10 Ekim katliamı davasında sona gelindi

100'den fazla kişinin yaşamını ellerinden alan 10 Ekim 2015 Ankara Garı saldırısı davasında bu hafta bir karar çıkması bekleniyor.

Avukatlar, IŞİD üyelerinin yargılandığı davada devletin sorumluluğunun üzerinin örtüldüğü görüşünü dillendirirken, yaşamını yitirenlerin yakınları adaletin yerini bulmasını istiyor.

Halkların Demokratik Partisi, Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu, Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu, Türk Tabipleri Birliği, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği ve pek çok sivil toplum örgütünün çağrısıyla yapılacak Barış Mitingi öncesinde garın önünde on binlerce kişi toplanmıştı.

Art arda patlayan bombalar, 100'den fazla canı hayattan koparırken, 350'ye yakın kişi de yaralandı. Kimi yaralıların Ankara dışına çıktığı ve yargıya başvurmadığı iddiaları arasında, yaralı sayısının 500 olduğunu ifade edenler de var.

Katliamın üzerinden geçen üç yıla yakın sürede, yargılamanın ikinci yılında, bugün (31 Temmuz Salı) başlayan duruşmada karar bekleniyor. 

Haziran ayında gerçekleşen duruşmada, 'salon yetersizliği' nedeniyle dava Sincan Cezaevi Kampüsü'ne taşınmıştı.

Yakınlar ve avukatlar bu durumu, 'davayı gözlerden uzak tutma' taktiği olarak yorumlarken, Avukat Senem Doğanoğlu, "Fiziksel olarak bir uzaklaştırmadır bu, kaçırma olarak da telaffuz ettik" yorumunu yaptı.

Davada toplam yargılanan sanık sayısı 36. Ancak bunların 17'si firari. 

Bir önceki duruşmada savcı mütalaasını vermiş ve dokuz sanık hakkında 101 kez ağırlaştırılmış müebbet talep etmişti.

Bir sanık hakkında silah ve patlayıcı bulundurmaktan 24 yıl, bir sanık hakkında örgüt üyeliğinden 22 yıl 6 ay, 9 sanık hakkında da örgüt üyeliğinden 15 yıla kadar hapis cezaları istedi. Savcı, firari sanıklardan 16'sının davasının ise ayrılması gerektiğini belirtti.

IŞİD'in saldırının sorumluluğunu üstlenmesine rağmen, devletin sorumluluğuna dair herhangi bir araştırma yapılmadı ve dava açılmadı.

DW Türkçe'den Kürşat Akyol'un haberine göre, mağdur avukatları bu mütalaaya itiraz ediyor. Yargılananların "piyon" olduğunu ve saldırının örtbas edilmeye çalışıldığını öne sürdü. Bir başka iddiaları da, "katliama göz yuman ve sorumluluğu bulunan hiçbir kamu görevlisinin yargılamaya dahil edilmediği" yolunda. Böylece devletin sorumluluğunun üstünün örtüldüğü iddiasındalar.

Avukat İlke Işık, mütalaanın, iddianamenin neredeyse aynısı olduğunu söylüyor. 2 buçuk yıldır toplanan delillerin mütalaada yer almadığını belirterek, esastan itirazları olduğunu anlatıyor. Işık, "Mütalaa aslında iddianamenin de altında bir yerde cezalandırma talep ediyor" diyerek, şöyle devam etti:

"Bu sanıkların cezalandırılması çok önemli. Ama, altını sıklıkla çiziyoruz. Bir şekilde devlet sorumluluğu da ortaya çıkarılmadıkça, hep bir eksik kalacak bu dava bizim için."

Avukat Işık, katliamı yapan IŞİD hücresinin güvenlik güçleri tarafından bilinmesine rağmen hiçbir şey yapılmadığını iddia ediyor. Işık, "Yunus Durmaz, bu dosyada savcının da hazırladığı iddianamede katliamı planlayan kişi olarak geçiyor. Biz gelen dosyalarla birlikte öğrendik ki, daha önce izlemesi var, Emniyet tarafından takip edilmesi gerçeği var, tapeleri var. Ama gözaltına bile alınmamış" diye konuştu.

https://www.dw.com/tr/10-ekim-katliam%C4%B1-davas%C4%B1-karar-a%C5%9Famas%C4%B1nda/a-44875484