uy
Kas 22 2017

'Kadınların hikayelerini erkeklerin aktarımıyla dinliyoruz'

Tiyatro gerçeğin aynası mıdır? Yoksa Haluk Bilginer’in dediği gibi, “Hayat tiyatronun kötü bir taklidi midir? Gerçek ne olursa olsun, tiyatronun da hayattan bir farkının olmadığını Devlet Tiyatrosu oyunlarındaki kadın temsilinden görüyoruz.

İstatistikî veriler çıkardığımızda, toplumsal anlamda kadına biçilen rol ile tiyatroda biçilen rol arasında bir paralellik var. Oyunlarda, rollerde ve görevlerde erkek egemenliği söz konusu. Eğer hayat yalansa ve tiyatro gerçekse, kamusal anlamda durum çok kötü.

Tiyatrodaki kadının temsilini ve durumunu Galatasaray Üniversitesi’nden Dr. İdil Engindeniz ile konuştuk. Engindeniz, uzun süredir tiyatroda oyunculuk ve yönetmenlik yaparken, diğer yandan ise akademide toplumsal cinsiyet üzerine çalışıyor.

Fransız sosyolog Pierre Bourdieu, “Kelimeler yalnızca gerçekliği betimlemez, gerçekliği inşa eder” der. Yaptığımız söyleşiden çıkan en önemli sonuç, kadın yazarların inşa ettiği gerçekliğe oldukça fazla ihtiyacımız olduğu.  Özellikle kamu görevi yapmakla yükümlü Devlet Tiyatroları’nda.

tiyatro istatistikler

Devlet tiyatroları oyunlarından çıkardığım istatistiklere baktığımızda; yazar, yönetmen, oyuncu ve diğer görevlerde kadının temsili hakkında nasıl bir yorum yapabiliriz?

Karşımıza birçok alandaki kadının varlığından başka bir durum çıkmıyor. Kadına atfedilen öğretmenlik, teksti işçiliği gibi örnekler dışında,  her alanda erkekler daha baskın. Bu normal değil.

Dünya ve Türkiye nüfusunun yarısını kadınlar oluşturuyor. Buna rağmen, kadının gazetelerdeki temsili yüzde 25. Tiyatro bir sanat olduğu için burada daha çok garipsenecek bir durum var.

Bir kadının ailesi “erkeklerin arasında ne işin var” diyerek mühendislik fakültesine girmesini engellemiş olabilir. Ama burada bir yazma-çizme eylemi var. Yaratıcılık söz konusu.

Konservatuara giren kadın ve erkek arasında ortalama bir denklik söz konusu. Buna rağmen iş oyunlara gelince devlet tiyatrosunda bir farklılık görüyoruz. Meslek seçimi ve ilerleme açısından nasıl bakmamız gerekir?

Toplumsal cinsiyet açısından erkekler açısından konservatuara girmek daha zor. Cinsiyetçi birçok ifade duyuyoruz. Türkiye’de sanki 2017’de değil, başka bir zamanda yaşıyor gibiyiz. Diğer yandan, kadınlar tiyatro seçmek istediklerinde de, “bilmem ne mi olacaksın” ifadesi ile karşılaşıyorlar. Konservatuarda üç aşağı beş yukarı bir eşitlik var iken, ne oluyor da sonradan erkek egemenliği ile karşılaşıyoruz? Bu gerçek yaşadığımız toplumdan bağımsız değil.  Sinemada da kadın hikayesi azdır, çünkü kadın yazar azdır.

Devlet tiyatroları repertuarında, yukarıda görüldüğü gibi kadınların yazdığı, yönettiği ve oynadığı oyunlar açısından ciddi bir erkek egemenliği var. Tiyatro gibi bir alanda neden böyle bir egemenlik söz konusu?

İçinde bulunduğum özel bir tiyatroda da yazarımız erkek ama sürekli kadın hikayesi yazar. Cinsiyetsiz yazmaya çalışıyor. Ama biz birçok yerde, devlet tiyatrolarında da, kadınların hikayelerini erkeklerin aktarımıyla dinliyoruz. Bu noktada birçok etken var. Oyunların seçimi nesnellik üzerinden yürümüyor.

Kimi tanıyorsun, kiminle iletişim halindesin? Bir erkeğin diğer erkeklerle sosyalleşmesi normal. Lakin; bir kadın olarak sosyalleştiğin zaman, kendini başka türlü bir zırhın içine koyuyorsun. Bu da bir bariyer. On yıldan daha fazladır içinde bulunduğumuz siyasi atmosferde, kadınların varlığı tehdit altında, toplumdan uzaklaştırılıyorlar. Bu tiyatroya da yansıyor.

Dr. İdil Engindeniz
Dr. İdil Engindeniz

Siz aynı zamandan tiyatro oyunculuğu ve yönetmenliği yapıyorsunuz. Tiyatroda kadın bakış açısının eksikliğinin etkileri nelerdir? Bu fark nasıl anlaşılabilir?

İki sene önce bir kadının etrafında dönen bir oyun yönettim. Kadının eşi iltica eden, politik ve ünlü bir yazar. Metine ilk baktığımda, kadın kendi zayıflığından ve kişisel özelliklerinde dolayı ezilmiş duruyordu. Halbuki detaylı okuduğumda, kadının 20 yıllık evliliği sürecinde adamın egosundan ezilmiş olduğunu gördüm. Bu noktada kadın bakış açısı ortaya çıkıyor.

Ne kadar feminist olursan ol, karşındaki ne kadar solcu olursa olsun; ikili ilişkide eşitliği sağlamaya çalışmak zor. Toplumsal yapıda bu durum kanımıza işlemiş. Ancak kadın olarak bunu fark edebilirsin. Bir erkek tarafından yazılan bir metnin, kadın ve erkek tarafından yönetilmesi açısından farklılıklar var. Doğuştan değil, kurgulanmış cinsiyetlerden bahsediyorum.  Birebir yaşanmışlık çok önemli.Fark burada.

istatistik tiyatro

Çocuk oyunlarında ise kadın yönetmen, yazar ve oyuncu sayısı oranı genele göre artıyor. Bu durumun sebebi nedir?

Bir yandan, ‘sen daha iyi anlarsın, senin de çocuğun var’ muhabbetleri dönüyordur. Ciddiye alınmıyor. Çok fazla insan bu alana önem vermiyor. Alan açmalarının sebebi bu. Devlet tiyatroları için söylemiyorum. Çok fazla seçenek de yok. Oyun sayısı yetmiyor. İnsanlar çocuğuna yatırım yapmayı sevdiği için, bu alanda para da var. Doğrusu, çocuk seyirciler de pek fazla ciddiye alınmıyor.

oyuncu dağılımı

Oyunların neredeyse dörtte üçünde erkekler sayı olarak fazla. Diğer yandan oyunlarda sadece kadınların bulunması, oyunların kadın bakış açısı anlamında eksiksiz olduğu sonucunu çıkarır mı?

 Şehir tiyatrolarında Afife Jale ve Bedia Muvahhit’in hikâyesinin anlatıldığı Hayal-i Temsil oyununu izledim. Yazar ve yönetmen erkek. Oyundan çıktığımda, kadınlara haksızlık edildiğini düşündüm. Hikâyeyi erkek bakış açısından dinliyoruz. İki kadını iki kadın anlatıyor. Bunu kadın oyunu olarak kabul etsek de; bir erkek tarafından yazılıp, başka bir erkek tarafından yönetilmiş.

Haliyle orada odak anlatana kayıyor. Sadece kadınlardan oluşan bir oyun da olsa, 20 kadın oyuncu da olsa, oyunlarda kadın bakış açısı olduğu anlamına gelmiyor. İçerik ve bakış açısı önemli.

yönetmen

Asistan ve yardımcı yönetmen sayılarında kadınları sayısı oldukça fazla. Oysa yönetmenliğe gelince, erkeklerin daha baskın olduğu ortaya çıkıyor. Siz de tiyatro yönetmenliği yapmış biri olarak, bu kişilerin neden yönetmen olmadığını nasıl yorumlayabilir misiniz?

Bir erkeğin benim ve erkek bir yönetmen altında nasıl çalıştığını deneyimledim.  Erkek, bir kadın olarak benim altımda çalışırken daha rahat ve disiplinsiz. Bir kadın olarak benden çekinmiyor ve beni ciddiye almıyor.

Saldırgan olmasına gerek yok. Davranışları gösteriyor. Sözüm meclisten dışarı ama kadın yönetmenin, oyun dışında, mücadele etmesi gerek birçok şey var.  Bir erkeğe göre oyuncuları idare etmesi için daha fazla efor harcıyor.

set ekipleri

Kostüm tasarımı, ışık tasarımı, sahne amiri ve suflör gibi diğer görevlere gelirsek, burada da kadın ve erkek üzerine mimlenmiş bakış açısını görüyoruz.  Kostüm tasarım eşittir zarafet, ışık tasarım ise eşittir güç. Bu görevlerde de toplumsal cinsiyet farkından söz edebilir miyiz?

 Toplumsal cinsiyet odaklı iş bölümü her yerde olduğu gibi burada da var. Kurum içinde kostüm girmiş bir kadını, eğer ilgisi varsa, ışık tasarım için yetiştirebilirler. Veya tam tersi. Bu tarz görevlerde de kadın ve erkeğin bakış açıları oyunlarda fark yaratacaktır. Bu aslında kurumsal bir tercih. Demek ki hiç kimse, ‘neden biz kadın ışıkçı yetiştirmiyoruz’ diye sormuyor.

O kadınların hepsi suflörlüğü tercih etmiş olabilir. Bu diğer mevzulardan bağımsız değil. Çünkü o kadın akşam yemeği hazırlamak ve ütü yapmak zorunda olabilir. Hepimizin evli veya ailesinin sorumluluğunu alan bireyler olarak yükümlülüklerimiz var. Bunun tercihiniz olması, tercih ettiğiniz anlamına gelmez.

Tiyatroya baktığımızda toplumdan bir farkı olmadığını görüyoruz. Sanat gibi güçlü bir araç ile uğraşan tiyatrocular ve devlet bu konuda ne yapabilir?

Bir toplum tek bir yerinden değişmez ve düzemez. Tüm toplumun silkelenmesi lazım. Sanat öncü bir kurum olabilir. Sanata bu yüzden çok değer atfediliyor. Çok önemli bir güce sahip. Yaratıyor. Bambaşka bir dünya tahayyül ediyor. Bir olaya bambaşka bakıyor. Hayatta saf ve pür halinizle oynamıyorsunuz. Oysa, oyun içerisinde sadece oyun oynuyorsunuz. Daha saf.  Bu yüzden de daha dönüştürücü olduğu söylenebilir.

Devlet tiyatroları ise bölge müdürlüklerinde kadınları katacağı küçük küçük yazarlık kursları verebilir. Kendi bünyesine almasına gerek yok. Tiyatroyu topluma yayabilir ve böylece toplumu dönüştürebilir. Sonuçta bir kamu hizmetinden bahsediyoruz. Adı üstünde devlet tiyatrosu. Toplumu dönüştürme amacı gütmeli. Belirli işlevleri olmalı. Toplumsal cinsiyet mevzusunu kırabilir. Lakin şu anda var olan da bir siyasi tercih. Görmemek, yok saymak, önemsememek. Tam tersini yapmak da mümkün.

Önemli not: İstatistikî veriler, (+1, -1 hata payı ile )bizzat tarafımdan çıkarılmıştır. Oyunlarla ilgili bilgiler devlet tiyatrolarının internet sitelerinden elde edilmiştir. Birden çok oyunda görev alan kişiler, her oyun ve görev için tekrar hesaplanmıştır. Yüzdeler ise kendine yakın tam sayıya yuvarlanmıştı.

Related Articles

مقالات ذات صلة

İlgili yazılar