Tiny Url
http://tinyurl.com/y8w29jpc
Ağu 16 2018

‘Erdoğan’ın tek adam sultası ekonomik krizle de yıkılmayacak gibi’

AKP 16 yıldır iktidarda. Bu yıllar içide birçok facia yaşandı. Bu günlerde ise ülke ekonomik kriz içinde. Gazeteci Burhan Ekinci, Alman WDR sitesinde yayımlanan bu haftaki yazısında “Denetim ve tedbirsizlikten insanlar ölüyor, facialar yaşanıyor, ama sorumlu onlar değil. Ülkenin ekonomisi batmış ama “Nedeni biz değiliz” havasındalar... Öyle görünüyor ki AKP/Erdoğan’ın tek adam sultası ekonomik krizle de yıkılmayacak” diyor.

Almanca ve Türkçe yayınlanan yazısında Ekinci, yaşananlara karşı Türkiye toplumunun tarihinin en suskun dönemini yaşadığına dikkat çekiyor ve “Bu AKP/Erdoğan iktidarının bizzat istediği şey. Zaten faşist iktidarların emeli de bu değil mi? Yıllardır mücadele veren Kürtler ve dostları dışında direnen yok. Ana muhalefet partisi CHP bir umut vaat etmiyor” diyor.

O yazı şöyle:

“’Muktedir olup da bu kadar mağduriyetten faydalanan başka bir kişi ve parti var mı bilmiyorum ama Türkiye’de bu konuda uzmanlık AKP/Erdoğan’ın. Tek bir eleştiriyi kabul etmiyorlar, tek bir hataları bile yok. Onlar her daim pirüpak ama aslında suçlu olan bizleriz.

Kâr ve rant uğruna şehirleri beton yığınlarına dönüştürdüler, buna bizzat izin verdiler, pastadan pay aldılar. Sonra günün birinde uyanan Erdoğan “Günümüz şehirleri insana huzur vermiyor. Beton, beton, beton. Orada ruh yok, huzur yok.” demeye başlar. Tren kazası olur, onlarca kişi ölür, yaralanır, kazanın sebebinin yapılan köprünün yıkımı olduğu ortaya çıkar. “Yağmur yağdı, toprak kayması oldu” sözleriyle suçu doğaya atarlar. Sel felaketi olur, evler sular altında kalır, yeraltı geçitleri, yollar sularla dolar, ölenler, yaralananlar, hasara uğrayanlar olur. Suç doğada: “Yağmur çok yağdı. Ne yapalım?” derler. Roboski’de 34 Kürt köylüsünü Türk savaş uçaklarıyla paramparça ettiler, yine hata dediler, “terörist sandık” diyerek suçu üzerlerinden attılar. Örnekler saymakla bitmiyor.

En son yaşadığımız ekonomik krizde de durum aynı değil mi? Ekonomistlerin yandaşlar dışında hemen hemen hepsi Türkiye ekonomisinin ABD ile siyasi kriz yaşanmasaydı da bu duruma geleceğinde hemfikir. Çift rakama çıkan enflasyon, cari açık, duran üretim, borçlanan şirketler... Türkiye ekonomisi bugün değil, aslında yıllar önceden açık veriyordu ancak kriz, siyasi çekişme sonucu patladı. Böylece ekonomik olarak ülkeyi batırmadıklarına da bahane çıkmış oldu. Ekonomik krizden de kendileri sorumlu değil: “Tüm bunlar ABD’nin suçu”, “faiz lobisi”...

Tam 16 yıldır toplumu bu şekilde yönetiyorlar ve gelinen noktada da aynı yöntemlerini devam ettiriyorlar. Ülkeyi onların yönetmediklerine bizi inandırdılar sonuçta. Duyan da ülkeyi yıllardır uzaylılar yönetiyor sanır.

Dolar 7, Euro 8 TL’yi hafta içinde aştı, daralmaya giden şirketler oldu, borç yapılandırması yapanlar aynı zamanda. Giderek koşulların ağırlaşacağı derin bir ekonomik kriz yaşanıyor ancak toplumun sessizliği dikkat çekici.

Türk devletinin girdiği tüm krizlerde olduğu gibi toplum yine kabullenişi seçmiş durumda. AKP iktidarının sürmesini, çok kolay bir şekilde faşizme kaymasını, halkçı söylemle yola çıkan partinin devletleşmesini kolaylaştıran temel nedenlerden biri de tam da bu suskunluk değil mi? Biri de çıkıp “16 yıldır size oy verdik ve ülkeyi siz yönettiniz” demiyor.

Ekonomik krize karşı sesler, protestolar cılız. Herkes olan bitenleri kabullenmiş gibi. Toplumdaki bu sessizlik aslında Türkiye’de iktidarların demokratik olmamasının temel nedenlerinden biri. Sadece ekonomik krize karşı değil, siyasi krize karşı da toplum sessizce kabullenişte. Siyasi ve ekonomik krizlerde, iktidara karşı sokakta gerçekten etkili bir demokratik mücadeleye tanıklık etmedik.

Türkiye toplumu, tarihinin en suskun dönemini yaşıyor. Bu AKP/Erdoğan iktidarının bizzat istediği şey. Zaten faşist iktidarların emeli de bu değil mi? Yıllardır mücadele veren Kürtler ve dostları dışında direnen yok. Ana muhalefet partisi CHP bir umut vaat etmiyor. Ekonomi batıyor, döviz ateşi giderek yükseliyor, insanlar mutsuz, kaygılı, ABD ile ilişkiler ülke tarihinin en kötü günlerinden geçiyor ama ortada muhalefet yok. Normal koşullarda muhalefet için bu tür siyasi ve ekonomik krizler bir fırsat, siyaset de bu koşulları fırsata çevirmektir ancak CHP hâlâ koltuk savaşlarında.

AKP iktidarı ise siyasi ve ekonomik krizlerle tek adam rejimini; yani Erdoğan liderliğindeki AKP/MHP faşizmini meşrulaştırmaya çalışıyor. Büyük oranda başardılar da. Muhalif kesimlerin de suskunluklarıyla faşist iktidarı sineye çektikleri görülüyor. Muhalefet partileri Meclis’te etkili bir muhalefet yürütemedikleri gibi sokağa çıkarak, demokratik tepkilerle, halkı yanına çekemiyor ve umut vaat etmiyor maalesef. Öyle görünüyor ki AKP/Erdoğan’ın tek adam sultası ekonomik krizle de yıkılmayacak. Ülkede güzel günler görmek şimdilik hayal."