"TCDD'de muhalifler için 'sürgün listeleri' hazırlandı"

TCDD'de muhaliflere yönelik fişleme ve sürgün uygulaması başlatıldığı iddia edildi.

KESK’e bağlı Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası (BTS), TCDD’de aralarında BTS İzmir Şube Başkanı Erdal Akyol’unun da olduğu 84 çalışanın sürgün edildiğini duyururken, konu Meclis'e de taşındı. 

Artı Gerçek'in haberine göre, sürgün edilenler arasında yer alan 20 yıllık demiryolcu Veysel Çalışkan, Zonguldak’ta görev yapıyor. Çalışkan, nadir bir hastalığa yakalanan ve aynı zamanda felçli olan eşini 700 kilometre uzaktaki Sivas’ın bir köyüne nasıl nakledeceği konusunda hayli endişeli. 

Çalışkan memur olduğu için açıklama yapamazken, akrabaları ailenin içinde bulunduğu zor duruma dair detaylı bilgi verdi.

Akrabaların sürgünde dikkat çektiği nokta, iktidarın demiryollarında kendi kadrolarını oluşturma çabası ve, "Onlar da kendi kadrolarıyla çalışma niyetiyle bu işleri yapıyorlar" diyorlar.

Habere göre, arkadaşları yandaş kadrolardan önce demiryolunda çalışan bürokratların, müdürlerin ve idarecilerin liyakata önem veren, herkesi tanıyan ve işi nasıl yaptığına göre değerlendiren insanlar olduğunu belirtiyor. Onlara göre yeni gelenler ise Çalışkan gibi isimleri siyasi fikirlerine göre değerlendiriyor ve onları “yok edilecek insanlar” olarak görüyorlar. 

Liyakat olmayınca devreye siyasi düşünce giriyor. Atamalardan sonra listeler oluşturulmuş. “Kimi ezelim” anlayışıyla hareket edildiğini belirten Çalışkan’ın akrabaları “Alıyorlar listeyi, yukarıdan aşağıya ağzı laf yapan, muhalif olan onlara direnebilecek olanları seçiyorlar” diyor.  

Sürgün edilen Çalışkan ise 20 yıllık demiryolcu, idarecilik yapmış, başarıları nedeniyle ödüllendirilmiş. Arkadaşlarının anlatımıyla personelin hakkını hukukunu koruyan bir isim ancak böyle olması bile onun kara listeye alınması için bir sebep oluşturmuş. 

Çalışkan’ın tek derdi sürgün değil. Üç yıldan bu yana tek başına baktığı felçli eşi onu düşündürüyor. Akrabaları Çalışkan’ın eşinin felçli, yatalak olduğunu söylemesine rağmen üsttekilerin ‘dediğimiz dedik’ şeklinde davranarak, “biz bilmeyiz, emri verdik. Ne halin varsa gör, hastan da bizi ilgilendirmiyor” tavrı içinde olduklarını söylüyor. 

Kolay değil, Çalışkan şimdi 700 kilometre uzaktaki Sivas’ın Divriği İlçesi’ne bağlı Demirdağ Köyü’ne naklini yapmak zorunda. Ne sağlık ocağı var ne de eşinin yararlanabileceği bir hastane. Divriği’nde tam teşekküllü bir hastane de yok. Akrabalarının söylediğine göre felçli olmanın dışında nadir bir hastalıkla da boğuşan eşinin nöroloji tedavisi de görmesi gerekiyor. Karnından beslenmesi ve sürekli kontrol altında olması gerekiyor. Bu hastalığından anlayan Türkiye’de sadece iki doktor varmış. Biri Ankara’da diğeri şu an yaşadığı Zonguldak’ta. Yani şimdi Sivas’a sürgün edilen Çalışkan, mecburen eşini tedavisi için sürekli Ankara’ya götürmek zorunda. 

Çalışkan’ın Zonguldak’taki işiyle ilişiği bu ayın 15’inde kesilmiş. Bir hafta sonra ayın 29’unda Sivas’taki işine başlamak zorunda çünkü yaptığı itirazlar da bir sonuç vermemiş. Sürgünün detaylarına ilişkin arkadaşları şu bilgileri paylaşıyor: “Bu sürgünü durdurmaya çalıştı ancak duvar örmüşler. Çalışkan eşiyle ilgili raporları ve belgeleri göndermiş ve durumunu anlatmış. 657 Kanunu açık ‘engelli eşi bulunan bir memur isteği dışında nakledilemez, nakil edilirse memurun istediği yere nakledilir’ diyor. Kanun böyle demesine rağmen istediği yere de nakletmiyorlar. Yeni bir emir geldi, verdiği raporları ve belgeleri incelemişler, bu hastalığın nakil önünde bir engel oluşturmadığını belirtiyorlar.” 

Haberin kaynağına buradan ulaşabilirsiniz