Ara 22 2017

Bilgi Üniversitesi araştırması: Birbirimizden uzaklaşıyoruz

Araştırmalar genel olarak eğitimin ön yargıları kırmak konusunda çok da başarılı olmadığını gösteriyor; eğitimli insanlar ön yargılarını daha ‘makul’ bir seviyeye çekmek ve dışa vurumunda ölçülü davranmak konusunda başarı gösterebiliyorlar.

Bilgi Üniversitesi'nin yeni araştırması ise Türkiye'deki kutuplaşmanın eğitimli gençler üzerindeki etkisini ortaya koyarken, eğitimin ön yargıları yıkmakta başarılı olmadığını kanıtlıyor.

Bilgi Üniversitesi’nin yeni araştırma sonuçlarına göre gençlerin yüzde 90'ı kızlarının başka toplumsal gruplardan biriyle evlenmesine, yüzde 84'ü de bu gruplarla sadece arkadaşlık kurmasına dahi karşı.

Zihinsel olarak en açık olması gereken gençler olarak algılanan bu demografide bile  ötekileştirme eğiliminin korkutucu boyutlara ulaştığı görülüyor.

Araştırmaya göre gençlerin yüzde 90’ı kızlarının başka gruptan biriyle evlenmesini kabul etmeyeceğini ifade ediyor,  gençlerin yüzde 84’ü ise çocuklarının başka grupların çocuklarıyla arkadaşlığını bile istemiyor.

İstanbul Bilgi Üniversitesi, 'Biz’liğin Aynasından Yansıyanlar - Türkiye Gençliğinde Kimlikler ve Ötekileştirme” başlıklı etkinliğinde BİLGİ Göç Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin TÜBİTAK desteğiyle yürüttüğü, 'Diğeri ile Karşılaşmada Ötekileştirme/meyi Anlamak: Türkiye’de Gençlerle Empati ve Eşitliği Tartışmak' araştırmasının sonuçları da açıklandı.

BİLGİ Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Emre Erdoğan’a göre proje için çıkış noktaları  “Adil, adaletli bir toplumda nasıl yaşayabiliriz” temel sorusu oldu.  Erdoğan,  “Sorularımızı daha çok adalet ve haklar üzerine kurguladık. Kimlik bizim kim olduğumuzu değil, dünyada nerede durduğumuzu gösteriyor. Kimlikler tek başlarına gelmez ve hiçbirimizin de tek bir kimliği yok. En güçlü olan kimliği tespit etmeye çalıştık,’’ dedi.

BİLGİ Göç Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Pınar Uyan Semerci araştırmaya ilişkin “Biz bu araştırmayı her gün değişen Türkiye ve dünya gündeminde gerçekleştirmeye çalıştık. Bulgularımıza istinaden ötekileştirmeyi algılar ve tutumlar olarak iki boyut üzerinden tanımladık” diye konuştu.

Gençlerin bir dizi kimlik sayılıp bu kimliklerden ne sıklıkla “biz” diye bahsettikleri sorulduğu araştırmada birinci sırayı aileleri (yüzde 94), ikinci sırayı “Türkler’’ (yüzde 76) aldı. Araştırmada diğer kimliklerin oranları şu şekildeydi: Hemşeriler: yüzde 57, Eğitimli insanlar: Yüzde 69, * Atatürkçüler/Kemalistler: yüzde 52 , Laikler ve modern insanlar: Yüzde 49, Dindarlar: Yüzde 45, Muhafazakârlar: Yüzde 36.

18 ilde 18-29 yaş aralığındaki 1224 gençle yüz yüze anketler yürütülen araştırmada, gençlerin kendi gruplarına en uzak hissettikleri grupla ne kadar irtibat ve temas içerisinde olduklarını anlamak için bazı sorular soruldu. Gençlerin yüzde 22’si sadece mahallelerinde bu grubun mensuplarıyla karşılaştığını söylerken, okulda karşılaştıkların söyleyenlerin oranı yüzde 19 oldu. Öte yandan, yüzde 11’lik bir kesim, diğer grup mensuplarıyla çarşıda/ pazarda karşılaşıp sohbet ettiğini belirtirken, yakın arkadaş olduğunu ifade edenlerin oranı ise sadece yüzde 11 olarak belirlendi.

Araştırma ekibi bu bilgilerden yola çıkarak  gençlerin diğer grup mensuplarıyla “temas” oranlarının çok da yüksek olmadığını belirledi.

Gençlerin diğer grup üyeleriyle 'sosyal mesafeleri' ölçüldüğünde ise gençlerin yüzde 90’ı “kızlarının diğer gruptan birisiyle evlenmesini” kabul etmeyeceğini ifade ederken, çocuklarının çocuklarıyla arkadaşlık etmesini istemeyenler yüzde 84’lük bir oranı oluşturdu.  Yine yüzde 84’lük bir kesim diğer grup üyeleriyle iş yapmayacağını belirtirken komşu olarak istemeyenlerin oranı, o gruptan birini işe almayı düşünmeyenlerin oranıyla aynı bulundu; yüzde 80.

Araştırma ekibi bu rakamlar da bize gençler arasında “sosyal mesafe”nin yüksek olduğunu gösterdiğini ifade ediyor.