Oca 30 2018

Suskunluğun, sessiz kalmanın insana ödettiği bedeller neler?

Türkiye’de son yıllarda sıkça kulağımıza çalınan bir cümle var: “Sessiz kalmak suça ortak olmaktır”...

Kadınlar tecavüze uğrarken, insan hakları ihlal edilirken, birçok kişi işlerinden edilirken ve haksızlığa uğrarken toplumun çoğunluğu “sessiz kalmakla” eleştiriliyor çoğu zaman bazı kesimlerce. İşin psikolojik boyutu irdelendiğinde karşımıza farklı tablolar çıkabiliyor.

Bazen de susmanın birçok erdemle ilgili olduğu söylenir. Bununla ilgili ünlü deyişi herkes bilir: ”Konuşmak ihtiyaç olabilir ama susmak ise bir sanattır.”

Araştırmalar ve psikoloji alanında tezler hazırlayan uzmanlar, tepki almaktan korkan insanların sustuğunu söylüyor. Ontrava’da yer alan habere göre uzmanlar, sessizliğin; aşağılanma, kızgınlık ve öfke gibi duygular yaratarak kişiler üzerinde yüklü bir psikolojik bedel ödettirdiğini belirtiyor.

Araştırmalar, duygu ve düşüncelerin ifade edilmediği taktirde etkileşim bozukluğuna sebep olduğunu, üreticiliği sabote ettiğini ve yaratıcılığı bitirdiğini ortaya koyuyor. Alman siyaset bilimci Elisabeth Noelle-Neumann tarafından geliştirilen siyaset bilimi ve kitle iletişim teorisi, susmanın, farklılığı yüzeyin altına ittiğini, güvensizlik hislerini artırdığı tezini ortaya koyuyor. Bu teze göre, bir kişinin ya da grubun savunduğu fikir, mensubu olduğu toplumun "genel-geçer" kabul ettiği görüşlere uygun değilse, bu kişi toplumdan dışlanma korkusu nedeniyle konuşurken kendini kısıtlar veya fikrini söylemekten vazgeçer.

Ancak bu kişinin sesini yükseltmesi yine toplum nezdinde fikirlerinin yaygınlaşmaya başladığını sezmesiyle mümkün olabiliyor. Yani bir anlamda egemen olan düşünce meşrulaşıyor; doğru ya da yanlış da olsa....

Yine uzmanlara göre Türkiye’de toplum, büyüklere saygı göstermeyi fikir belirtmemekle karıştıran bir toplum olageldi. Bugün insanları sessiz kalmaya iten nedenlerin, sessizliğin saygı olduğu anlayışına dayandığı ifade ediliyor.

Related Articles

مقالات ذات صلة

İlgili yazılar