Tekirdağ’da 24 kişiyi kaza değil ihmaller zinciri öldürdü

İstatistiklere göre tren, en güvenilir ve ucuz ulaşım aracı olarak tanımlanıyor. Hala hafızalarda tazeliğini koruyan, 22 Temmuz 2004 tarihinde meydana gelen ve 41 kişinin hayatını kaybettiği Hızlandırılmış Tren faciasının yıldönümüne yaklaşırken, Tekirdağ'da Kapıkule-İstanbul seferini yapan yolcu treninin bir vagonu raydan çıkması sonucu 24 kişi yaşamını yitirirdi, 124 kişi de yaralandı.

Yaralıların tedavisi çevre hastanelerde devam ediyor. Kazaya ilişkin Başbakan Yardımcısı Recep Akdağ, Sağlık Bakanı Ahmet Demircan ve Ulaştırma Bakanı Ahmet Arslan, yaptıkları ortak açıklamalarda kazanın aşırı yağmur yağışları nedeniyle menfez ile ray arasındaki toprağın boşalması nedeni ile gerçekleştiğini belirtti.

Türkiye'de 1945'ten bugüne kadar yaşanan tren kazalarında 400'den fazla insan öldü, 800'den fazla insan da yaralandı. Peki tüm dünyada güvenilir ve ucuz ulaşım için tercih edilen trenler, hava muhalefetine karşı koyamayacak kadar teknik yeterliliklerden yoksun mu, yoksa bu kazalardan teknik yeterlilikleri tam olarak sağlayamayan yetkililer mi sorumlu?

Hat yenileme ihalesi 1 Ocak’ta yapılan ve Mayıs ayında yolcuların kullanımına açılan İstanbul Halkalı- Tekirdağ Muratlı arasındaki tren yolunun bakımı için Devlet Demir Yolları 11 Haziran tarihinde ilan verdi. İddiaya göre 6 Temmuz'da yapılacak olan ihale 21 Haziran 2018 tarihinde ‘ödenek olmaması’ gerekçesiyle iptal edildi.

سبق أن تعرضت شبكة القطارات التركية لحوادث في السنوات الماضية أدت الى سقوط قتلى.

Hattın yenilenme işlemini üstlenen Unitek İnşaat firmasının web sayfasında tamamlanmış işler arasında "Sirkeci-Uzunköprü Demiryolu İnşaatı" bulunuyor. Firma, Sol Haber’in şirket ihmali üzerine haber yapmasının ardından sabah saatlerinde web sayfasında değişiklik yaparak iş tanımı yeniledi. Şirket açıklamasında kazanın 162. kilometrede gerçekleştiği, şirketin ise 110. kilometreye kadar olan bölgede inşaat çalışmaları yaptığı belirtildi. Açıklamada, kaza bölgesiyle inşaat yaptıkları alan arasında 50 kilometre mesafe bulunduğu, söz konusu alanın kendi ihale bölgelerinde bulunmadığı aktarıldı.  Projeyi yürüten bir diğer firma Tur İnşaat’tan ise şuana kadar herhangi bir açıklama gelmedi.

Kazanın meydana gelmesinin hemen ardından bir açıklama yapan Politeknik, “Çorlu’daki tren katliamının sorumlusu Ulaştırma Bakanlığı’dır” şeklinde bir açıklama yayınladı. Açıklamada, şöyle denildi:

“Tren ray hattı: raylar, rayları taşıyan travers ve bunları taşıyan, sağlam bir zemin üzerine yerleştirilmiş balastlardan oluşur. Eski bir menfez üzerine sonradan yapılmış bir dolgunun yerle bir olması, yeni ray hattının sağlam bir zemin yaratılmadan suya ve basınca dayanıklı yapılmadığını gösteriyor.”

Bölgeye giderek incelemelerde bulunan CHP Edirne Milletvekili Erdin Bircan, kazaya ilişkin ilk izlenimlerini şöyle açıkladı:

“Edirne’mize hızlı tren gelmesi için yıllardır mücadele veriyoruz. Cumhurbaşkanı, Başbakan, Bakanlar herkes söz verdi ama hiçbir gelişme olmadı. Mevcut tren hattını rehabilite edip hızlandırılmış treni hızlı tren yapacağız diye göz göre göre yalan söyleyen hükümete kanıtlarla yanıt vermiştim önce ocak, sonra nisan aylarında. 2018 yatırım programında bu hattın hızlı tren olmadığı ortadaydı. 2007’de yatırım programına alınan Kapıkule- Çerkezköy ve Çerkezköy-Halkalı hatları iyileştirmeleri geçen 11 yıl boyunca tamamlanmadı. Yapıldığı söylenen yerlerden birinde de bu facia yaşandı. Olayın birçok sorumlusu var tabi ki, öncelikle AKP’liler yıllardır verdikleri sözü tutup hızlı tren hattını yapsalardı bu facia olmayacaktı. Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası Genel Başkanı Hasan Bektaş'ın da ifade ettiği gibi yolların rutin kontrolünü yapan yol bekçisi kadrosu beş yıl önce kaldırıldı ve bu nedenle bu denetimler yapılamadı. AKP bu kadroyu maliyet olduğu için kaldırmamış olsaydı, bu tren faciası yaşanmayacaktı.

Yine lükse şatafata, her şeye para bulan AKP’nin ödenek yokluğunu gerekçe göstererek İstanbul Halkalı- Tekirdağ Muratlı arasındaki tren yolunun bakımı için 11 Haziran tarihinde çıktığı ihale seçimden 3 gün önce iptal etti. ihale edilip iş başlayabilseydi bu facia meydana gelmeyecekti. 

Çok çarpıcı bir bilgi vereyim. 12 Nisan 2018’de yaptığım açıklamada aynen şunları söylemiştim: Yardıma ihtiyacınız varsa gelelim. Ama güvenlik önlemlerini de alın. Bize hızlandırılmış trende Pamukova acısını yaşatan AKP’yi unutmadık.” Keşke haksız çıksaydım da bu acıyı yaşamasaydık.”

Ahval’e çeşitli açıklamalarda bulunan mühendisler ve siyasetçiler de olayın bir kaza değil ihmaller zinciri olduğu noktasında hemfikir. Jeoloji Mühendisi Hakkı Özcan, kazada mühendislik önlemlerinin alınmadığını belirterek şunları kaydetti:

“Düzgün bir zemin etüdü yapıldıktan sonra istinat duvarı, iç sağ amaçlı pore kazıkları yapılabilirdi. Granaj önlemleri alınabilirdi.  Belli ki zemin etüdü hiç yapılmamış. Bir tren çalışmasının bu kadar kısa sürede bitmesi de ayrı bir soru işareti ama tren çalışması bittikten sonra uzun süre test sürüşleri yapılabilirdi. Muhtemelen müteahhit masraftan kaçmak için zemin etüdü yapmamış. Dere yataklarının 50 metre sağ ve sol yakınlarına herhangi bir yapı yapılamaz, eğer yapmak zorunlu ise mutlaka üst düzey önlemler alınır. Sadece eski raylar sökülüp dolgu yapılmış. İnsan hayatı bu kadar ucuz mu?”

Yüksek mimar ve öğretim görevlisi Burak Yılmazsoy ise yol bekçiliği sisteminin kaldırılmasına dikkat çekerek, şunları söyledi:

“Rayları kontrol etmezseniz tabi ki toprak kaymasını önleyemezsiniz. İşin özeti kontrolsüzlüktür. Toprak için  ne kadar önlem alırsanız alın mutlaka zamanla aşınır. Avrupa’da benzer kazalar olmuyorsa bunun sebebi kontrollü sistemlerdir.”

İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı Cemal Gökçe, konuya ilişkin yaptıkları yazılı açıklamaya da değinerek, suçlunun yağmur değil denetimsizlik olduğunu ifade etti. Tarım arazilerinin geçtiği yerlerde zemini taşıma gücünün zayıf olduğunu ifade eden Gökçe, “Balast ve alt balast tabakalarının yetersizliği nedeniyle işlevini yitirdiği hatta tabii zemin içinde kaybolduğu görülmektedir” dedi. Kaza alanında incelemelerde bulunacaklarını söyleyen Gökçe, ciddi ihmaller olduğunu belirtti.

Kaza ile ilgili parti bünyesinde bir kriz masası oluşturduklarını ve hastanelere giderek yaralıları ziyaret ettiğini söyleyen  CHP'nin 27. Dönem Tekirdağ milletvekili Candan Yüceer  ise sözlerine şöyle devam etti:

“Katliam gibi bir kaza. Yaralıların psikolojisi çok kötü. ‘Biz bundan sonra nasıl yaşayacağız, nasıl sokağa çıkacağız’ diyorlar. İnsanlar dostlarına, yakınlarına ulaşamazken yayın yasağı getirildi. Bu kaza ihmaller zincirini gösteriyor. Hava muhalefeti deniyor, buna karşın da teknik önlemler alınabilirdi. Menfez yağış alanı üzerine ray döşenince katliam gibi bir kazaya sebep oluyor. İhmallerin hepsinin araştırılması lazım ama bu olayda ihmali olan herkes gereken her türlü sorumluluğunun gereğini yapmalı. Trakya’da ulaşımla ilgili sürekli sıkıntılar oluyordu. Söylemler ve yapılanlar hep başkaydı. Alanı ziyaret ettiğime sıkıntılı bir yer olduğu ilk başta anlaşılıyordu. Bu ihmaller zincirinin takipçisi olacağız.”

Sakarya'nın Pamukova İlçesi'nde 22 Temmuz 2004'de meydana gelen ve 41 kişinin ölümü, 89 kişinin de yaralanmasıyla sonuçlanan Hızlandırılmış Tren kazasında suç makinistlere yüklenmiş, dava ise 7,5 yıllık süre zarfında elle tutulur bir kanıt bulunamadığı gerekçesi ile Sakarya 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından düşürülmüştü. Pamukova davasında müşteki avukatı sıfatıyla yer alan Av. Ender Dedeağaç ise iddia edilen toprak kaymasının beklenmedik bir şekilde rayların altını boşaltıp boşaltmayacağının  bilirkişiler tarafından incelenmesi gerektiğini fakat Pamukova davasında bilirkişi raporlarına rağmen davanın düştüğünü hatırlattı. Dedeağaç, o süreci şöyle anlattı:

“Biz idarenin tüm kusurlarını saptadık. Olay iki makinistin başına patladı ve arkasından da dava düştü. Adamların kurtulmasına üzülmüyorum çünkü bu topyekûn bir kusurdu, iki kişinin sırtına kalması adaletsizlikti. Davanın düşmesinden ve idarede sorumlu bulunamaması için üzülüyorum. Çok büyük bir ceza almayacaklardı belki ama kamuoyuna hata yapan cezasını çekti diyecektik. Biz orada raporlarla idarenin kusurlarını saptamamıza rağmen idarenin arkasındaki kamu görevlilerini dosyaya ekletemedik. Makinistler için tam oranı hatırlamıyorum ama yüzde kırk civarında bir kusur oluştu geriye kalan kusuru üstüne alacak kimseyi bulamadık. Tazminat hukuku açısından, son kazada yolcular, ölenlerin aileleri ve yaralılar tazminat hakkına sahiptirler. TCDD, uyumlu davranırsa ölenlerin, yaralıların tazminatı verilir ama bu ciğerindeki  yarayı ortadan kaldırmaz.”