılan domatesin markette 10 katı fiyatına tüketiciye sunulduğunu görür, duyar ve okuruz. Sonuçta hem üretici hem de tüketiciyi üzen bir yapı mevcuttur. İşte o da dağıtım kanalındaki fırsatçılıktan kaynaklanır.

Dünya’dan Tevfik Güngör dağıtım kanallarındaki sorunu bir okuyucusundan gelen mektuba dayanarak işlemiş. Ürettiği malı tüketiciye ulaştırmada güçlüklerle karşılaşan bir sanayicinin yazdıklarının, üretici ve perakendeci zincirindeki sorunun büyüklüğünü gösterdiğini söylüyor.

Güngör, okuyucusu Mehmet Sel’in, ‘Ben şimdi ne yapmalıyım?’ başlıklı mektubunu yayınlıyor. Sel, mektubunda zeytin tüketimini artırmak için 3 yeni ürün hazırlayıp patentlerini aldığını ancak bunu pazarlayacak bir mecra bulamadığını ifade ediyor. Şöyle sürdürüyor:

‘Türkiye perakende sektöründeki satış kanalları ile görüşmeler yaptık. Sırası ile ürünümüzü satabilecek olan, yerel zincirler dediğimiz süpermarketlerle görüştük. Öncelikle giriş bedelleri talep ettiler. Ardından uzun vade ve bize hiç kazanç bırakmayacak fiyatlarla ürünü almak isteği onu takip etti.

Küçük market ve bakkal kanalına tedarikçi olan toptancılarla görüştük. Bakkallarda satılmayacağı için ilgilenmediler ürünlerimizle. Büyüyen sektörlerden olan yeme içme sektöründeki firmalarla görüştük. Gıda ürünü olarak bir üründe aranan tat, aroma, lezzet gibi soyut özellikler hiç önem taşımıyor. Somut olarak büyüklük, gramaj ve fiyat gibi özelliklere uygun ürünler aranıyor. Burada da istediğimiz karşılığı bulamadık.’

Sel’in mektubunda sonraki bölüm daha da ilginç. Türkiye’de perakende sektöründe hızla büyüyen ve pazardan önemli pay kapan indirim marketleriyle görüşmesini anlatıyor.

Sektörde üç ana firmanın bulunduğunu kaydeden Sel, hepsinin ürünlerini orijinal, inovatif, doğal ve sağlıklı bulunduğunu belirtiyor. Şunları anlatıyor:

‘Bir grup, uygun bulduğu ürünümüzü istedikleri miktarda üretecek kapasitemizin olmadığı için bizimle çalışamayacağını ifade etti. Bizim geliştirdiğimiz ürünü büyük ölçekli başka bir firmaya ürettirdi. Görüştüğümüz bir başka gurup ise 2,95 TL raf fiyatı olacak ürünümüzü 1,60 TL’ye alırsa satabileceğini söyledi. Bu ürünün bize maliyeti 1,85 TL.’