Kas 16 2017

Mecliste, 'gasp edilen', 'işkence', 'cinsel şiddet', 'Kürt illeri' kelimeleri yasak

“Abluka”, “katliam”, “savaş”, “asimilasyon”, “gasp edilen”, “zulmedilerek”, “işkence”, “cinsel şiddet”, “cinayet”, “Kürt illeri”, “Kürdistan”, “devlet aklı”, “linç”, “göçe zorlanmak”, “toplu ölüm”, “pogrom”… 

Meclis Başkanı İsmail Kahraman, içinde bu kelimelerin geçtiği tüm önergeleri “kaba” ve “yaralayıcı” bularak iade ediyor. Bu önergelerin hepsi ise Halkların Demokratik Partisi milletvekilleri tarafından verildi.

Ayşe Yıldırım, 26. yasama döneminde önerge iadelerinde meclis tarihinde artış rekoru yaşandığını yazdı. İade gerekçeleri ise 'yasaklı sözcük' kullanımı.

Ancak HDP Milletvekili Meral Danış Beştaş, meclis kürsüsünden "Meclis Başkanlığı'na 'yasaklı sözlüğünüz var mıdır' hangi sözcükler yasak, onubize bildirin, biz buna göre davranalım dedik, o da verilmedi" diyor.
Yıldırım'a göre meclis başkanlığı, hak ihlallerinin, işkence, yolsuzluk ve hırsızlığın mecliste gündeme gelmesini istemiyor:

HDP’nin eş genel başkanları ve 7 milletvekili bir yıldır cezaevinde yasama faaliyetinden uzak tutuluyor, dışarıdaki milletvekillerine de bizzat Meclis başkanlığı tarafından sansür uygulanıyor. 

Yani ‘beni denetleme’ diyor AKP iktidarı ve bunu da doğrudan Meclis Başkanlığı eliyle yapıyor. HDP kadar olmasa da CHP’nin de önergeleri “İçtüzüğe aykırı” bulunuyor. En son İzmir milletvekili Zeynep Altıok Akatlı’nın Sivas katliamına yönelik verdiği önergenin reddedilmesi gibi. Akatlı “Sivas Davası sanıkları nerede, kaçı firari, kaçı cezaevinde” diye sormuştu. Meclis Başkanlığı bu soruyu ‘kişisel’ buldu?


Bütün bunlara bir de süresi içinde cevaplanmayan soru önergelerini ekleyin. Pazartesi itibarıyla Meclis’in sitesinde yer alan bilgiye göre tam 260 soru önergesi süresi içinde yanıtlanmamış görünüyor.
Anlaşılan o ki 2019 itibarıyla zaten sözlü soru önergesi ve gensoru verme yetkisi ortadan kaldırılacak olan milletvekillerinin denetim yetkisi fiilen çoktan ortadan kaldırıldı. 
Hem de bu açık bir sansür mekanizmasıyla yapıldı. 
Eskiden cezaevine gönderilen mektuplardaki kelimelerin sansürlenmesini bilirdik. Sonra tişörtlerdeki yazılara, fotoğraflara yasak geldi, şimdi de milletvekillerinin soru önergelerindeki kelimelerin yasaklandığı bir Türkiye’yiz.