Ara 23 2017

Özdemir: Almanya’da korku rejimine geçit verilmemeli

Geçen haftaya damga vuran açıklama HDP’li milletvekili Garo Paylan'dan geldi. Paylan, Avrupa'ya farklı nedenlerden sığınmış bazı muhalif Türkiye kökenlilere "suikast hazırlığı" olduğunu ve durumu Türkiye’deki istihbarat kurumlarına ve hükümete bildirdiğini söyledi. Türkiye’den bu konuda yorum gelmedi, ancak Alman yetkililer bu durumdan haberdar olduklarını ve üzerinde durduklarını ifade ettiler.  

Almanya’nın en bilinen Türk simaları arasında olan Yeşiller Eş Başkanı Cem Özdemir Paylan’ın ‘çeşitli kaynaklar tarafından’ doğrulanan iddiasını değerlendirdi ve böylesi bir durumda Almanya'da paralel bir yapı ve korku rejimine izin verilmemelisi gerektiğini ifade etti.

 Aralarında gazeteci, yazar, akademisyen, Alevi ve Ermeni kanaat önderleri olduğu iddia edilen bu suikast listesine yönelik paylaşımlarda bulunan Alman siyasetçi,  elinde bu konuda somut istihbarat olmamasında rağmen son yıllardaki gelişmeler göz önünde bulundurulduğunda böyle bir tehlikenin ‘kendisini şaşırtmayacağını’ ifade etti.

‘Çok güçlü bir istihbarata’ dayanan istihbarat üzerine konuştuğunu söyleyen Paylan ‘ın iddialarına ilişkin konuşan Özdemir Hrant Dink cinayeti’nde devletin parmağı görüldüğüne vurgu yaparak sözlerine şöyle devam ediyor, ‘’Türkiye'de muhaliflerin tutuklanması, ülkeden kaçmak zorunda bırakılması ve seslerinin kesilmesinin yanı sıra bir de görünen o ki, fiziksel şiddetin korkutma aracı olarak kullanılmasından da geri durulmuyor. Almanya bunu anlamalı ve her şeyden önce burada bir paralel yapı oluşmamasına dikkat etmeli. Bu konuda şu garip motorsiklet çetesi Almanyalı Osmanlıları düşündüğüm gibi Avrupalı Türk Demokratlar Birliği'ni (UETD) de düşünüyorum.’’

Özdemir, Ankara'dan gelebilecek tehlikeye karşı Alman güvenlik yapısının biraz daha uygun hale getirilmesi gerektiğini savunuyor ve şunları ekliyor, ‘’Kısa süre önce Ermeni gazeteci, blog yazarı tanınmış bir kişilik olan Hayko Bağdat'ın gösterisini izledim. Kurşun geçirmez yelek giymişti, çünkü gösteriden bir gün önce tehdit almış. Bu normal bir durum değil. Almanya'da bir korku rejimi oluşturulmasına müsamaha etmeyeceğimiz net şekilde gösterilmelidir. Türkiye'de bir korku rejimi olması oldukça kötü zaten.’’

Türkiye'nin muhalifleri Interpol listesine ekletmesinin çok basit nedenlere dayanabildiğinin altını çizen Özdemir, bunun bir suistimal olduğuna söylüyor. Özdemir, ‘’Diğer AB ülkelerine bu kişilerin yanlış yollarla listeye eklenmiş kişiler oldukları ve başlarına bir şey gelmemesi gerektiği iletiliyor mu, yoksa kısa süre önce İspanya'da olduğu gibi aylarca özgürlüklerinden alıkonulup, ülke dışına çıkması mı engelleniyor?’’ sorusunu soruyor ve artık Türkiye'den gelen bilgilerin normal bir ülkeden gelmediği, bunların bire bir incelenmesi gereken otoriterleşmiş bir toplumdan son derece dikkatlice denetlenmesi gereken bilgiler olduğunu ortaya koymanın zamanı olduğunu savunuyor.

Türkiye kökenli Alman politikacı kimliğinden dolayı kendisine ulaşmaya ve olası tehditleri aktarmaya çalışan Türkiye kökenliler sorulduğunda ise Özdemir şu hikayeyi paylaşıyor:

‘’Yeşiller partisinden yerel bir politikacı bir süre önce Avrupalı Türk Demokratlar Birliği UETD'nin bir etkinliğine katıldı. Orada kendisini ayrı bir odaya çekip, adresi ve ailesi hakkında bilgi sahibi olunduğu ve etkinlik sonrası herhangi yanlış bir şey yapmaya yeltenmemesi söylendi. Ardından da şu can alıcı şeyi söylediler; "Almanya'ya hiç güvenme, seni koruyamazlar". Kendisi, burada korunamayacağından korkup, bu durumu hiç açıklamadı. Bu kabul edilemez bir durum. Almanya'da yabancı bir devletin paralel yapılanmasının olması kabul edilemez.’’

Özdemir’e göre Alman hükümetinin suikast iddiaları istihbarat tarafından teyit edildiğinde yapılması gereken ‘aşırı sağcılar ve aşırı solculara yapılan’ -- yani bu kesimleri dağıtmak. Almanyalı Osmanlılar’ı örnek veren Özdemir, bu gibi grupların böyle davranamayacağını ve Almanya’da bir işleri olmadığının net şekilde anlaşılmasını sağlamak gerektiğini düşünüyor.  

Bir takım suikastçilerin Avrupa'ya gönderildiği istihbaratına karşı güvenliği sağlamak için ne yapılacağı sorulduğunda ise Özdemir şunları söyledi:

‘’Alman istihbaratı ve Alman karşı-casusluk birimi bunun için var, bununla ilgilenmekten onlar sorumlu. Umarım Türkiye'ye de erişilebilir bir yol ve yöntemle bunu kabul edemeyeceğimiz net şekilde izah edilir. Ancak bu tabii ki bu konuda net bir dil seçmeye hazır olup olmamakla da ilgili bir durum.’’

 

http://www.dw.com/tr/%C3%B6zdemir-almanyada-paralel-yap%C4%B1lanma-kabul-edilemez/a-41912346