Ara 24 2017

Trump Türkiye’ye iPhone satışını durdurabilir mi?

Donald Trump ABD Başkanı seçildiğinde AKP iktidarı çok sevindi. Hatta eski Başkan Obama’ya sert eleştirirler yapılırken, Trump’a duyulan sevinç, en yetkili ağızlar tarafından da dile getirildi.

Öyle ki, altı Müslüman ülkeye ait pasaport taşıyanların ABD’ye girişine yasak getirilmesine ses bile çıkarılmadı. Bugün büyük problem olan PYD’nin Suriye topraklarında hızla yayılması pek eleştirilmedi. 

Tabii aradan zaman geçti, Reza Zarrab davası başladı, bir de üstüne ABD’nin Kudüs’ü  İsrail’in başkenti olarak tanıması gündeme geldi. Sevgili Trump bu kez ‘Eyy Trump’a döndü, iki müttefik arasında ilişkiler daha önce hiç olmadığı kadar bozuldu.

Aslında ABD tarafından bakılırsa, Trump seçim kampanyasında verdiği sözleri yerine getirmek dışında hiçbir şey yapmıyor. Mülüman göçmenlere seyahat yasağı, PYD’yi destekleme, Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıma Trump’ın seçim kampanyası sırasında üstüne basa basa verdiği vaatlerdi. Ama Türkiye herhalde ciddiye almamış olacak ki, şimdi iki üke arasıda gerilim tırmanıyor. Daha doğrusu gerilimi Türkiye tırmandırıyor da denebilir.

Peki bunun bir bedeli var mı? Dünya yazarı Güven Sak, konuya ilginç bir pencereden bakıyor. Trump’ın yeni Milli Güvenlik Belgesi’ni değerlendirmiş. O belgede Türkiye’nin adı geçmiyor. Ancak belgedeki geniş tanımlar ve yaptırımlar Türkiye’yi de ilgilendiriyor olabilir. Güven Sak Belge ile ilgili şunları yazıyor: 

‘Bu belge ile, son dönemde dünyayı değiştiren, teknolojik yeniliklerin kaynağı olan inovasyon süreci, ABD için kıskançlıkla korunması gereken bir milli güvenlik meselesi olarak tanımlanıyor. Doğrusu ya, ben bizim gibi ülkeler için teknoloji transferini politize edecek, siyasi şartlara bağlayarak son derece zorlaştıracak yeni bir sürece girmekte olduğumuz kanaatindeyim.’

Trump’ın getirdiği yeni konseptin Obama’nınkinden tamamen farklı olduğunu kaydeden Sak, teknoloji konusunda ‘Parası neyse verelim biz de alalım’ döneminin kapandığını kaydediyor. Aak, bu çerçeveden bakıldığında Trump’ın anlayışında dünyanın ABD ve ötekiler diye ikiye ayrıldığını kaydediyor. Ötekiler de ikiye ayrılıyor. ABD ile ortak olanlar ve ABD ile hiç işi olmayanlar. Yazar şöyle sürdürüyor:

‘Ortağımızsan, yenilikçi sivil teknolojileri seninle paylaşırız (Diplomatik bir araç diyor metin). Ortağımızsan, silah sistemlerimizi seninle paylaşırız. Önümüze çıkarsan, ezer geçeriz. Bu ne demektir? Bu, teknoloji transferi ve inovasyon sürecinin bir nevi politize edilmesi, siyasi şartlara bağlanmasıdır. Bundan böyle yalnızca silah sistemleri için değil, günlük sivil teknolojilere erişim için bile siyasi şartlar dinleme olasılığının artması demektir’

İLGİLİ YAZININ TAMAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN