Transfer piyasası ve Vedat Muriç

Her transfer döneminde olduğu gibi bu yazın da bir kahramanı var. Geçen sezon bu koltuğun sahibi Emre Akbaba’ydı. Başarılı orta saha Galatasaray ile Fenerbahçe’yi peşinden koşturmuştu. Bu sezon karşı karşıya gelen kulüpler yine değişmedi, hedefte ise Çaykur Rizespor’un forveti Vedat Muriç var.

İki kulübün yöneticileri Muriç için şartları zorluyor, Ç.Rizespor da futbolcusunu uygun bir ücrete satmak için çabalıyor. Kosovalı oyuncunun önümüzdeki sezon sözleşmesi sona ereceği için Karadeniz ekibinin eli kolu biraz bağlı. Aynı problem Emre Akbaba’da da vardı ama Alanyaspor, Galatasaray’dan 4 milyon Euro koparmayı başarmıştı.

Ç.Rizespor kapıyı 10 milyon Euro’dan açtı. İki kulübün de böyle bir bedel ödemesi beklenmiyor. Bonservis bedelinin inme ihtimali çok yüksek. Fakat devre arasındaki Mbaye Diagne transferi halen akıllarda. Diagne’nin 11 milyon Euro’ya transfer olduğu bir ligde Muriç benzer bir fiyat eder mi?

Önce Muriç’i daha iyi anlamaya çalışalım. Neden iki takım için de bu kadar önemli? Kosovalı iyi bir oyuncu. Hava toplarında çok etkili. Mücadele gücü yüksek. Rakip savunmaları yıpratma konusunda başarılı. Hem yukarıdan gelen toplarla hem de her yere yaptığı koşularla savunma düzenlerini bozuyor. Ayrıca gol vuruşları da fena değil. Yani Süper Lig için iyi bir forvet.

Bu açıdan bakarsak Fenerbahçe için daha faydalı olabilir. Zira Sarı-Lacivertliler bu sezon Avrupa’da oynamayacak. Üstelik geçen sezon forvetlerinden hiç verim alamadı; yani bu bölgeye acil bir çözüm arıyor. Ayrıca savunma oyuncuları, oyun kurma konusunda topu ileriye vurmaktan başka bir plana sahip değil. O nedenle öndeki oyuncuların, gelişi güzel atılan topları yakalama ve indirme konusunda meziyetli olmaları gerekiyor. Muriç tam olarak bu tanıma uyuyor.

Galatasaray ise hücumda daha farklı varyasyonlar üretebilen, kaliteli bir takım. O nedenle ilk bakışta Muriç elzem değil ama geçen sezon hem Eren’in hem Diagne’nin yapamadığını; yani hareketli oyun tarzını sahaya koyabilir. Fatih Terim o yüzden onu istiyor. Aslında Muriç özelliklerinde bir futbolcu Avrupa piyasasında bulunabilir. Galatasaray Şampiyonlar Ligi’nde oynayacağına göre, kariyeri Giresunspor, Gençlerbirliği ve Rizespor’da geçen Muriç’in tecrübesi ve seviyesi yetersiz kalabilir.

Kısacası Muriç, defoları olan ama verim alınabilecek bir oyuncu. Üstelik ligimizde muadili yok. Kritik nokta burası. İktisat bize bazen küçük numaralar çeker. Pazarı daraltırsanız fiyat uçar. Piyasayı şekillendiren tamamen kalitenin kendisi değildir. Bazen ihtiyaçlar, bazen arz, bazen bolluk, bazen kıtlık ürünün değerini oynatır.

Kosovalı golcü gösterdiği performansla ve sahip olduğu meziyetlerle transfer olmayı hak ediyor. Değerli bir oyuncu olduğunu gösterdi. Onun gibi bir oyuncu, ekonominin genişlediği büyük Avrupa liglerinde daha pahalıdır. Aynı zamanda Türkiye sınırlarında onun kadar ‘hazır’ bir oyuncu da bulunmuyor. Diagne’nin attığı gollerle göz boyadığı ve 11 milyon ettiği yerde Ç.Rizespor’un 10 milyondan masaya oturması şaşılacak bir durum değil. Fakat Galatasaray ile Fenerbahçe ne kadar dikkatli harcama yapmak zorundaysa, Karadeniz ekibi de aynı derecede her türlü gelire muhtaç.

Artık bolluk günleri sona erdi. Kulüplerimiz bugünlerde birçok kısıtlamanın etkisi altında. UEFA, TFF, hatta Bankalar Birliği kulüplerin aşırı harcama yapmasını engelliyor. O nedenle eskisi gibi bir çılgınlık hali yaşanmıyor. Buna rağmen tek bir futbolcu için haftalarca kılı kırk yarmak bir şeylerin ters gittiğini gösteriyor.

Eskiden yerli futbolcu için verilen yüksek bonservis bedelleri tartışılırdı. Hatta bu nedenden dolayı yabancı sınırı genişletildi. Fakat görüyoruz ki durum değişmiyor. Bu sefer de Kosovalı bir oyuncu için yüksek bedel isteniyor. Alıcılar masadan kalkmak yerine fiyatı düşürmeye uğraşıyor, zira alternatifleri kısıtlı. Muriç’in yerli statüsünde oynama ihtimali ise bize pek bir şey anlatmıyor. Zira Diagne de Senegal pasaportuyla Kasımpaşa’ya yüksek bir kazanç getirmişti.

Eğer piyasada az mal olursa fiyatlar yukarıya çıkar. Muriç, Türkiye’de eşi benzeri olmayan bir oyuncu. O nedenle buradaki kulüpler, onun için yarışa girecek ve şartları zorlayacaktır. Muriç; eğer futbol ekonomisinin zayıf olduğu başka bir ülkede oynasaydı, bu bedeller konuşulmayacaktı. Mesela Muriç bir Balkan liginde top koştursaydı Kızılyıldız, Partizan, Dinamo Zagreb, Hajduk Split bu paraları konuşmayacaktı. Çünkü oradaki kulüpler gelirlerinin kısıtlı olduğunu bildiklerinden ücretleri düşük tutuyorlar.

Herhangi bir kulüp, herhangi bir futbolcuyu transfer ederek tüm piyasayı allak bullak edemiyor. Ayrıca tüm kulüplerin güçlü altyapıları var. Hepsi Muriç gibi oyuncuları çok rahatlıkla üretip, ilk 11’lerine koyabiliyor, hatta yurt dışına ihraç ediyorlar.

Muriç Türkiye’ye bedelsiz olarak Arnavutluk Ligi’nden geldi. Muhakkak oyuncu Süper Lig’de oynadıkça gelişiyor ama bedelinin artmasındaki asıl etken göz önünde olması. Yani oyuncu mesela Romanya Ligi’nde çok daha düşük bir bedeldeyken, altı aylık bir Anadolu macerasının ardından, gelişiminden çok daha hızlı değerlenebiliyor.

O nedenle transfer bedelleri piyasanın rüzgârına kapılmadan, oyuncunun yeteneğine ve potansiyeline bakılarak belirlenmeli. Rüzgârın etkisini azaltmak ise ancak üretimle olur. Piyasaya ne kadar çok ürün çıkarsa fiyatlar da o kadar sağlam olur. Esnemez. Ürünün kalitesi fiyatta belirleyici olur.

Tüm kulüpler her sene Muriç gibi bir oyuncuyu piyasaya sunabilse; Muriç’in yetenekleri aynı kalsa bile bedeli düşecektir. Fakat onun yerine sınırı indirip genişletmekle uğraşınca tablo değişmiyor. Belki parayı kazanan futbolcunun pasaportu değişiyor ama kulüplerin kasasından çıkan para aynı kalıyor. O yüzden çok eminiz ki seneye yeni bir ‘Muriç’ konuşacağız…

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.

© Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.