Ara 05 2017

Meclis'te muhalefete denetim ambargosu

Muhalefet partileri, Meclis'te yazılı-soru önergesi, meclis araştırması, gensoru, genel görüşme, meclis soruşturması yollarıyla denetim görevini yerine getirmekte.

Ancak bu dönemde muhalefetin denetim görevinin tamamen "askıya alındığı" eleştirileri son günlerde yoğunca dillendirilmeye başlandı.

Özellikle CHP ve HDP'li milletvekillerinin denetim mekanizmalarının devreye konulması yönünde bu yöntemlere başvurması, Meclis Başkanlığı'nın keyfi tutumuyla karşı karşıya kalıyor.

Meclis Kanunlar ve Kararlar Denetim Bürosu'nun elektronik uygulamalarına işlenmiş olduğu veriler ise CHP ve HDP'li milletvekillerinin sıklıkla dillendirdiği "muhalefetin denetim işlevi sınırlandırılıyor" eleştirilerini doğruladı.

Ahval'in derlediği ve geçmiş dönemlerle yapılan karşılaştırmalar Meclis'in 26. Yasama Yılı'nda muhalefet partileri, sıklıkla denetim yollarına başvurmasına rağmen iktidar partisince bu denetim yollarında engellemelerle karşılaşıldı.
Meclis Kanunlar ve Kararlar Denetim Bürosu'nun 28 Kasım tarihli güncel verilerine göre; 26. Dönemde Meclis'e 20 bin 589 soru önergesi sunuldu. Bu önergelerden bin 856 tanesi reddedilerek, milletvekiline iade edildi.

İlgili bakanlıklar tarafından 8 bin 119 soru önergesi ise yanıtsız bırakıldı. Önergelerin iade edilme gerekçesi olarak Meclis Başkanlığı tarafından önergenin içerdiği ifadeler gerekçe gösterilse de muhalefet partilerinin "İade gerekçesi sayılacak kelimelerin belirlendiği bir liste mi var?" sorusu yanıtsız kaldı.

Önergelerin sıklıkla iade ve reddedildiği bu dönemde AKP'li milletvekilleri tarafından sadece 7 soru önergesi verildi ve 7'si de kabul edildi.

Toplamda 2 bin 344 Meclis araştırma önergesinin sunulduğu 26. Dönemde AKP'liler tarafından sunulan 26 önergenin tamamı kabul edildi.

Ancak muhalefetin sunduğu 2 bin 318 önerge ya reddedildi ya da iade edildi. Öyle ki HDP Grup Başkanvekili Filiz Kerestecioğlu'nun muhalefet partilerinin verdiği soru ve araştırma önergelerinin Meclis Başkanlığı tarafından reddedilmesi gerekçesinin araştırılması talebiyle verdiği araştırma önergesi de reddedildi.

CHP ve HDP'li vekillerin bu dönemde verdiği soru ve araştırma önergelerinin büyük bir bölümü OHAL süreciyle birlikte yaşanan insan hakları ihlali başlığı altında yoğunlaştı.

Türkiye'yi yakından ilgilendiren sorunların yanı sıra Tahir Elçi cinayeti, 10 Ekim Ankara Gar katliamı, 15 Temmuz'un siyasi ayağı ve birçok yerde yaşanan işkence iddialarının araştırılması talebiyle verilen araştırma önergelerin tamamı da AKP milletvekillerinin oylarıyla reddedildi.

Yine bakanlarla ilgili olarak verilen 21 adet gensoru önergesinin 4’ü de iade edildi. İade edilen 4 önerge HDP Grubu’na ait. Meclis Başkanlığına 2 adet Meclis soruşturması önergesi verildi, ancak bu önergeler de Anayasa ve İçtüzük hükümleri gerekçe gösterilerek CHP Grubuna mensup milletvekilleri iade edildi.

Muhalefetin denetim yollarına yoğun olarak başvurduğu 26. Dönemden önceki dönemlerdeki rakamlar ise "bu döneme özgü uygulamalar devreye konuldu" tartışmasını beraberinde getirdi.

Ahval'in geçmiş yasama dönemlerine ait derlediği verilere göre; geçmiş dönemde muhalefet vekillerinin denetim yollarına daha az başvurmasına rağmen sonuç almaları da bir o kadar fazla oldu.

Geçmiş dönemlerle bugün arasındaki bu fark ise muhalefetin denetim işlevini yerine getirme görevinin iktidarın tarafından "benim istediğim olur" yaklaşımına maruz kaldığını da gözler önüne serdi.

Sadece 28 Mart 2012-25 Nisan 2015 tarihlerini kapsayan 3 yıllık süreçte HDP/BDP'nin 135, MHP'nin 150, CHP'nin 238 araştırma önergesi reddedildi.

Aynı dönemde iktidar partisinin 94 önergesinin tamamı da kabul edildi. Muhalefetin reddedilen önergelerinin konusu ise ağırlıkta kadın cinayetleri, maden ve iş kazaları, Cumhurbaşkanı'nın harcamaları, tutuklu gazeteciler, ÖSYM'deki usulsüzlükler ve çocuk istismarının araştırılması konularında idi.

7 Haziran seçimlerinden sonra sadece bir kaç ay çalıştırılan Meclis'in 25. Döneminde HDP tarafından verilen 100 araştırma önergesi, 4 adet gensoru, 746 soru önergesi, 25 sözlü soru önergesi iade edildi.

Bu dönemde AKP’li milletvekilleri hiç soru önergesi vermezken; yazılı soru önergelerinin partilere dağılımı da şu şekilde oldu; CHP 1300, HDP 420 ve MHP 502 olmak üzere toplamda 2 bin 222.

24. Dönemde ise Meclis Başkanlığı'na toplam 57 bin 806 yazılı soru önergesi sunuldu. CHP'li vekiller 29 bin 988, MHP'li vekiller 23 bin 409 ve HDP'li vekiller ise 3 bin 871 yazılı soru önergesi sundu. Dört partinin toplamda sadece bin 279'u soru önergesi iade edildi, 22 bin 872'si ise yanıtlandı. Verilen 3 bin 288 araştırma önergesinden sadece 115'i kabul edildi.

23. Dönemde ise gelen 21 bin 220 yazılı soru önergesinin sadece 2 bin 231'ine yanıt verildi. Verilen bin 108 Meclis araştırması önergesinden 134'ü kabul edildi.

Derlenen bu veriler ışığında Ahval'e değerlendirmelerde bulunan CHP ve HDP'li milletvekilleri 26. Dönemde muhalefetin hiç karşılaşmadığı bir sınırlama ve işlevsizleştirme ile karşı karşıya olduğunu kaydetti.

CHP İzmir Milletvekili Murat Bakan
CHP İzmir Milletvekili Murat Bakan

CHP İzmir Milletvekili Murat Bakan, "Yasama organının kural koyucu olma yanında çok önemli fonksiyonu da muhalefetin iktidarı anayasal zeminde denetlemesine imkan tanımasıdır" diyerek, muhalefet bu denetimi en çok toplumsal sorunlar hakkında soru önergeleri vererek veya Meclis araştırması talep ederek yerine getirdiğini hatırlattı.

Böylece iktidarın politikalarının şeffaflık ilkesi kapsamında halk için ve halk yararına kontrol edilmiş olacağını ifade eden Bakan, şöyle devam etti:

Demokratik sistemlerin olmazsa olmaz özelliğidir iktidarın hesap vermesidir. Ancak görüyoruz ki AKP iktidarı özellikle son birkaç yılda yasama organını ve bilhassa yasama denetimini işlevsiz kılma yolunda kararlılıkla yol almaktadır.

2014 yılında Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı seçilmesiyle başlayan fiili saray eksenli devlet yönetimi 16 Nisan referandumu ile anayasal zemine taşındı. Bu anayasal zeminin temel niteliği ise hukukun üstünlüğüne dayalı demokratik anayasal bir rejim olmaktan uzaklaşılmış olmasıdır.

Millet egemenliğinin yegane tecelligahı olan, olması gereken meclisimiz, bugün saray eksenli teşekkül ettirilen sorgulanamaz, eleştirilemez ve neredeyse muhalefet edilemez karakterli tek adam rejimini meşrulaştırma aracına indirgenmiş durumda.

Bu siyasal tabloda doğal olarak muhalefetin anayasal hakkı olan soru önergeleri cevaplanmayabiliyor, en meşru toplumsal sorunları araştırma talepleri dahi reddedilebiliyor.

İnşa edilmeye çalışılan rejimde demokratik bir muhalefete tahammül yok, daha ötesi yer yok. İktidarın sınırlarını belirlediği ve tabi ki iktidarı tehlikeye düşürmeyecek bir muhalefet öngörülüyor.

Bu rolü sahiplenen malum muhalefet örneği de oluştu. Ancak laikliği, demokrasiyi ve hukukun üstünlüğünü savunan muhalefete yer yok yeni rejimde.

Bilakis bu değerlerin karşıtlığı üzerine inşa ediliyor yeni iktidar. O yüzden muhalefetin meclisteki denetim işlevini de göstermelik hale getirmeye çalışıyorlar.
Yanıtsız bırakılan konuların başında insan hakları ihlalleri geliyor. Bu siyasal tablodaki iktidar anlayışının insan hakları kaygısı olabilir mi sizce?

Yandaş sermayesine rant dağıtımı için ülkenin bütün doğal kaynaklarını yağmalayan, şehirleri beton yığınına dönüştüren ancak tüm bu hoyrat ekonomik politikalara rağmen başta ekonomi olmak üzere toplumsal hiçbir alanda adaleti tesis edemeyen, bu nedenle oluşan toplumsal muhalefeti de iktidar zoruyla bastırmaktan başka çaresi kalmamış bir iktidarın temel insan hakları ile ilişkisi bırakın suskun kalmayı, bu hakları ihlal etmekten başka ne olabilir.  

Geldiğimiz noktada iktidarını kaybetmesi en büyük korkusu haline gelmiş bir anlayışın her geçen gün insan hakları konusunda daha da kötü bir sicil oluşturmaktan başka şansı yok ne yazık ki.

En çok önergesi reddedilen isimlerden birisi olan HDP Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş ise sadece Meclis'te değil, Türkiye'de genel olarak yönetimde bir keyfiyet dönemi yaşandığına işaret etti. Beştaş, Ahval'e şu değerlendirmelerde bulundu:

Meclis tarihinde hiç olmadığı kadar bu dönemde önergelerimiz hem iade ediliyor hem de cevaplandırılmıyor. İade edilme gerekçeleri de kabul edilemez gerekçelerdir.

Sonuçta önerge vermek yasama organın temel işlevlerinden ve milletvekillerinin en temel görevidir. Ki iktidarı denetleme, gözleme, düzeltme, sınırlama aynı zamanda en önemli araçlardan biridir.

Hem önergelerin iadesiyle iktidar keyfi davranışlarını özellikle Meclis Başkanı devam ettiriyor hem de önergelere bakanların çok az sayıda cevap vermeyesiyle aslında sorular karşısında cevapsız ve çaresiz oldukları da ortaya koyuyorlar.

Önerge iade sebepleri sudan gerekçeler. Örneğin işkence, katliam, hak ihlali, cinsel şiddet geçti gibi benzer ifadeler iade gerekçesi olarak sunuluyor. İadeler konusunda araştırma önergesi verdik, bu da reddedildi. '

Neden önergelerimiz iade ediliyor' bunu açıklayın diye sordum. Bu da cevap verilmedi. Hatta yasaklı kelimelerin olduğu bir sözlük mü hazırlandı diye sordum. Ancak buna da yanıt verilmedi. Açıkçası Meclis'te tam anlamıyla düşünce ve ifade özgürlüğü de bu şekilde ortadan kaldırılmak isteniyor. Parlamenterlerin düşünce ve ifade özgürlüğünün kısıtlandığı bir ortamda vatandaşın ne durumda olduğunu tahmin etmek zor değil.

HDP Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş
HDP Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş

Meclis'teki bu tablonun muhalefetin vekillerinin görevini yerine getirmesinin engellenmesi aynı zamanda da iktidarın denetimden kaçma yöntemlerinden biri olduğuna dikkat çeken Beştaş, "Muhalefet işlevsiz kılınmak isteniyor. Aynı zamanda denetim işlevini de keyfi bir tutumla yapılmasını engelliyorlar. Meclis Başkanı bu konuda tam anlamıyla bir sansür politikası uyguluyor. Gerçekleri yazmak sansüre maruz kalıyor. Aslında demokrasinin temel mekanizmalarından biri olan denge ve denetleme mekanizması iktidarın engeline takılıyor. Bu bilinçli bir tutum ve politikadır" diye konuştu.

Meclis’in denetleme görevini yerine getiremediğini vurgulayan Beştaş, şöyle konuştu:

Bizim denetleme görevimiz var. İktidar partisi araştırma önergelerimizin hiçbirini kabul etmiyor. Örneğin dün Tahir Elçi'nin öldürülmesinin üzerinden iki yıl geçti. Anması yapıldı, ama Elçi'nin öldürülmesiyle ilgili defalarca soru ve araştırma önergesi vermemize rağmen rededildi.

Meclis iktidar partisi bundan kaçınıyor. Çünkü biliyor ki araştırılırsa gerçekler açığa çıkacak. İade edilmesinin dışında reddedilmesinin başka bir sebebi de olaylar yokmuş gibi kamuoyunu ikna etmeye çalışıyor.