Trump ile Erdoğan arasında 'köprü' olan 'üçüncü damat' Yalçındağ 'zorluklar'ı anlattı

ABD eski Başkanı Donald Trump'ın arkadaşı olan, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile Trump arasında şahsi ilişkinin gelişmesinde önemli bir rol üstlenen Türk Amerikan İş Konseyi (TAİK) Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ, Trump ile arkadaşlığın 'zor yanları'nı anlattı.

Berat Albayrak ve Trump'ın damadı Jared Kushner'in ardından, iş insanı Aydın Doğan'ın damadı olduğu için ABD-Türkiye hattında 'üçüncü damat' olarak da nitelendirilen Yalçındağ, 

Türkiye’nin Trump ile 'avantajı'yla ilgili, "Danışmanlarına, kabinesine 'Bana F-35 konusunu anlatın' demekten çok Başkan Erdoğan ile kurduğu ilişki sayesinde kendisi konuyu doğrudan dinliyordu. Bu da Türkiye’ye hak vermesini sağlıyordu. Mesela Türkiye’nin, başta ABD’den Patriot almak isterken, neden sonuçta S-400 aldığını ilk ağızdan dinliyordu. Bakanlarından rapor almak yerine kendisi dinlemeyi tercih etti. Belki onun için süreçte bize hak vererek Obama hükümetini suçladı" yorumunu yaptı.

Gazete Duvar'dan Cansu Çamlıbel'in röportajına göre, Yalçındağ, Obama ve Trump döneminde karşılaşılan sorunlarla Biden döneminde de uğraşılacağını söyledi.

"Trump döneminde de epey uğraştı Türkiye. En öncelikli olan askeri sorunlar. ABD bize 'Sen NATO müttefikisin ama bizim düşman bildiğimiz bir ülkeden savunma sistemi aldın' diyor. Sonuca bakarsanız söylediği doğru. Ama ABD isteseydi süreci böyle yönetmezdi. Türkiye’nin ihtiyacı olan sistemleri verebilirdi. Bunlar gizli saklı yapılmış şeyler değil. Türkiye bir anda Rusya ile anlaşmış bir biçimde ortaya çıkmadı. Ya tolerans gösterildi 'bırakalım alsın' denildi, ya da 'nasıl olsa alamaz' denildi" ifadelerini kullanan Yalçındağ, "Bugün en büyük problem Türkiye’nin S-400’leri satın almış olması ve onun uzantısı olarak da Türkiye’nin F-35 programından çıkartılması. F-35’in çeşitli parçalarının Türkiye’de imal ediliyor olması bizim önemli bir ortak olduğumuzu gösteriyor" dedi.

ABD ile S-400 ve F-35 konularının çözülmesi durumunda diğer konuların masada çözülebileceğine inandığını söyleyen Yalçındağ, "Onun için yeni Başkan Biden’a, Türk-Amerikan İş Konseyi geleneği olan bir mektup gönderdik. Türk iş dünyası olarak büyük zaferinden dolayı kendisini kutladık. Bizim ticari diplomasi yaptığımızı, iki ülke arasındaki alışverişin maksimize edilmesi için projeler ürettiğimizi, ticaretin 25’ten 100 milyar dolara çıkartılması için uğraştığımızı anlattık" sözlerini sarf etti.

ABD'nin Türkiye Büyükelçisi David Satterfield ile yaptıkları görüşmeye de değinen Yalçındağ, "Bu son toplantıda da biz Büyükelçiye çeşitli sorular sorduk, kendisi de değerlendirmelerini yaptı. Zaten bildiklerimizin dışında da bir şey söylemedi açıkçası. S-400 konusunun çok önemli olduğunu, ABD’nin bu noktada çok kararlı olduğunu, açıklanan yaptırımlarla bir mesaj verildiğini, çok uzun süre yaptırım uygulamadıktan sonra nispeten hafif bir yaptırım paketi seçildiğini anlattı. Bildiğimiz şeyler bunlar zaten, gizli saklı değil ki. Büyükelçiler diplomatik nezaketi olan insanlar. Biz muhatabı değiliz, iş insanı olarak kendi düşüncemizi anlatmaya çalıştık. Olabilir, bazı arkadaşlarımıza tonu ağır gelmiştir, bazılarına hafif gelmiştir. Ama sonuçta tonun ne olduğu önemli değil, önemli olan bildiğimiz cümlelerin tekrarlanması" ifadelerini kullandı.

Yalçındağ Trumpla arkadaşlığıyla ilgili ise şunları söyledi:

"Öncelikle şunu söyleyeyim; Amerikan başkanının arkadaşı konumunda olmak ve bunun biliniyor olması çok iyi bir şey değilmiş. Zor bir şeymiş! Amerikan medyası çok ilgilendi. Trump’a karşı olumsuz bakan medya çok uğraştı, 'acaba arkasında bir şey mi var' diye. Sonra o merak eden medya kuruluşlarındaki gazetecilerle arkadaş olduk. Hepsiyle tek tek görüştüm. Aynı sektörden geldiğimiz için onları da çok iyi anlıyorum. Acaba bu dostluğun arkasında ne var, diye merak ettiler. Ama sonra baktılar ki dostluktan başka hiçbir şey yok bu ilişkide. Zaten Trump ile tekrar görüşmemiz ancak başkanlığı bıraktıktan sonra olabilirdi. Öyle olması gerekiyordu."

Yazının kaynağına buradan ulaşabilirsiniz