Şub 10 2018

Güvenlik analistinden Afrin Operasyonu’ndaki askerlere sosyal medya uyarısı

ABD’li askerlerin 2007’de Irak’ta akıllı telefon ile konum belirleyici açık halde paylaştıkları bir fotoğrafta arka planda bir helikopter görüntülendi. Bu helikopter teröristlerce fark edildi ve terör örgütleri bölgeye havan saldırısı düzenledi. Saldırıda ABD 4 Apachi helikopterini kaybetti.

Bu ve buna benzer örnekler, askerlerin sosyal medya kullanımının bir risk oluşturduğunu kanıtlıyor.

Güvenlik analisti emekli albay Erol Bural, Zeytin Dalı Harekâtı’nda görevli bazı askerlerin, cep telefonlarından yaptığı fotoğraf paylaşımlarının güvenlik açısından sakıncalı olduğunu söyledi.

Bural, akıllı telefonlar aracılığı ile paylaşılan fotoğraf ve videolardan askeri birliklerin konum, nitelik ve intikal güzergâhlarının yanı sıra askeri personelin kimliğinin dahi rahatlıkla tespit edilebildiğini paylaşarak uyarıda bulundu.

ABD, Avustralya ve Kanada ordularında görevli personelin twitter, instagram, pinterest gibi sosyal medya ortamlarını kullanmaları katı kurallara bağlıyken Türk Silahlı Kuvvetleri’nde de askeri personelin Facebook’ta üniformalı fotoğrafını yayınlaması yasak.

Öte yandan Afrin operasyonuna katılan askerlerin sosyal medyayı yoğun şekilde kullanması dikkat çekiyor.

Yayınladıkları fotoğraf ve videolarla hem kendileri hem de birlikleri için büyük güvenlik riski oluşturduklarına dikkat çeken Bural, önemli uyarılarda bulundu.

Bural, riskleri şöyle anlattı:

“Akıllı telefonların konum paylaşma özelliği açık halde yapılan fotoğraf ve video paylaşımları askeri birliklerin konum, nitelik ve ilerleme istikâmetlerini ortaya çıkarma riski taşıyor. Örneğin paylaşılan fotoğrafta konum belirleyici açık olduğu için yer bilgisi var, arka planda zırhlı muharebe araçları görünüyor. Demek ki bu birlik mekanize ya da tank birliği, komando birliği, özel kuvvetler birliği gibi bilgileri verir. Ayrıca internet üzerinden yapılan paylaşımlar iz bırakır. Dolayısıyla bu izlerin takip edilmesi sonucu birliklerin harekât güzergâhı da harekâtın ne tarafa yönleneceği de açığa çıkabilir. Sosyal medyanın kapsama alanı milyonlarca kişi, etki alanı güçlü ve paylaşılan bilginin yayılma hızı süratli.”

Bural, örnek olarak harekâtın başlangıcında, ‘PKK’ye ait mühimmat deposunu vuran kahraman pilot’ yazısıyla Türk yıldızlarından bir pilotun görüntüsünün paylaşılmasını veriyor. Kişisel hedef haline getirilen pilot sonrasında ‘Ben değilim’ açıklaması yapmak zorunda kalmıştı.

Fotoğraf ve açık kimlikle yapılan paylaşımın, hedef gösterme, ifşa etmeden başka bir amaca hizmet etmeyeceğini savunan Bural, ‘’Her akla geleni yayınlamak ve kaynağı denetlemeden paylaşmak çok büyük bir güvenlik riski yaratıyor,’’ dedi.

‘’Sosyal medyanın terör örgütlerince algı operasyonu için de kullanılan bir araç olduğu unutulmamalı,’’ diyen Bural’a göre bir teröristin yakalandığı anda, rahatlama evresine girmeden ilk sorgusunun yapılması gerekiyor ve böyle bir ana ilişkin videonun sosyal medyada paylaşılmasının son derece yanlış.

Bural, bunun moral ve motivasyon için yapılsa da Türkiye’yi zor duruma sokmak isteyecek bir takım kurum, kuruluş ve örgütlere malzeme olabileceğinin düşünülmesi gerektiğini ifade ediyor.

Güvenlik analisti İdlib’de düşürülen Rus uçağının pilotundan ele geçirilen malzemeler arasında klasik eski tip bir telefon olduğunun altını çiziyor ve ekliyor:

‘’Rus pilotun mutlaka akıllı telefon alacak parası var. Ama taşıdığı o telefonun izini sürmek zor. Rus pilotun yaptığı şey örnek olmalı.’’

Öte yandan basın yayın kuruluşlarının da yayınlarında kullandıkları görsellere dikkat etmeleri gerektiğinin altını çizen Bural, ‘’harekâta katılan askeri araçların sadece plakalarına bakılarak, hangi birliklerin ne kadarlık bir güçle harekât içinde yer aldığını tespit edebilmek mümkün. Röportajlarda askerlerin kimliklerini, birliklerinin niteliklerini ortaya çıkaracak sorulara dikkat etmeli,” ifadelerini kullandı.